13 Temmuz 2026 Pazartesi
İstanbul 28°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Ermenistan ile yeni dönem politikaları

Metin Akgerman

Metin Akgerman

Site Yazarı

A+ A-

Ermenistan Başbakanı Paşinyan, hiç de demokratik olmayan, muhalefet liderlerine aşırı baskı uygulanan, diaspora Ermenilerine oy hakkı verilmeyen, Batı’dan aldığı sınırsız destek ile seçim yarışını kazanmış görünüyor. Ayarsız, taraflı ve iki yüzlü Batı medyası %65 seviyelerinde Paşinyan zaferi anketleri yayımlıyordu ama tüm üç kâğıtlara rağmen Paşinyan %50’nin dahi altında oy alabildi. Paşinyan hükümeti, zayıflayarak dahi olsa, iktidarına devam edecek gibi gözüküyor. Seçim usulsüzlüklerinin detayına girmeyelim, konumuza geçelim.

Varsayalım ki Ermenistan’da bu seçim sonuçları bir şekilde kabul görecek ve Nikol Paşinyan bir dönem daha başbakanlık görevini yürütecek. Bu durumda Türkiye’nin politikaları nasıl olmalıdır? Gelin, bu konuda politika yapıcılarımızın değerlendirmesi için politikalar üretelim.

Paşinyan döneminin devamında, Türkiye için bazı riskler ve fırsatlar oluşacaktır.

Riskler

En büyük risk konusu, Paşinyan’ın Batı’ya tam teslimiyeti ile Batı’nın yıkıcı ve iç kargaşa çıkartıcı politikalarına yol vermesidir. Yeni bir turuncu devrim kurgulanması ile bölgeyi savaşa sürükleyecek küçük bir ‘Ukrayna’ yaratılmasıdır. AB’ye üyelik ve NATO üyeliği konusundaki talep ve politikalar Türkiye için ve bölgenin geneli için zararlıdır. AB’ye üyelik demek, Ermenistan’ın ekonomik olarak pazarını AB’ye açması ve büyük ölçüde Almanya ve Fransa endüstrilerinin ve bu kanal üzerinden büyük sermayenin kontrolüne girmesi demektir. Biz her ne kadar kâğıt üzerinde AB ile gümrük birliği içinde gibi görünsek de, gidin onu siz Kapıkule sınırında günlerce kuyruk bekleyen TIR şoförlerine sorun.

NATO’yu Kafkaslar’a sokmak daha da büyük bir tehdittir. Kafkaslar, tarihî olarak Rusya, Türkiye ve İran medeniyetlerinin buluşma kavşağında bulunmaktadır ve bunlar ile yakın ilişkidedir. Şimdi buraya hançer gibi NATO’yu sokmak, Rusya ve İran ile büyük travma yaratır. Türkiye ile bugün olmasa dahi yarın büyük sorun yaratır. Türkiye’nin güneyi ve batısı zaten NATO’ya fazlaca yaslanmaktadır; Doğu sınırlarımızı güven içinde tutmak millî güvenlik önceliği olmalıdır.

Paşinyan, malum, Rusya ile son dönemlerde mesafeli bir lider. Bu durum da Türkiye için bir risk unsurudur. Türkiye’nin Kafkaslar bölgesinden Rusya’nın içlerine kadar ticaret yollarını rahat şekilde uzatabilmesi gerekir. Kafkaslar’dan Rusya içlerine giden tarihî demiryollarının ikisi de kıyıdan gider. Biri Karadeniz kıyısından kuzeye, diğeri Hazar kıyısından kuzeye gider. Yani biri Ermenistan, Gürcistan ve Abhazya’dan geçer, diğeri ise Ermenistan ve Azerbaycan’dan geçer. Bu ülkelerin tamamı, Türkiye ve Rusya arasındaki demiryolu ve karayolu ticaretine engel çıkarmamalı, takozluk yapmamalıdırlar. Bizim politika yapıcılarımız da, Kafkaslar’dan geçen bütün karayolu ve demiryolu hatlarını, bütün politik zorluklara rağmen açık tutmalıdırlar. Sınır gümrüklerinde bir dakikalık duraklama dahi olmadan transit ticaret araçlarımız devam etmelidir.

Özetleyecek olursak, Paşinyan döneminin bize getireceği riskleri asgari seviyeye indirmek için Ermenistan’ın Rusya ile ilişkisinin fazlaca bozulmasına izin vermememiz gerekir. Kafkaslar’da bir büyüme, zenginleşme ve kalıcı barış istiyorsak, ki istiyoruz, bunun yolu Rusya-Türkiye ve İran ile tam uyum ve barışın sağlanmasıdır. Bu üç ülkeden birinin huzuru bozulursa, Kafkasya’da huzur bozulur, yollar kapanır, ticaret ve gelişme aksar, sefalet belirir. Diğer tüm konular, enerjiymiş, ticaretmiş, bu temel politikaya bağlıdır.

Fırsatlar

Gelelim fırsatlara.

Malum, Türkiye Ermenileri büyük ölçüde Paşinyan’ı destekliyorlardı ve Paşinyan’ın politikaları üzerinden Ermenistan’ın Türkiye ile daha çok yakınlaşacağını öngörmekteydiler. Bu yönde gelişmeleri beklemek ve ötesinde yönlendirmek lazım.

Su akar, yolunu bulur misali, Ermenistan’ın doğal ticaret ve toplumsal ortağı Türkiye’dir. Bunun bir sürü sebebi var, detaylarına girmeyelim. Ermenistan nüfusunun tamamı, komando eğitimi almış topçu subayları dahi olsalar, Türkiye için bir tehdit oluşturmazlar. Ermenistan’ı bir tehdit olarak görmeye gerek yoktur. Tehdit olarak görürsek fırsatları kaçırırız. Biz çekinmeden ve vakit kaybetmeden ticari, sosyal ve jeopolitik çıkarlarımızı Ermenistan içlerine kadar ilerletmeliyiz. Bunun araçlarını tasarlamalı ve sahada uygulamalıyız.

Paşinyan’ın yeni döneminde ne tür gelişmeleri beklemeliyiz? İlk beklediğimiz gelişme, Azerbaycan ve Ermenistan arasında kalıcı barış anlaşmasının imzalanmasıdır. Muhtemelen yakın bir zaman içinde bunu göreceğiz ve görmeliyiz. Gecikme durumunda müdahale etmeliyiz. Akabinde Ermenistan ile Türkiye ticari olarak bir normalleşme dönemine girmelidir. Yani tüm sınırlar açılmalı, ticaret en üst seviyeye çıkartılmalıdır. Ermenistan’ın kendi pazarı bugün için küçüktür ama Ermenistan üzerinden yapılacak transit ticaret pazarı Türkiye için önemlidir.

Ermenistan’ın ticari stratejisi bellidir. Küçük bir nüfusu beslemeleri gerekiyor ve bunun için öncelikli bazı ürün grupları seçtiler. Bu ürün gruplarında yüksek ihracat yapabilirler ve bu sayede vatandaşlarını makul bir refah içinde yaşatabilirler. Bu strateji onlar için doğrudur. Bu ürünler içinde konyak, tütün, bazı alkollü içkiler, turizm hizmetleri, bazı tarımsal ürünler ve bazı yüksek teknoloji ürün ve hizmetleri (NVIDIA yatırımı ile yapay zekâ hizmetleri) vardır.

Türkiye’nin Ermenistan ile ticari stratejisi de bellidir. Türkiye ne üretiyorsa satacaktır ve Ermenistan’a karşı büyük ticari fazla verecektir. Olması gereken de budur. Ermenistan ile sınırlar tam açıldığında muhtemelen dünyadaki tüm ülkeler içinde dış ticaretinin en büyük oranını Türkiye ile yapan bir numaralı ülke Ermenistan olacaktır. Türkiye’nin bu ticaretten daha çok fayda sağlaması için Ermenistan ekonomisinin büyümesi ve zenginleşmesi gerekir. Ermenistan’ın Avrupa’dan, diaspora Ermenilerinden çok miktarda yardım, yatırım, para girişini çekmesi, Türkiye’nin menfaatinedir. Zaten Paşinyan döneminde bu şekilde yüksek miktarlı bir yatırım ve para akışının Ermenistan’a gelmesi ve Ermenistan’ı ilk birkaç sene hızla büyütmesi beklenmektedir. Bu paraların önemli bölümü ise Türkiye’den ticari mal, yatırım malı ve hizmet alımına harcanmalıdır. Yani Ermenistan ile Türkiye’nin ekonomik menfaatleri büyük ölçüde uyumludur. Ermenistan’a akacak para, Türkiye’yi de zenginleştirecektir; en çok da geri kalmış Doğu bölgemizi kalkındıracaktır.

Ermenistan ilişkileri ilintili politika önerileri:

1. Turistik Doğu Ekspresi rotamızı Ermenistan’a ve oradan Bakü’ye uzatalım. Ermeni
ve Azerbaycan demiryolu firmalarına da bu hatta çalışma lisansı verelim; onlar da
tren koysunlar, bu hattı uluslararası turiste pazarlasınlar. Özellikle Kaliforniya’da
yaşayan Ermenileri hedefleyen THY ile entegre turistik paketler oluşturalım.
2. ‘TRT Hayistan’ı kuralım.’ Ermenistan’da televizyon kanalı sayısı sınırlıdır ve son
dönemde Avrupa Birliği propagandası yapan yayınlar güçlenmiş durumdadır.

Avrupa’da yaygın olan TV kanallarının Türkiye düşmanı olduğu ve bozguncu
yayınlar yaptıkları hepimizin malumudur. Türkiye’de yaşayan Ermeni
yurttaşlarımızın becerilerini de kullanarak TRT’nin bir Ermenice kanal başlatması,
Türk dizilerini de bu kanal üzerinden pazarlaması ve Ermenistan’a yapılan AB
propagandasının bu kanal üzerinden dengelenmesi uygun olabilir. Bir stüdyo
İstanbul’da, bir stüdyo Erivan’da olabilir. Agos gazetesini, TR-Ermenistan ilişkilerini
geliştirecek şekilde yönlendirelim.
3. Ermenistan fazlaca AB kontrolüne kayarsa, Rusya’dan ucuz enerji alamayacak. Bu
hem Ermenistan hem Türkiye için kötü olur. Ermenistan, Rusya ile ilişkilerini
toparlamalı ve ucuz enerji alımına devam etmelidir; böylece cebinde kalacak daha çok
parası ile Türkiye’den daha çok ürün ve hizmet alabilir.
4. Ermenistan’ın AB’ye üye olduğu gün Türkiye sınırının kapatılacağı lisan-ı münasip
ile söylenmelidir. Arzu ederlerse ülkelerini Japonya’ya taşıyabilirler. Aynı durum
Gürcistan için de geçerlidir. AB’nin Kafkaslar’a uzanması, Türkiye için kabul
edilemez bir ekonomik kuşatma ve izolasyon anlamına gelir.
5. Kaba bir genelleme yaparsak, Türklerden en çok nefret eden halkların başında
Ermeniler gelir. Kendilerince bunun bazı tarihî gerekçeleri vardır. Ermenileri kendi
aralarında sınıflarsak, Türkler ile en iyi geçinenleri Türkiye’de yaşayanlar, sonra
Ermenistan’dakiler, en çok nefret duyanlar ise diaspora Ermenileridir. Bu nefreti
azaltmak için İstanbul Ermenileri başta olmak üzere, Türkiye doğumlu ve akıcı
Türkçe konuşan Ermenileri dostluk köprüsü amacıyla kullanmak uygun olur. Misal
Garo Paylan gibi karakterler, Türkiye’de geniş kitlelerce antipatik bulunur ve bazı
söylemleri ve siyasi duruşları sevilmez; ancak diaspora Ermenilerinin duruşunu göz
önüne alırsak, Garo Paylan gibi profiller üzerinden Türkiye ve Ermenistan ilişkilerini
hızla iyileştirmek, nefret söylemini azaltmak mümkün ve makuldür. Bu sayede orta
vadede diaspora Ermenileri marjinal duruma düşerler ve kendi duruşlarını gözden
geçirmek durumunda kalırlar. Sevan Nişanyan gibi Ermenistan’a yerleşen Türkiye
kökenli Ermeniler de benzer şekilde ilişkileri iyileştirmek için fırsattır ve çok faydalı
olabilirler. Erivan’ın ileride birçok açıdan küçük (eski) İstanbul hâline gelmesi ve
bölgesel çekim merkezi olması mümkündür.
6. Dört trilyon dolar civarında değerlemesi ile dünyanın en değerli şirketi olan,
Kaliforniya merkezli mikroçip üreticisi Nvidia’nın peşinde çok sayıda ülke var.
Büyük imkânları olan ülkeler bu firmanın önüne yatırım çekmek için kırmızı halılar
sermekteler. Ama bu firma gitti, yatırım yeri olarak Ermenistan’ı seçti. Neden? Çünkü
Rev Lebaredyan isimli başkan yardımcıları Ermeni ve firmayı hayli ilerletmiş biri.
Olay bundan ibaret. Rev’in keyfi de anavatanında (aslında anavatanı Türkiye) yatırım
yapmak istemiş. Yani Ermenistan ile ilişkileri ve fırsatları değerlendirirken, özellikle
Kaliforniya’daki Ermeni diasporasının da becerilerini dikkate almak gerekir. Nvidia
gibi teknolojide çok ileri bir firmanın Kafkasya’ya, Türkiye’nin büyük oranda
kontrolünde olan (veya olacak olan) bir ülkeye yatırım yapması Türkiye’nin de
çıkarınadır. Buna benzer örnekleri de çoğaltmalıyız. Bu yatırımlar sayesinde
Ermenistan’ın gençleri geleceklerini Avrupa’da, Amerika’da aramazlar;
Ermenistan’da gelecek kurarlar ve bu durum bölge ekonomisini büyütür.
7. Önümüzdeki senelerde Ermenistan muhtemelen hızlı bir büyüme yaşayacaktır ve bu
büyümeyi destekleyecek kalifiye insan kaynağını dışarıdan getirmek zorunda
kalacaktır. Bugün için bir miktar Hintlinin Ermenistan’da çalıştığını biliyoruz.
Ermenistan’ın yapması gereken, kendi diasporasından gençleri öncelikli olarak
ülkesine çekmesidir ve özellikle Türkiye’den göç etmişleri çekmesidir. Daha sonraki
seçeneği ise bölgedeki diğer ülke gençlerine iş imkânı yaratmasıdır. Hindistan’dan

ülkeye çalışan getirmek bölgenin gelişimi için iyi bir fikir değildir. Paşinyan’a bu
konuda gerekli telkini yapmak uygun olur.
8. Avrupa Birliği kuşkusuz ki Ermenistan için kesenin ağzını açacaktır. Türkiye’nin de
ucuz maliyetli AB fonlarını bu vesile ile kullanması uygun olur. Misal, AB ile
Ermenistan’ın demiryolu bağlantısını, enerji bağlantısını sağlamak için Türkiye’deki
demiryollarına milyarlarca dolar yatırım gerekir. Bu finansmanı uygun maliyetli
olarak AB karşılayabilir. Özellikle Ermenistan’ın Akdeniz limanlarına açılması için
Türkiye üzerinden ilave demiryolu, gümrük ve lojistik park yatırımı gerekebilir.
9. Türkiye’nin Ermenistan’da yeni ve büyük bir büyükelçilik yerleşkesi yapması uygun
olur. Akıcı Ermenice konuşan, Ermeni kökenli bir vatandaşımızı buraya büyükelçi
yapma konusunu değerlendirebiliriz.
10. Akıllı politikalar ile zaman içinde Ermenistan ile Türkiye arasındaki ticaret ve sosyal
ilişkiler artacaktır ve güven oluşacaktır. Güven oluştuktan sonra daha derin işbirlikleri
konuşulabilir hâle gelir. Kafkasya ülkelerinin siyasi birliği, Türkiye ile daha yakın
entegrasyonu ve kazan-kazan temelli bazı sınır düzenlemeleri bu kapsamda
konuşulabilir hâle gelebilir.
11. Ermenistan’ın konyak başta olmak üzere önemli ihracat ürünlerinin sınırın Türkiye
tarafında da üretilmesi desteklenmelidir. Buyursun, işi bilen Ermeni zanaatkârlar,
çiftçiler gelsinler; konyak, şarap, tütün vb. Türkiye’de üretsinler ve Türkiye’den
Avrupa’ya bu ürünler ihraç edilsin. Zaten alkollü içecekler sınıfında (beceriksiz
ekonomi politikaları sonucunda) yüz milyonlarca dolar ticaret açığı veriyoruz; belki
bu konudaki açık, Ermenistan’daki becerikli üreticiler ile yapılacak işbirliği ile biraz
toparlanır. Aynı teklif Gürcistan tarafındaki üreticilere de sağlanmalıdır; o tarafta da
bu alanda (özellikle konyak) büyük beceri birikimi var.
12. Ermenistan, son seçimlerde de gördük, demokratik gelişim olarak henüz yolun
başındadır. Bu bağlamda sermaye birikimi için finansal kurumlarına güven de düşük
seviyede olacaktır. Ermenistan’ın finans sektörünün Türkiye merkezli olarak
çalışmasının sağlanması, ithalatın daha hızlı çalışması için Ermenistan Merkez
Bankası’nın rezervlerinin Türkiye’de tutulması uygun olabilir.
13. Kafkasya’ya, bölgenin komşu ülkeleri haricinde yabancı asker sokulmaması, garantör
olamaması konusunda bir güven artırıcı anlaşmanın ilgili ülkelerce hazırlanması
uygun olabilir.
14. Kafkas bölgesindeki barış ortamını desteklemek için bazı sanat ve spor
organizasyonları tasarlayabiliriz. Misal Kafkasya’nın 3 ülkesine ek olarak ilgili sınır
bölgesindeki Türk, Rus, İran şehirlerinin de katılımı ile bir Kafkas futbol turnuvası
veya spor oyunları etkinliği düzenleyebiliriz. Bolca etnik ve kültürel çeşitlilik
barındıran, yerel turizmi destekleyen şenlikli bir organizasyon kurgulanabilir.
15. Ermenistan, Avrasya Ekonomik Birliği üyesidir. Azerbaycan ve Gürcistan ise
değildir. Bu bağlamda Ermenistan üzerinden AEB ile avantajlı ticaret imkânı olabilir.
Ermenistan ile Türkiye’nin geniş kapsamlı STA imzalaması uygun olur.
16. Uzun vadede Kafkasya bölgesinin tamamı turistik olarak beraber pazarlanabilir ve
özellikle kış turizmi konusunda bölgenin dünya çapında marka yapılması konusuna
yatırım yapılabilir.
17. Sevan Gölü’nün ciddi ekolojik problemleri vardır. Türkiye’nin bu konudaki
tecrübesini paylaşması ve Sevan Gölü’nün kurtarılması konusuna destek olması
uygun olur. Van Gölü ve Sevan Gölü’nü kapsayan ortak turistik projeler, ekolojik
projeler ve havza yönetimi projeleri yapılabilir. Zaman içinde Urmiye ve Çıldır
gölleri de bu kapsamda korumaya alınabilir.
18. Ermenistan için önemli olan Ağrı Dağı’nın (hatta dağlarının) turistik potansiyelinin
devreye sokulması uygun olur. Kapadokya’daki gibi balon turizmi, bisiklet, yürüyüş,

atçılık vb. bu bölgede devreye alınabilir. Ağrı civarında termal kaynaklar yoğundur;
kaplıca turizmi yatırımları için bölge uygundur.
19. Ermenistan’da sivil havacılık henüz küçük seviyededir. Yeni uçaklar alınarak
büyütülmesi, THY ile kod paylaşım anlaşmaları ve İstanbul başta olmak üzere
Türkiye’nin farklı şehirlerine tarifeli seferler konması uygun olur. Rusya’da yaşayan
Ermeni diasporası sayesinde Erivan’dan Rusya’nın birçok şehrine uçuş vardır.
İstanbul-Erivan bağlantısı Türk yolculara Rus şehirlerine ulaşım için ilave bir seçenek
yaratabilir.
20. Şehirlerarası otobüs taşımacılığında Türkiye’nin şirketleri tecrübeli ve beceriklidir ve
otobüs üretimi sanayisi güçlüdür. Kafkasya bölgesindeki ülkelerin şehirlerini birbirine
ve Türkiye’ye bağlayacak, ilgili otogar işletmeciliğini yapacak Türkiye merkezli bir
otobüs şirketinin ilgili ülkelerin de ortaklığı ile kurulması uygun olur.
21. Hopa Limanı’nın Ermenistan için önemli hâle getirilmesi ve Ermenistan’a giden
kruvaziyer gemi yolcuları için bir durak hâline getirilmesi uygun olur. Bunun için
Hopa’nın Ermenistan ile daha hızlı ve Türkiye içinden bağlanması uygun olur. Bazı
tünel projeleri gerekebilir.
22. Ermenistan, eskiyen Rus nükleer santralini yenilemek gibi pahalı seçenekler yerine
Rusya ile anlaşarak Akkuyu santral elektriğini uygun imkânlar ile temin etme
seçeneğini değerlendirebilir.
23. Ermenistan’ın sadece ithalatında değil, ihracatında da Türkiye bir numaralı ülke
olmalıdır. Bugün için Ermenistan ihracatını büyük ölçüde BAE üzerinden yapıyor.
Yarınki durumda bu ihracat Türkiye üzerinden yapılmalıdır.
24. Ermeni Ortodoks Kilisesi Hristiyanlığın eski, kadim kiliselerindendir. Hristiyanlığın
doğduğu coğrafyaya yakın olduğu için diğer bazı kiliselerin aksine fazla
değişmemiştir. Âdetleri ve ahlaki anlayışı İslam’a daha yakındır. Malum, ABD’de
siyonist mühendislik çalışmalarından geçirilmiş bazı Evanjelist tarikatler Ortadoğu’da
yeni savaşlar çıkartmanın peşindeler. Bunlara karşı Ermeni Kilisesi ile din felsefesi
kapsamında propaganda cephesinde ortak çalışmak uygun olabilir.
25. Ermenistan’ın internet çıkış kabloları büyük ölçüde Gürcistan ve Karadeniz altından
Bulgaristan üzerinden bağlanır. Ermenistan’ı Türkiye üzerinden internete bağlamak
uygun olur. Karadeniz de zaten ortalık karışık; Allah muhafaza o kabloları bir balıkçı
teknesi çapası kopartıverir.(!) Ondan sonra koca NVIDIA’ya mahcup olmasınlar.
26. BİM, Migros gibi marketlerin Ermenistan pazarına yatırım yapması uygun olur.
27. Ermenistan mason localarının Türkiye’deki localara bağlanması uygun olabilir.
Muhtemelen Türkiye’deki mason yapılanması çok daha gelişmiş seviyededir. Malum
Türk ve Ermeni arasında ihtilaf olabilir ancak mason kardeşliği devreye girince
milliyet olayı ortadan kalkar ve beraber ‘havalimanı ihalesi alıp işletmeleri’ kolay
olur.
28. Ermenistan’ın müzik kültürü gelişmiş ve bizim halk müziği kültürümüze benziyor.
Ortak enstrümanlar var. Ermenistan’da meşhur birkaç adet orkestra var; bunların
İstanbul’da çalması uygun olur.
29. Telekom dolaşım (İng: roaming) konusunda üç Kafkas ülkesi ile anlaşma yapılması
ve turistlerin kendi ülke telekom paketlerini anlaşma kapsamında diğer ülkelerde ilave
masraf olmadan kullanabilmeleri uygun olur. Telekom firmalarının geliri bir miktar
azalır ama turistik ve ekonomik aktivite bölgede hızlanır. Bu işi telekomculara
bırakmaya gerek yok, dış ticaret bakanları arasındaki imzaya bakar.
30. Türkiye’nin nüfus ve ölçeğinden ötürü hastane hizmetlerinin ve özellikle nadir
hastalıklar konusundaki hizmetlerinin Kafkasya ülkelerinden daha iyi olması beklenir.
Bu bağlamda Kafkas ülkelerinin sigorta şirketleri ile anlaşma yapılması ve gerekli
hâllerde ilgili hastaların bölgedeki Türk hastanelerinde tedavi edilmesi uygun olur.

Yakın topluluklar olduklarından hastalık desenleri de benzerdir. Ermenistan’da da
Türkiye’deki gibi ‘bıçak parası’ benzeri uygulamalar mevcuttur.
31. Erivan’da Amerikan, Rus ve Fransız üniversiteleri vardır. Bunların belirli uzmanlık
alanlarında, Türkiye’deki üniversiteler ile yakın çalışması uygun olur.
Ermenistan’daki tarih kitaplarından Türkler ile ilgili olumsuz ifadelerin çıkartılması
uygun olur.
32. Erivan’daki havalimanı kapasitesinin üzerinde çalıştırılmaktadır. Yenileme işini bir
Arjantinli Ermeni milyardere verdiler ama işe başlayamadı. Bu yenilemenin ve
işletme imtiyazının Türkiye’deki şirketler üzerinden yapılması uygun olur. Kapasite
artışı yapılana kadar Türkiye’deki komşu havalimanlarının Erivan’a destek olması
uygun olur.
33. Erivan’da ‘soykırım’ ifadesi kullanılan müze, anıt vb. yapıların zaman içinde ‘savaş
anıtı’ veya ‘Rus işgali hatırası’ vb. ifadelere dönüştürülmesi uygun olur. Diğer
alanlardaki gelişmelere bağlı olarak bunun 5–8 sene içinde yapılmasını
hedefleyebiliriz. Bu alanda diasporanın tutumu katı olacaktır ama kanımca
Ermenistan yönetimi ile makul bir noktaya zaman içinde gelinebilir.
34. Azerbaycan’ın barış antlaşması şartı için dayattığı bir anayasa değiştirme konusu var.
Dağlık Karabağ ifadesinin Ermenistan Anayasası’ndan çıkartılmasını haklı olarak
istiyorlar. Paşinyan bu konuya sıcak bakıyor ancak aldığı seçim sonuçlarıyla
anayasayı tek başına değiştiremeyebilir. Türkiye’nin bu konuda pratik bir çözüm
üretmesi uygun olur. Ermenistan bu konuda gerekli sözleri ve garantileri versin ve
anayasa değişikliği iradesini beyan etsin; Türkiye de bu işin sonucunu beklemeden
adımlarını atsın. Günün sonunda anayasa dediğimiz şey, Ermenistan özelinde her
hükümetçe değiştirilebilir bir metin. Yani bugün değiştirseler, yarınki hükümet tersine
çevirebilir; bu yüzden bu işi çok da büyük engel olarak kendi önümüze
koymamalıyız.
35. Zengezur Koridoru konusunda Türkiye hata yaptı. ABD’yi bölgeye hançer gibi soktu.
Ermenistan ile zaman içinde halledilecek bir konuya gereksiz yere bölge dışından,
bölgeye düşman ve hayli güçlü bir unsuru soktuk. Anlaşma metinleri ne seviyede,
detayları bilemiyorum ama ABD’nin bölgedeki etkisini geçici, kısa vadeli, mümkün
olduğunca etkisiz ve sivil/ticari kapsamda tutabilmemiz gerekli. Askeri konular bu
koridor konusu kapsamamalı. Zaten normalleşme olduğunda ticaret büyük ölçüde
Zengezur’dan değil, Ermenistan içindeki daha kestirme yollardan akacak.
36. Ermenistan’da Batı yanlısı politik kesim ve Rusya yanlısı politik kesim az çok denge
hâlindeler. Önümüzdeki yıllardaki seçimlerde iktidar bir o tarafa bir bu tarafa sarkaç
gibi gidip gelebilir. Bu bağlamda Türk politika yapıcılarının tüm Ermeni siyasal
partileri ile temasta olması ve Türkiye ilintili politikalarda geniş uzlaşı zemini
yaratmaları uygun olur.

Sonuç

Bu yazıda Türkiye’nin çıkarlarını ilerletici politikalar önerdim. Bunlar büyük ölçüde Ermenistan’daki hükümetin kim olduğundan bağımsız politikalardır. Paşinyan yerine başkası gelse bu yazı önemli ölçüde aynı olurdu.

Ermenistan cephesinde Türkiye’nin önünde bazı önemli riskler ve fırsatlar var. Doğru politikalar ile sadece Ermenistan kanalı üzerinden Türkiye yıllık dış ticaret hacmini birkaç milyar dolar artırabilir ve ülkemizde on binlerce kişiye yeni iş imkânları oluşturulmasının yolunu açabilir. Ermenistan ile normalleşme sayesinde oluşacak diğer ülke ticaret hacim artışlarını da hesaba katarsak yılda on milyar doları aşkın millî gelir büyümesi potansiyeli mevcuttur. Ekonomik fırsatlar arka planda sanayi büyümesini getirecektir. Elbette bu politikalar ile Türkiye’nin uluslararası zeminde politik gücü de artacaktır.