08 Ağustos 2026 Cumartesi
İstanbul 23°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Enflasyon yalanı ve gerçek

Hakan Topkurulu

Hakan Topkurulu

Gazete Yazarı

A+ A-

Bugün Türkiye’de yaşadığımız yoksulluk sahte bir yoksulluktur. Sahte diyerek neyi kastediyorum: Aslında bu köşeden defalarca kez yazdığımı ve Ulusal Kanal ekranlarında defalarca kez söylediğimi tekrar ediyorum.

Bugün uygulanan ekonomi politikası; Cumhur İttifakı’nın 2028 seçimlerinde iktidarının devamını sağlamak amacıyla emperyalist-kapitalist sisteme verilen rüşvet politikasından başka bir şey değildir.

Uçakların en zor pozisyonları inişteyken yaptıkları imiş. Bir taraftan fren yaparak alçalmak zorundasın; aynı zamanda gaz vererek havada durmayı sağlayacaksın.

İşte bugün Cumhur İttifakı’nın uyguladığı zor politika.

Bir taraftan ekonomide üretilen artı değeri “sıcak para politikası” ile emperyalist sisteme rüşvet olarak sunarken, diğer taraftan ekonominin canlı kalmasını temin etmek için “deprem” olacak bahanesi ile “kentsel dönüşüm” projesi adı altında, çok iyi bildikleri inşaat müteahhitliği sistemine para akıtarak, soğuyan ekonomiyi sıcak tutmaya çalışmak.

Bu yolla Atlantik Sistemi’ne rüşvet veriyorlar. Bu sırada depremden korunma bahanesi ile kaynakları, en büyük hakim sınıf katmanlarından olan müteahhit sınıfına aktarıyorlar. Bu arada da ekonomiye akan bir kısım para ile halk açlık sınırında idare ediyor.

Bu tamamen suni bir politika. Esasını tekrar ediyorum. AK Parti iktidarının devamı için Batı sistemine rüşvet verilmesinden başka bir şey değil.

Bunun için de bugün yaşadığımız yoksulluk tamamen sahte bir yoksulluktur. Aslı ise varlık içinde yokluk çekmekten başka bir şey değildir.

Trump’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yalandan övmesinin nedeni ise çökmekte olan Atlantik Sistemi’ne aktarılan kaynak ile Atlantik Sistemi’nin ihtiyacı olan kaynağın bir kısmını temin etmesi ve Asya güçlerine uzak durarak yine Atlantik Sistemi’nin çökmesini ertelemeye destek olmasıdır.

KUSURSUZ FIRTINA BAŞLADI

Sonda söyleyeceğimi başta söyleyeyim; bu politikalar dahi Atlantik Sistemi’ni kurtarmaya yetmeyecektir. “Kusursuz Fırtına” oluşmakta ve çöküş koşullarını adım adım ortaya çıkarmaktadır.

Bizde yaşanan bu sahte yoksulluk politikaları paralelinde dünyada ne tür gelişmeler olmaktadır:

Bugün Atlantik Sistemi’nin motoru durumundaki ABD’nin kamu borcu 40 trilyon dolara yaklaşmıştır. ABD’de kişi başı milli gelir 90-95 bin dolar aralığında iken kişi başına düşen kamu borcu 115-120 bin dolar aralığındadır. Hele bunu sadece vergi ödeyen kesimin kamu borcu yükü olarak hesaplarsak durum daha vahimdir. Vergi mükellefleri üzerindeki kamu borcu 280-300 bin dolar aralığındadır.

İşte ABD’de oluşan kusursuz fırtınanın, kasırga gözlerinin etrafındaki şiddetli rüzgârların oluştuğu alanların birinde durum budur.

Bizim zorla ayakta tutulmaya çalışılan ekonomimizdeki aynı durumu karşılaştırdığımızda rakamlar ise; Türkiye’nin toplam kamu borcu 400 milyar dolar dolaylarında iken kişi başı milli gelir rakamı 16-18 bin dolar aralığındadır. Kişi başına düşen kamu borcu rakamı ise 4-5 bin dolar dolaylarındadır.

Bu kadar bilinçli şekilde yoksul bırakılmaya çalışılan bir ülke olan Türkiye’nin dahi fırtınaya karşı direnç durumu, ABD’den güçlü durumdadır.

Bugün ABD, 2024 yılı sonundan bu yana Trump iktidarı ile daha önce izlenen “küreselci” politikalardan farklı olarak daha gerçekçi ve daha hedefe kilitli politikalar takip etmektedir. Bunun ayrıntısına girmek için burası doğru yer değil.

Avrupa’da ise Avrasyacı partilerin büyük oranda güçlenmesine karşın hala iktidar ABD’nin tersine küreselcilerin elindedir.

Ankara’da yapılan NATO toplantısı da Atlantik Sistemi’nde oluşan bu kargaşa ortasında gerçekleşmektedir.

Çökmekte olan Atlantik Sistemi, savunma örgütünü nasıl ayakta tutabileceğini anlamaya çalışmaktadır. Atlantik Sistemi’nde zaaf o kadar büyüktür ki, aralarında en yoksul durumda olan bizden dahi medet umar durumdadırlar. Bizim NATO’cular da kendilerine ihtiyaç duyuluyor olmasından büyük sonuçlar beklemektedir. Bu da ayrı bir konudur.

Benim burada anlatmak istediğim ise önümüzdeki bir yıl içinde muhtemel gelişmeler ile oluşmaya başlayan kusursuz fırtına koşullarının ne yönde gelişme ihtimalinin olduğudur.

TRUMP ABD’YE TAM HAKİM DEĞİL

Trump ve ekibi, ABD devleti içinde henüz tam olarak yerleşememiştir. Bunun en bariz örneklerinden biri FED Başkanı’nı değiştirdiği halde faizleri istediği şekilde belirleyerek gücü arkasına alamamasıdır. Bunu sağlamak için FED üyelerinin seçilme tarihlerini bile değiştirmeye çalışmaktadır.

ABD’de kamu borcu nedeniyle ödenen faizin milli gelire oranı sürekli yükselmektedir.

Enflasyon yalanı ve gerçek - Resim : 1

Tablodan da görüleceği gibi; ABD’nin ödediği faizin milli gelire oranı, 2025 yılsonu itibariyle tarihsel zirvesine ulaşmıştır.

Trump bunu durdurmaya çalışmakta, ancak küreselciler faizi oranını düşürmenin enflasyonu patlatacağı varsayımı ile buna karşı çıkmaktadır. Trump karşıtı bu politika FED içinde küreselcilerin hâkimiyeti nedeniyle değişmemektedir.

İşte Trump ve taraftarlarının bu zafiyet ve başta İran yenilgisi ve diğer politikalarındaki başarısızlıklar nedeniyle 2026 yılı Kasım ayında yapılacak seçimlerde her iki mecliste de çoğunluğu kaybetme riski bulunmaktadır. Ayrıca küreselci kanat Trump’ın iktidardan düşmesi için bu oy kaybını değerlendirebilecekleri de varsayımlar içinde sayılmaktadır. Yani bir tür darbe.

Burada oluşacak bir iktidar değişikliği hem dünyada hem Türkiye’de iktidar hesaplarında büyük değişikliklere yol açabilecek potansiyele sahiptir.

Bugün Cumhur İttifakı kendi iktidar geleceğini ABD’de Trump kanadının iktidarda kalması seçeneğine bağlamış durumdadır.

Hatta bu bağlanma öyle koşullar yaratmıştır ki, küreselcilerin Türkiye’de desteklediği sosyal demokrat kanat (İmamoğlu-Özel kliği) Türkiye’de hareketsiz kalmıştır. Küreselci iktidarların varlığı söz konusu olsaydı, bugün İmamoğlu’nun duruşmalarına Batılı ülke diplomatları katılır ve demokrasi, insan hakları nutukları atarlardı. Özgür Özel’in haklı(!) sitemleri ise son bulurdu.

Ankara’da yapılan NATO Zirvesi’nde ABD, savunma sisteminin merkezini Asya-Pasifik’e taşımaya karar vermiştir. ABD için ana tehdit Çin Halk Cumhuriyeti’dir. Diz üstüne çökmüş Çin, ABD’nin tek kurtuluş yoludur. Bunun için ABD, Avrupa’yı kendi konvansiyonel savunması ile baş başa bırakacaktır.

Türkiye ise; daha yeni ABD-İsrail ittifakını yenmiş İran’ı, Ukrayna’da tüm NATO güçlerine kök söktüren Rusya’yı ve dünyanın üretim devi Çin’i karşısına alma gafletine düşmek üzeredir.

Halkını yoksullaştırarak uyguladığı sözüm ona enflasyonla mücadele politikaları, aslında Atlantik Sistemi’ne rüşvet politikaları işe yaramayacaktır.

FED Donald Trump Enflasyon