07 Ekim 2026 Çarşamba
İstanbul 17°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Dünya Politik Ekonomi Birliği (WAPE) 19. Forum’un ardından

Melih Baş

Melih Baş

Gazete Yazarı

A+ A-

WAPE 19. Forumu Londra’da Greenwich Üniversitesi’nde 5-7 Ağustos tarihleri arasında yapıldı. WAPE Çinliler tarafından yönetilen bir ekonomi örgütüdür. WAPE’in bu yılki konferansının teması Adam Smith’in ‘Ulusların Zenginliğinin Doğası ve Nedenleri Üzerine Bir Araştırma’ adlı kitabının yayınlanışın 250. Yılı nedeniyle Adam Smith’in politik ekonomiye katkısıydı. Smith bu çalışmayla politik ekonominin (şimdilerde ana akım) öncülüğünü yapmıştı.

Kongre’nin açılışında WAPE’in Başkanı Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nden Prof. Cheng Enfu ‘Adam Smith’in serbest piyasa ekonomisi ve “bırakınız yapsınlar”ın gurusu olduğu söylenirse de O’nun sadece serbest piyasayı savunmadığını ve fakat bunun yanısıra modern ekonomilerin gelişiminde işin sosyal bölüşümünün, ahlaki kuralların ve devletin rolünü kapsayan bir çerçevede açıkladığını’ belirtti.

Dünya Politik Ekonomi Birliği (WAPE) 19. Forum’un ardından - Resim : 1

Yine Kongre’nin açılışında çağrılı ana konuşmacı olan Prof. Dr. Doğan Göçmen, Smith’in ‘Ulusların Zenginliği’ adlı yapıtında ortaya koyduğu ticari toplumu daha önceki ‘Ahlaki Duygular Kuramı’ adlı yapıtında ahlaki bir eleştirisini yaptığının altını çizerek, Smith’in görüşünün sadece “pazarın görünmeyen eli kuralının yönetmesi’ biçiminde düşünülmesinin yanlış olabileceğini belirtti.

KONGRE’DEKİ OTURUMLAR

Kongre’de birçok paralel oturum yapıldı. Kongre’de bugünkü ana akım ekonomistlerin nitelediği ve savunduğu üzere Smith’in ‘serbest piyasanın kullanımın dünyayı daha zengin, daha özgür ve daha mutlu hale getireceği’ biçiminde bir fetişizme saplanmış olmadığı gündeme getirildi, Smith, emeğin zenginliğin yaratımında temel kaynak olduğunu vurgulamış olsa da çelişkili biçimde emeğin üretim faktörlerinden (sermeye, toprak gibi) biri olduğunu söylemiştir. Toprağın payı kira, sermayenin payı kâr, emeğin payı ücret olarak belirtilmiştir. Ana akım ekonomide Smith’in üretimin faktörleri kuramı başat olurken, O’nun emek değer kuramı çöpe atılmıştır.

Karl Marks’ın Artı Değer Kuramı adlı çalışmasında Smith’in kapitalist üretim biçiminin bir geçiş karakteri taşıdığını göz ardı ederek, sonsuza dek sürecek doğal bir düzen ütopyası olarak gördüğünü eleştirisini anımsayalım!

Kongre’de Adam Smith ana tema olmakla birlikte, Dünya’nın her tarafından 150’yi aşkın katılımcı paralel oturumlarda birçok diğer konuyu ele alan 100’ü aşkın bildiri sundular ve tartıştılar. Bu konuların arasında ‘bilginin doğasından emperyalizme, yapay zekadan teknolojik inovasyona, değer kuramına ve kuşkusuz Çin’e’ dek birçok başlık yer aldı.

Gazetemizin yazarlarından Michael Roberts, emperyalist sömürü altında yoksul ülkelerin asla zengin Küresel Kuzey ile aralarındaki (kişi başı gelir, verimlilik ve insani kalkınma vb.) farklarını kapatamayacakları konusunu ele alan bir bildiri ve finansallaşmayla ilgili bir başka bildiri sundu. 

Benim de üyesi olduğum WAPE Konseyi her yıl verilen ‘Marksist Ekonomi’ye önemli katkılarından ötürü verilen ödül’ü Roberts’a verdi.

Kongre’de Çin’den ilginç bildiriler mevcuttu. Bunların içinde göz dolduran kimileri şunlardı:  Shu Zhan (Çin-Güney Ülkeleri arasında ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi), Yue Lin (Çoklu Uluslararasılaşmada Çin’in Eko-uygarlığı), Ning Dianxia (Finansal Kapitalizmin İllegal Mantığı ve Eleştirisi), Duan Xuihui (Modern ekonomiden Modernize Bir Ekonomiye Ekonomik Terminolojide Bir Devrim) vd.

WAPE’in yöneticilerinden Alan Freeman’ın ‘Para, Değer ve Marx’ temalı bildirisi ve sevgideğer komşu dost Dimitrios Patelis’in ‘Adam Smith’in metodolojisinin ikili yapısı’ başlıklı bildirisini anmadan geçmeyelim.

Ülkemizden de çok az sayıda ama değerli bildiriler vardı. Kimilerine bakalım. Deniz Kızılceç ve Efecan Gürcan Cheng Enfu’nun görüşlerini ve eserlerini incelediler. Bkz. Cheng Enfu’nın kitapları (Canut Yayınevi). Ozan Şahin ‘Uluslararası Hukukta çok kutupluluğun gelişimi’ni bir sunumla inceledi. Işıkgün Akfırat’ın YZ ve Verimlilik Politikası başlıklı bildirisi oldukça ilginçti.       

33 STRATEJİ BİLDİRİMİZ

Dünya Politik Ekonomi Birliği (WAPE) 19. Forum’un ardından - Resim : 2

Ben de Yıllık Forum’da ‘Çin’in 33 Strateji Yaklaşımının Avrasyagil Bir Stratejik Yönetim Modeli Olma Potansiyeli’ başlıklı bir bildiri sundum. Forum’da firma düzeyinde ve stratejik yönetim konusunda bir bildiri olmadığından ve bu konuda pek dikkate değer çalışma da olmadığından bildirimiz başta Çinliler olmak üzere ilginç ve orijinal bulunarak takdir gördü.    

YILLIK FORUM KAPANIŞ BİLDİRİSİNE KISA BAKIŞ

Yıllık Forum’un kapanış bildirisinde yer alan hususlara kısaca bakalım.

Savaşların temposu 2020'lerde belirgin bir şekilde hızlandı. Bu çatışmalardan ABD önderliğindeki emperyalist bir savaşa, yeniden yükselen Japon emperyalizminin de katılımıyla ÇHC’ne yönelik bir savaşa doğru gidilmektedir. Bu savaşları kesin ve koşulsuz olarak kınıyoruz ve vicdan sahibi tüm insanları, hükümetlerinden bu savaşları diplomatik, ekonomik ve askeri olarak desteklemeyi bırakmalarını talep etmeye çağırıyoruz. Bunlar hem can kayıplarına hem de özellikle enerji olmak üzere tedarik zincirlerinde aksamalara neden olmaktadır.

Zamanında bu ayrıcalıkları sağlayan jeopolitik ekonomi erirken emperyalizmin gücü, iki eş zamanlı ancak farklı eğilimin etkisiyle azalmaktadır. İlki, anavatanlarında kapitalizmin kendisinin gerilemesi, neredeyse elli yıllık neoliberalizm sürecinde üretkenliği zayıflamış, düşük yatırımlı, düşük büyümeli, finansallaşmış, yırtıcı ve spekülatif bir sisteme dönüşmesi; ikincisi, sosyalist Çin'in açık ara önde olduğu birçok gelişmekte olan ve yükselen ülkenin üretken yükselişinin çok kutupluluğu ilerletmesi.

İlki ülkelerin ekonomilerini, anavatanlarında gerileyen finansallaşmış yırtıcı ve spekülatif kapitalizmin yağmalanmasına açık hale getirmektedir. Yaklaşık on beş yıl önce BRICS ülkelerinin (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) yükselişi hakkında çok konuşulurken, Brezilya'nın yükselişi Bolsonaro döneminde durdurulduğu; Hindistan'ın ilerlemesinin ise Modi'nin militan Hindutva hükümeti altında neredeyse tersine döndürülmüştür. Bugün, bu tür ülkelerin iktidardaki elitleri ABD merkezli uluslararası finansla iç içe geçmiş durumda olduğundan, bu ülkelerin emperyalizme direnme ve küresel yönetişimi demokratikleştirme konusundaki etkinliğinin sınırlı olduğu görülüyor. Birçok ülkenin giderek militarist bir emperyalizmin hedefinde olduğundan, anti-emperyalist birliğin inşasının da büyük bir zorluk olmaya devam ettiği; bu ülkelerin arasında Çin, Rusya, İran ve Kuzey Kore, Venezuela, Küba ve Nikaragua’nın yer aldığı görülüyor.

Yüzyıllardaki savaşlar arasında bir benzerlikler ve farklar da var elbette. Savaşlar yayılırken, çokkutuplu bir Dünya doğuyor. Çin bu karmaşık süreçte özellikle yaratıcı bir rol oynuyor ve savaş, şiddet ve felaketlerle çalkalanan Dünya’da barış ve istikrar unsuru oluyor. Çin bu konuda Birleşmiş Milletler’e bir dizi doküman sunmuştu: Küresel Güvenlik İnsiyatif, Küresel Kalkınma İnsiyatifi, Küresel Uygarlık İnsiyatifi ve Küresel Yönetişim İnsiyatifi.     

Bu bitmek bilmeyen savaşlar insanlığın karşı karşıya olduğu diğer büyük zorlukların da ele alınamama olasılığını daha da baltalıyorlar.

Bunların en önemli üçü şunlardır: Nükleer silahsızlanma için uluslararası işbirliğiyle çözülebilecek nükleer savaş tehlikesi; iklim ısınması, gizli anlaşmalar ve biyolojik çeşitlilik kaybının hızlanan ekolojik acil durumu dünya ekonomisini yenilenebilir enerjiye kaydırmayı, kalkınmanın kaynak ayak izini azaltmayı ve ekolojik düzenleme gereksinmesi; ve şu anda emperyalizmin anavatanlarındaki platform oligarşileri tarafından direnişle karşılanan yapay zekanın yönetimi.

Savaş, emperyalizm, ekolojik felaket, nükleer yok oluş ve spekülasyon yerine, çok kutupluluk çağı için yeni bir uluslararası düzen kurmamız gerekiyor; dünyanın zenginliğinin refahını ve ekolojik olarak sürdürülebilir gelişimini, birçok ulus arasında adil dağıtımını teşvik etmek ve yapay zekâ da dahil olmak üzere yeni nitelikli üretken güçler geliştirmek, böylece insanlığın tamamına ve tüm halklarına fayda sağlamak.

SONSÖZ YERİNE

Yok başka bir cehennem yaşıyorsunuz işte!