20 Mayıs 2026 Çarşamba
İstanbul 15°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Enflasyon ve merkez bankaları

Michael Roberts

Michael Roberts

Gazete Yazarı

A+ A-

Dezenflasyon dönemi sona erdi. Dezenflasyon derken, mal ve hizmetlerin genel fiyatlarının artmaya devam etmesini, ancak artış hızının yavaşlamasını kastediyorum. Deflasyon ise fiyatların gerçekten düşmesidir. Bu durum onlarca yıldır yaşanmadı; aslında paranın fiziksel bir meta (altın) olmaktan çıkıp, devletler tarafından basılan ya da dijital olarak yaratılan “itibari para” sistemine geçilmesinden bu yana pek görülmedi. Deflasyon ancak nadiren, devletlerin para arzını ciddi şekilde kısıtladığı ve bunun da zaten ekonomik durgunlukla birleştiği dönemlerde ortaya çıktı.

Son 70 yılda hükümetler para basımını kontrol etti ve ekonomide yaratılan değer ile para arzı arasındaki doğrudan ilişki zayıfladı. Fiyat artışı norm haline geldi; artık tartışılan şey enflasyonun hızı.

1945 SONRASI İKİ AYRI DÖNEM

ABD’de 1945 sonrası iki dönem öne çıkıyor: 1948–1981 arası enflasyonun yükseldiği dönem ve 1981–2019 arası enflasyon hızının düştüğü dezenflasyon dönemi. İlk dönemde ortalama enflasyon yüzde 4,3, ikinci dönemde yüzde 3’tü. 1980’lerden itibaren ABD ve diğer büyük ekonomiler, 2010’lardaki “Uzun Depresyon” ile zirveye ulaşan bir dezenflasyon sürecine girdi. Bu dönemde ortalama enflasyon yüzde 1,8’e kadar düştü. Ancak 2020’lerde, özellikle pandemi sonrası 2022’deki sıçramayla birlikte, yeni bir enflasyon dönemi başladı.

ENFLASYONUN KAYNAĞI TALEP DEĞİL ARZ MI

Ana akım teorilerin aksine, enflasyonun talep değil arz kaynaklı olduğu savunuluyor. Modern kapitalist ekonomilerde enflasyonu belirleyen, değer üretimi ile para arzı arasındaki büyüme farkıdır. 2010’larda merkez bankaları faizleri düşürüp piyasaya likidite sağladı (niceliksel genişleme), ancak beklenen yüksek enflasyon gerçekleşmedi; çünkü verilen paranın büyük kısmı bankacılık sisteminden dışarı çıkmadı.

Keynesyen teori, düşük işsizlik ve yüksek kamu harcamasının enflasyonu artıracağını öne sürse de, veriler bunu doğrulamadı. Phillips eğrisi işlemedi; düşük işsizlik yüksek enflasyona yol açmadı.

PANDEMİ SONRASI KIRILMA

Pandemi sonrası enflasyon ise açık biçimde arz şoklarından kaynaklandı: üretim durdu, tedarik zincirleri bozuldu ve enerji ile emtia fiyatları yükseldi. ABD Merkez Bankası’nın bir çalışması da enflasyon dinamiklerinin COVID sonrası değiştiğini doğruluyor.

MERKEZ BANKALARININ AÇMAZI

Merkez bankaları enflasyonu kontrol etmekte zorlandı. Önce faizleri düşürüp para arzını artırdılar; enflasyon düşmedi. Sonra faiz artırdılar ve para arzını daralttılar; buna rağmen enflasyon yüzde 10’un üzerine çıktı. 1970’lerdeki petrol krizine benzer bir tablo oluştu. O dönemde enflasyonun düşmesi aslında yüksek faizden değil, 1980–82’deki büyük ekonomik çöküşten kaynaklandı.

İRAN SAVAŞI VE YENİ ARZ ŞOKLARI

İran savaşı ve enerji arzındaki düşüşle birlikte enflasyon yeniden gündeme geldi. Metal, tahıl ve hayvancılık gibi alanlardaki arz şokları da petrol krizine benzer etkiler yaratabiliyor: enflasyon yükselirken üretim düşüyor.

2026’DA YENİDEN YÜKSELİŞ SİNYALİ

2026 başında enflasyonun yeniden yükseldiğine dair işaretler var. ABD’de mart ayında enflasyon yüzde 3,3’e çıktı ve yıl içinde yüzde 4’e yaklaşması bekleniyor.

Trump’ın gümrük tarifeleri de enflasyonu artırıyor. ABD Merkez Bankası’na göre bu tarifeler çekirdek enflasyonu yaklaşık 0,8 puan yükseltti.

Avro Bölgesi’nde de benzer bir yükseliş yaşanıyor.

FAİZ İNDİRİMİ Mİ ARTIŞI MI

Merkez bankaları nasıl hareket edecekleri konusunda bölünmüş durumda. ABD Merkez Bankası, İran Savaşı uzarsa faiz indirimi mi yoksa artışı mı yapılacağı konusunda fikir ayrılığı yaşıyor. Avrupa Merkez Bankası da enerji fiyatlarının kalıcı yükselişinin enflasyonu artırabileceği uyarısında bulunuyor.

İngiltere Merkez Bankası içinde de görüş ayrılıkları var. Bazıları enerji fiyatlarının etkisinin sınırlı kalacağını savunurken, diğerleri daha temkinli.

PARA POLİTİKASININ SINIRI

Bu karmaşa, merkez bankalarının para politikasının enflasyon üzerindeki etkisinin sınırlı olduğunu kabul etmesiyle çözülebilir. Enflasyonun temel belirleyicisi üretimdir. Para arzı üretimden hızlı artarsa enflasyon yükselir; dengeli artarsa düşer.

Yeni yaklaşım olarak “enflasyon beklentileri” teorisi öne sürülse de, bunun da sağlam bir temeli olmadığı belirtiliyor. Fed ekonomisti Rudd’a göre bu yaklaşım zayıf ve yanlış politikalara yol açabilir.

BÜYÜME BASKI ALTINDA

IMF’ye göre İran savaşı kısa sürerse büyüme çok etkilenmeyebilir, ancak enflasyon artacak. Bu kez arz şokunu kontrol etmek daha zor olacak.

Enerji fiyatlarındaki artış, tüketiciler için fiilen bir vergi gibi çalışıyor. Hane halkı gelirlerini düşürüyor, şirket maliyetlerini artırıyor ve işten çıkarmalara yol açabiliyor.

ABD’de büyüme yavaşladı ve tüketici güveni tarihi düşük seviyeye geriledi.

HENÜZ ÇÖKÜŞ ENFLASYONU YOK

Henüz “çöküş enflasyonu” yaşanmıyor. ABD’de şirket kârları yüksek, özellikle teknoloji şirketleri güçlü. Ancak diğer sektörlerde kârlar düşüşte ve Orta Doğu’daki çatışmanın etkisi henüz tam olarak hissedilmedi.

para Altın Dünya