Ekrem Arslan’nın kaleminden bizim emek hikâyelerimiz
Değerli Ağabeyim Ekrem Arslan ATDD‘nin (Avusturya Türkiye Dostluk Derneği-St.Pölten) yayın organı olan Dostluk Postasın’da, ‘Bizim Hikayelerimiz’e yer veriyor.
Ekrem Arslan Avusturya’daki Türk kökenli seçkin aydın, yazar, eğitimci, siyasetçi, iş insanı gibi şahsiyetleri, güçlü kalemiyle kamuoyuna tanıtıyor. Bunlardan biri geçtiğimiz günlerde, sanal ortamda 20 binden fazla kişiye ulaşmış.
ATDD-St.Pölten derneğimizi yöneten Ekrem abi, halen benimde büyüdüğüm Avusturya’da yaşıyor.
Bizi de ‚iz bırakanlar‘ kervanına dâhil etmeyi layık görmüş. Sıradaki çalışmasında bizim arkada kalan emek ve yaşam hikâyemizin önemli kilometre taşlarını yazıya dökmüş.Kullandığı akıcı dil ve anlatım tarzı, insanı nehrin akışı gibialıp geçmiş dönemlere götürüyor ve unutulmaz anıları tekrar canlanmasını sağlıyor.
Sayın Arslan’nın eline emeğine sağlık diyoruz. Buradan ona ve St.Pölten toplumuna sonsuz saygılarımızı ve selamlarımızı paylaşmak istiyoruz. Sözü fazla uzatmadan işte 18 Kasım 2025 günü,Dostluk Postası’nda yayımladığı emek ve yaşam hikâyelerimizden biri…
MUNZUR’UN ETEKLERİNDEN ALP DAĞLARINA UZANAN BİR EMEK HİKÂYESİ
Derneğimizle bir şekilde yolu kesişenler, Cengiz Köse’yi az çok tanırlar. Cengiz, uzun yıllar St. Pölten’de yaşamış, 2007–2009 yılları arasında derneğimizin başkanlığını yapmış bir arkadaşımız. Bugünlerde hayat mücadelesini Almanya’nın Rostock kentinde sürdürüyor. Onu, bıyıkları yeni terlemeye başladığı günlerden bu yana tanırım. Çalışkanlığı, fedakârlığı ve elini taşın altına koymaktan çekinmeyen yapısıyla hep akıllarda kalmıştır. Aramızda bulunduğu sürece verilen her görevi canla başla yerine getirmeye çalıştı.
Cengiz’in hikâyesi, 1974 yılında Tunceli’nin Ovacık ilçesinde, Munzur Dağları’nın eteklerinde başlar. Henüz dört yaşındayken ailesiyle birlikte uzun bir yolculuğa çıkarak Alp Dağlarının ülkesi Avusturya’ya gelirler. Babası Hasan Köse, iki ülke arasında yapılan iş gücü anlaşmasıyla Glanzstoff fabrikasında işçi olarak çalışmak üzere St. Pölten’e getirilmiştir. O yıllarda şehirde ev bulmak hayli zordur; bu nedenle aile önce Krems kırsalındaki bir köyde yaşamaya başlar. Cengiz Köse de ilkokul eğitimini 1984 yılına kadar burada sürdürür. Ardından, fabrikanın St. PöltenHerzogenburgerstraße’de bulunan eski villalarından birinin bahçesindeki müstakil yapıya taşınırlar. Daha sonra ise Glanzstoff’un işçi lojmanları olan Mühlweg’dekiZehnhausär evlerine geçerler. Aile, 1985 yılında St. Pölten’e tamamen yerleşerek burada yeni bir hayata adım atar.
Cengiz burada büyür, ortaokul´a St. Pölten’de başlar ve ortaöğrenimini tamamladıktan sonra meslek okuluna giderek elektrik tesisatçısı olur. Bu meslek ona düzenli bir hayat kazandırsa da, içinde hep daha fazlasını yapma arzusu vardır. Gündüzleri çalışıp akşamları WIFI’de kurslara devam eder; sonunda elektrik teknikerliği derecesini alarak mesleğinde bir adım daha ilerler. Çalışmakla okumayı birlikte yürütürken, haftada yalnızca pazar günleri boştur. Ama o günleri de boş geçirmez; bağlama kurslarına gider, müziğe ve resme olan ilgisini sürdürür. Sanata düşkünlüğü onu St. Pölten’de kurulan Enternasyonal Sanatçı ve Yazarlar Derneği’ne üye olmaya kadar götürür.
Genç yaşlarda siyasete ilgi duymaya başlar. 16 yaşında Avusturya Sosyalist Partisi’nin gençlik örgütü SJ (Sosyalist Gençlik) ile tanışır, burada ilk kez politik fikirlerle karşılaşır. Ardından Avusturya-Türkiye Dostluk Derneği’ne üye olur ve orada gerçek dostluğu bulduğunu söyler hep. 1988’de kurulan bu derneğin çatısı altında hem çalışkanlığıyla hem de üretkenliğiyle kısa sürede dikkat çeker.
O dönemde aynı zamanda gazetecilikte de yeni bir sayfa açar. Derneğin yayını olan Dostluk Postası dergisinde yazılar kaleme alır, dergi matbu çıktığında her sayıya katkı sunar. Yazı yazma merakı onu yıllar sonra “sarı basın kartı” sahibi bir gazeteci yapacaktır. 1990’ların başında Viyana Aktüel gazetesine muhabirlik yapar, ardından Öneri dergisinde ve Aktüel Avrupa gazetesinde köşe yazarlığına devam eder.
İlk yurtdışı görevi kapsamında Türkiye’nin Akdeniz bölgesinde, Adana’da çalışmaya başlar. Bu yıllar aynı zamanda hayatının dönüm noktalarından biridir; Adana’da tanıştığı bir hanımla evlenir. Birkaç yıl süren bu yurtdışı görevini tamamladıktan sonra ise eşiyle birlikte yeniden Avusturya’ya döner.
Aynı dönemde, St. Pölten’de göçmenlerin hikâyesini anlatan Almanca–Türkçe bir belgesel–röportaj filmi hazırlar.
Bu çalışma belediye ve Betriebsseelsorge (kilisenin sendikal kolu) tarafından referans alınır.
Cengiz, ilerleyen yıllarda CinemaParadiso ve Betriebsseelsorge’nin düzenlediği kültürel podyum tartışmalarına konuk olarak katılır.
Cengiz’in gazetecilik serüveni zamanla araştırmacı kimliğiyle birleşir. Öneri gazetesinde yayımlanan “50 bin Alevi Yehova Şahitlerine Geçti mi?” başlıklı haberi hem Avusturya’da hem de Türkiye’de gündeme oturur. 2006’da bu çalışmaları genişleterek, Aydüsü Yayınları’ndan çıkan “Enel Hak’tan Günümüze Misyonerlik / Aleviler Neden İnanç Değiştirsin?” adlı araştırmasını yayımlar. Bu kitap birçok gazetede ve televizyon programında referans olarak gösterilir.
Gazeteciliğin yanı sıra, St. Pölten’in yerel gazetesi Bezirksblatt’ta da haberleri yayımlanır; burada siyasi podyum tartışmalarını hazırlayıp sunar.
2007–2009 yılları arasında, dernek başkanlığı döneminde, Cengiz’in adı daha da çok duyulur. 1988 tarihli tüzüğün dönemin koşullarına uygun olarak yeniden düzenlenmesine büyük katkı sağlar. Gençleri dernek çatısı altında toplamak, onlara gelecek için bir vizyon kazandırmak için çabalar. St. Pölten’de ilk 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı geniş katılımla onun döneminde kutlanır. Aynı şekilde 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nda düzenlenen büyük futbol turnuvası da onun öncülüğünde gerçekleşir. Dernekler arası bağları güçlendirmek için demokratik kitle örgütleriyle temas kurar.
2008’de Glanzstoff fabrikasının kapatılmasına karşı kurulan Pro Glanzstoff platformunda aktif görev alır. Kapanmaya direnen bu işçi hareketinde dönemin Avusturya Başbakanı ile görüşüp destek ister. Fabrika sonunda taşınsa da, bu mücadele St. Pölten tarihine işçi dayanışmasının sembolü olarak geçer.
Yine aynı yıl, yani 2008’de yapılan Avusturya genel seçiminde Linke listesinde aday gösterilir.
2009’dan sonra Avusturya İşçi Odaları (Arbeiterkammer) ve Avusturya Sendikalar Birliği (ÖGB) desteğiyle yayımlanan Sendika Gazetesi’nde çalışmaya başlar.
Burada haber müdürlüğü yapar, programlar hazırlar, Sendika TV adlı programın yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlenir.
Gazeteci kimliğiyle belediye başkanları, milletvekilleri, sanatçılar, bakanlar ve başbakanlarla röportajlar yapar.
Ayrıca “Yerel Yönetim, Toplum, Göç ve Planlama” konulu Almanca bir dosya hazırlayarak St. Pölten Belediye Başkanı’na sunar.
2009’da SPÖ’ye üye olur; partinin kaynaklarından Avusturya işçi hareketi tarihini Türkçeye çevirerek Sendika Gazetesi’nde yayımlar.
Cengiz’in yaşamında dönüm noktalarından biri de, Avusturya’daki çalışma düzeninin değişmesiyle başlar. 2008’deki ekonomik kriz, onu yeni yollar aramaya iter. Kısa bir süre sonra Türkiye’de başka bir şirkette iş bulur ve İstanbul’da çalışmaya başlar. Buradaki başarılı performansı nedeniyle şirket onu Almanya’daki merkezine çağırır. Artık Rostock’ta, deniz manzaralı ofisinde Avrupa genelindeki projeleri yönetmektedir.
Almanya yıllarında da üretmekten, araştırmaktan ve yazmaktan vazgeçmez. 2018’de Bilimsel Sosyalizmi temel alan Rotfuchs Eğitim Derneği ile tanışır, çalışmalarına katılır. Almanya’da entelektüel alanda yürüttüğü bu yoğun çalışma ve araştırmaların ardından, Kaynak Yayınları’ndan çıkan ikinci kitabı “Sosyalist Dijital Toplum – Ütopya’dan Gerçeğe” yayımlanır.
Cengiz Köse halen Aydınlık Avrupa gazetesinde köşe yazılarını sürdürüyor. Paranın, felsefenin, teknolojinin ve insanlık tarihinin izlerini dijital toplum perspektifinden incelemeye devam ediyor.
Bugün iki çocuk babası olan Cengiz Köse, eşinin de desteğiyle çalışmaya, üretmeye ve yazmaya hâlâ aynı heyecanla devam ediyor. Bizler de kendisine bu uzun yolculuğunda başarılar diliyoruz. Uzakta olsa da ailesi hâlâ St. Pölten’dedir; kökleri bu şehirle bağını hiç koparmamıştır. St. Pölten’in tekdüze yaşamı içinde kendini yetiştirmeyi başararak, burada yaşayan Türk toplumunun adeta tek ‘kitaplı aydını’ olmuştur.
Munzur'un eteklerinden Alp Dağları'na, oradan Almanya'nın Rostock şehrine ve Baltık Denizi'ne uzanan bu hikâye, sadece bir gurbetçinin değil, inatla üreten, düşünen ve emek veren bir insanın hikâyesidir. Cengiz Köse, St. Pölten'in hafızasında yer etmiş ikinci kuşak emekçilerden biri olarak, bu topraklara emeği ve alın teriyle iz bırakmıştır.