Dünya Limit Aşım Günü 2026
Global Footprint Network:GFN (Küresel Ayakizi Ağı) adlı kuruluş her yıl Dünya Limit Aşım Günü’nü (DLAG) (Earth Overshoot Day: EOD) hesaplıyor. Bu hesaplanan gün, dünyanın biyolojik kapasitesinin insanlığın ekolojik ayak izini karşılayabilmesinde sınır olarak kabul ediliyor. Yılın sonraki bölümünde ise insanlık limit aşılmış bir dünyada gelecekten çalarak / yiyerek yaşıyor. 2005’te 1 Eylül olan DLAG’i yirmibir yıl sonra 2026’da 30 Temmuz’a geri çekmeyi becerdik!
DLAG hesabına göre, insanlık şu anda doğayı, Dünya’nın ekosistemlerinin kendini yenileme hızından yüzde 73 daha hızlı tüketmektedir; bu aşım, 1,75 adet Dünya kullanmaya eşdeğerdir. İnsanlık tarihindeki bu en yüksek küresel aşım düzeyindeki söz konusu tüketim, uzun vadeli kaynak güvenliğini tehlikeye atmaktadır.
DÜNYA LİMİT AŞIM GÜNÜ
Dünya Limit Aşım Günü (DLAG) hesaplamasında kullanılan formül gayet basit aslında! Şöyle ki:
DLAG = ([Dünyanın Biyokapasitesi / İnsanlığın Ekolojik Ayakizi] x 365)
GFN DLAG hesaplamasında aynı muhasebedeki bir gelir-gider tablosu mantığı ile çalışıyor. Nüfusun ekosistemden talep ederek yaptığı harcamalar talep (giderler) yanında; ekosistemin kaynakları ve ekosistem hizmetleri diğer yanda yani arz (gelirler) yanında! Eğer talep arzdan fazla ise bu bölge ekolojik açık veriyor demektir. Ekolojik açık veren bölgenin bu açığı ithalat ile kapatmaya çalışacağı ya da çalıştığı açıktır. Dünya ölçeğinde düşünüldüğünde ekolojik açık ve dünya limit aşım günü aynı şeydir. Gezegene ithalat henüz yapılmadığı için!
Küresel ekolojik aşım durumunun 1970’lerin başında başlamasından bu yana, yıllık açıklar birikerek giderek büyüyen bir ekolojik borca dönüşmüştür. Bu borç, günümüzde Dünya’nın tam biyolojik üretkenliğinin 20,6 yıllık karşılığına denk gelmektedir. Başka bir deyişle, eğer ekolojik aşım durumu tamamen geri döndürülebilir olsaydı, kaybedilen dengeyi yeniden sağlamak için gezegenin tam yenilenme kapasitesinin 20,6 yılına ihtiyaç duyulurdu. Ne var ki söz konusu ekolojik borcun tamamının geri döndürülebilmesi pek olası değildir.
Eğer aşım mevcut seviyesinde devam ederse, bu borç her yıl yaklaşık 0,73 gezegen-yılı oranında artacaktır. Bu birikimli aşımın ölçülebilir sonuçlarından biri, atmosferdeki CO2 seviyelerinin yükselmesidir: NOAA tahminlerine göre, küresel aşımın başladığı 1972 yılından bu yana atmosferdeki sera gazı konsantrasyonları, CO2 eşdeğeri olarak milyonda 367 birim (ppm) seviyesinden 2026 yılında 547 ppm seviyesine çıkmıştır.
Global Footprint Network Y.K. üyesi Dr. Lewis Akenji, “Yol açtığımız ekolojik tahribatın sınırlarını zorluyoruz; artık 21. yüzyılın dörtte biri geride kaldı ve şu andan itibaren yeni bir zarar vermeyi bıraksak bile, gezegene en az 20 yıllık bir ekolojik iyileşme süreci borçluyuz. Eğer bu gezegene hâlâ ‘evimiz’ demek istiyorsak, yaşanan bu aşırı tüketim düzeyi; ortak geleceğimiz adına, uyum ve zararı hafifletme konularında, bugüne dek yaptığımız tüm tarihsel yatırımları gölgede bırakacak çapta bir kararlılık ve iddia gerektiriyor” değerlendirmesinde bulunuyor.
Dünya Limit Aşım Günü’ne ait 1972-2026 grafiği tablosuna baktığımızda görüyoruz ki yaklaşık yarım yüzyıl önce dünya kaynaklarının bir yılda tüketebileceğimiz kısmıyla yetiniyorduk. 2026’ya geldiğimizde bize bir dünya yetmiyor, 1,73 dünya gerekiyor artık. Ülkelere yıllık grafikten bakabilirsiniz!
Grafiğe bakıldığında özellikle neoliberalizm rüzgârının dünyada (Reagenizm-Thatcherizm ve dahi Özalizm şeytan üçgeninde yoğun olarak) estirilmeye başlandığı vahşi kapitalizm sürecinde eğim aşırı hızlanmış! Bunun nedeni o mendebur yüzde 1; ama bu durum onların fıtratlarında var! Eh yani, sistem değişmeli, iklim değil!
YA TÜRKİYE?
Ya Türkiye? 6 Haziran’da yani yılın yarısı tam bitmeden yıllık ekolojik ayak izimiz ile yıllık biyokapasitemizi tüketmiş olduk. Ülkemiz her konuda olduğu gibi bu konuda da açık veren bir ülke konumunda. 1967’de (0,7 küresel hektar) ekolojik fazla verirken 1980’de durum değişmiş ve giderek ekolojik açık büyümüş!
Şimdi son raporda ise ülkemizin ekolojik açık derecesi – yüzde 120. Ülkemizin Biyokapasitesi (kişi başı küresel hektar) 1,5, Tüketimin ekolojik ayakizi (kişi başı küresel hektar) 3,5. Aradaki fark : - 2,0 yani eksideyiz! Bu hesaba göre Türkiye’ye yılda (3,5 / 1,5) = 2,33 Türkiye gerekli.
Ülkemiz bu hale Turgut Özal ile başlayan neoliberal iktidarlar ile devam eden süreçte gelmiş. Şimdi külahları önümüze koyup düşünme zamanı! Hem de ‘Moğollar’ grubunun şu şarkısının gereği ile : Bişey Yapmalı (bkz. https://www.youtube.com /watch? v=8vPphK-Lvq4)
ÇÖZÜM
Elbette, pek çok çözüm yolu mevcut. Dünya Limit Aşım Günü tarihini (#MoveTheDate) doğru yönde değiştirecek seçenekler halihazırda var ve bunların birçoğu ekonomik açıdan da avantajlı. Şehirler, Enerji, Gıda, Nüfus ve Gezegen olmak üzere beş temel alanda fırsatlar bulunuyor. Küresel Ayakizi Ağı’nın ‘Power of Possibility’ (Olasılıkların Gücü) bülteninde, Dünya Limit Aşım Günü tarihini değiştirebilecek ölçeklenebilir çözümler sunulmuş. Örneğin, fosil yakıtlardan kaynaklanan CO2 emisyonlarının yüzde 50 oranında azaltılması, bu tarihi üç ay ileriye taşıyacaktır.
Bazı işletmeler büyürken halihazırda #MoveTheDate (Tarihi İleri Taşıma) yönünde, yani doğru istikamette adımlar atıyor. Bu işletmeler, iklim değişikliğinin ve kaynak kısıtlarının arttığı öngörülebilir bir gelecekte değer kazanmak adına avantajlı bir konumdalar. Zira hem onlara duyulan ihtiyaç artacak hem de kendileri ekolojik sınırlarla karşılaşmayacaklar. Kendini “yenileyici” (regenerative) veya “döngüsel” (circular) olarak tanımlayan her işletme, küresel kaynak aşımını gerçekten azalttığını kanıtlayabilmelidir. Aksi takdirde kullandıkları bu tanımlama yanıltıcı olacaktır.
“Ending overshoot is essential. It is also possible, given human creativity,” comments Dr. Jane Muncke, board member of Global Footprint Network.
Global Footprint Network Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Jane Muncke, “Limit aşımına son vermek elzemdir. İnsan yaratıcılığı göz önüne alındığında, bu aynı zamanda mümkündür,” yorumunda bulunuyor.

