Elbet bulunur kurtaracak vatanın da Kıbrıs’ın da CHP’nin de kara bahtını
KKTC’deki Cumhurbaşkanlığı Seçimi yalnızca KKTC’yi mi ilgilendiriyordu…
Geçen hafta yazdık.
Kıbrıs Adası Türkiye’nin, bölgenin ve Yükselen Asya’nın Doğu Akdeniz kapısı.
Bu kapının anahtarında kim söz sahibi olacak?
Görünmez değil görünen bir el hedefi belli bir tasarım yapıyor çok açık değil mi…
SİYASALLAŞMIŞ YARGI
CHP’nin 38. Kurultayı’na ilişkin karar Özgür Özel yönetimini bile şaşırttı.
İstanbul İl Başkanı yeniden mazbata alacağı sırada yaptığı konuşmada bocaladı durdu. Belli ki “mutlak butlan” kararının çıkmasına ya da ertelemeye göre bir konuşma yapmaya hazırlanmış. “Siyasallaşmış yargı” diyor sonra düzeltmeye çalışıyor…
Taraflı diye nitelediği “yargı” onların lehine karar verdi. Ne olacak şimdi!
Aslında bu karar, bölgemizdeki “yürü ya kulum” genel tasarımına uygun düşüyor.
Atatürk’ün en karanlık günlerdeki vurguladığı gibi söylersem: (İki de bir böyle gönderme yapmayı doğru bulmasam da, pek oturuyor…)
“Elbet bulunur kurtaracak bahtı kara maderini…”
Namık Kemal’lerden bu yana gelen nesillerin mirasçıları hâlâ ilk günkü gibi canlı yaşıyor.
Elbet bulunur kurtaracak vatanın da, Kıbrıs’ın da ve hatta CHP’nin de kara bahtını diyelim…
TÜRKİYE NİRE GÜNEY KIBRIS NİRE
Dönelim konumuz Kıbrıs’a.
Son iki günün iki haberi:
Biri, “Kıbrıs, AB SAFE savunma fonlama programında Türkiye'ye karşı güvence sağladı” başlıklı.
Şöyle devam ediyor:
“Kıbrıs (elbette Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nden söz ediliyor) Cumhurbaşkanı Nikos Hristodoulides, Brüksel'deki Avrupa Konseyi toplantısına gelişinde yaptığı açıklamada, Kıbrıs’ın, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin SAFE savunma fonlama programına katılımını engelleyen bir güvenlik önlemi aldığını duyurdu.
“Hristodoulides, ‘Üye olmayan ülkelerin SAFE’e katılımına ilişkin tutumumuzun benimsenmesinden memnuniyet duyuyorum.’ dedi ve ekledi: Üye ülkelerin topraklarını işgal eden veya güvenliğini tehdit eden hiçbir üçüncü ülke (Bu Türkiye oluyor. ŞP), hiçbir koşulda savunma ve güvenlik sektöründe herhangi bir Avrupa Birliği finansman aracına katılamaz veya bunları kullanamaz.”
Bak sen!
Güney Kıbrıs Rum Yönetimi emrediyor.
Tak şak!
Türkiye SAFE sistemine alınmıyor. Türkiye yok NATO üyesiymiş… En güçlü orduya sahipmiş… Canciğer dostuymuş… Palavra…
NEDEN BU YIĞINAK
Bu da son iki gündeki ikinci haberin başlığı:
“Dört hangar, 100 milyon avro, 1.500 istihdam: Eski Larnaka Havalimanı'nın dönüşümü”
“Kıbrıs, eski Larnaka Havaalanı’na 100 milyon avroyu aşan yatırımlarla, uçak bakım merkezi haline gelmeye hazırlanıyor. Bird Aviation Ltd’nin genişleyen iş alanlarının yanı sıra üç yeni şirket de uçak bakım hangarları inşa etmeyi planlıyor.
“Projeyi yürüten Nopo Financial Services şirketine göre, tesislerin 2028 yılına kadar hazır olması ve yaklaşık 1.500 kişiye istihdam sağlaması bekleniyor. İki özel üniversite de Kıbrıs'tan nitelikli personel temin etmek için özel eğitim programları sunmaya hazırlanıyor.”
NEDEN GÜNEY KIBRIS
Neden bu yığınaklar Güney Kıbrıs’a yapılıyor, paralar akıtılıyor sanıyorsunuz…
O yaratılacak “1500” kişilik iş olanağından KKTC’li gençlerimiz mi yararlanacak sanki…
Hayali bile hiç gerçekçi değil.
Kırmızı başlıklı kızın ninesinin dişleri bileniyor… Daha kolay KKTC’yi yalayıp yutsun diye…
Doyar mı tek dişi bile kalmayan emperyalizm!
Baksanıza Pentagon maaşları ödemek için bir yabancı müttefikinden “130 milyon dolar bağış” alıyor!
Vay vay şu düştükleri durumlara bakınız…
GÖRÜNÜZ VE BOYUN EĞMEYİNİZ
Bakınız ve görünüz…
Görünüz ve boyun eğmeyiniz.
Bel bağlamayınız.
Kime diyorum:
İktidara gelmek için kim bel bağlıyorsa… Onlar da dâhil… Ben ettim sen etme diyen de… AB pasaportu alacağım, köşeyi döneceğim diyene kadar herkese…
Esas hedefin Türkiye olduğu da açık değil mi…
İşgalci ülkeymişiz. Güvenliklerini tehdit ediyormuşuz…
Nasıl bir pervasızlık bu!
Ecdatlarımızdan devraldığımız o onur ve bağımsızlık geleneği buna izin veremez.
İzin verenlere de, had bildirmeyenlere de izin veremez.
Dönmeyiz millet yolundan ecdadımızdan daha çok umutluyuz
Namık Kemal ’93 Harbi’nden sonra bütün Rumeli’de vatan toprakları işgal edildiği sırada Midilli’de bir akşam arkadaşı Hikmet Bey’le otururken sabaha kadar Vatan Mersiyesi’ni yazar.
Mustafa Kemal’in öğrencilik yıllarında okul yönetiminin aldığı bütün önlemlere rağmen, en karanlık istibdat günlerinin gecelerinde gizli gizli Namık Kemal’den, Tevfik Fikret’ten şiirler okuduğunu biliyoruz. Yakın arkadaşı Ali Fuat Cebesoy anılarında, Mustafa Kemal’in bir gece yanına gelerek Vatan Kasidesî'nin teksir edilmiş bir kopyasını “Fuat kardeşim, bunu ezberleyelim.” diye ona verirken yavaş bir sesle fakat büyük bir heyecanla;
Felek her türlü esbab-ı cefasın toplasın gelsin
Dönersem kahpeyim millet yolunda bir azimetten
dizelerini okuduğunu aktarıyor. Yine bir gün üç beş arkadaş, büyük yenilgiyle sonuçlanan 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’na ilişkin konuşurken yine Mustafa Kemal, birden büyük bir üzüntüyle Namık Kemal’in bu iki dizesini okur. (A. Fuat Cebesoy, Sınıf Arkadaşım Atatürk, İstanbul, 1967, s. 30-31.)
Kürsüye çıktığı Millî Mücadele günlerinde artık dizeler değişmiştir.
27 Aralık 1919’da Ankara’ya saat 14.00 gibi Dikmen sırtlarından kente doğru inerken otomobilde Ali Fuat Cebesoy ve Ankara Valisi Yahya Galip de var. Mustafa Kemal yine bu dizeleri fısıldar gibi tekrarlar… (Cebesoy, age., s. 30-31)
13 Ocak 1921.
Büyük Millet Meclisi.
İnönü zaferi kazanılmış.
BMM Reisi Mustafa Kemal Paşa kürsüde:
“Milletimiz bugün bütün mazisinde olduğundan daha çok ve ecdadından daha çok ümitvardır. Bunu ifade için şunu arz ediyorum. Kendilerinin tabiri üzere cennetten vatanımızın bekçisi olan merhum Kemal demiştir ki:
“Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini
“İşte ben bu kürsüden bu yüce Meclis’in Reisi sıfatıyla, yüksek heyetinizi teşkil eden bütün üyelerin her biri namına ve bütün millet namına diyorum ki:
“Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini
Bulunur kurtaracak bahtı kara mâderini
(sürekli alkışlar)” (Atatürk’ün Bütün Eserleri, c.10, s.285.)
Bu söz, 1927'de Ankara'nın tam ortasına Ulus Meydanı’na dikilen Zafer Anıtı üzerine de taşa kazınmıştır.
Biz de ant içiyoruz.
Elbet varız!
Bugün bütün geçmiştekinden ve ecdadımızdan daha çok umut doluyuz!



