11 Şubat 2026 Çarşamba
İstanbul
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Fakirin başucunda duracağına zenginin ayak ucunda dur

Hakan Topkurulu

Hakan Topkurulu

Gazete Yazarı

A+ A-

Bundan yıllar önce Anadolu’nun bir ilinde bankacılık yaparken o ilin eşrafından biri bir konu üzerine bana başlıktaki sözü söyledi.

“Fakirin başucunda duracağına, zenginin ayak ucunda dur.”

Bu söz o günden bu yana hiç aklımdan çıkmadı. Bu söz öyle ulu orta her yerde söylenecek bir söz değil. Halka açık yerlerde söylense linç edilirsiniz. Ancak hakim sınıfların iktidarlarını sürdürmek ve kendi etraflarında onları savunacak bir halka oluşturmak için alttan alta yaydıkları sözlerden.

Buna benzer sözleri sağ muhafazakar yerlerden duyabilirsiniz, ancak kendini fakir babası, yoksulluk edebiyatına yaslanmış yerlerden duyduğunuzda “ne oluyor” diyorsunuz.

Son CHP parti programını okuduğumda aynı hisse kapıldım. Çin ve Rusya ile “işte öyle ilişki kurulacakmış” ama Avrupa Birliği’ne giriş stratejik hedef. “Ülkemizin Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği, AGİT, NATO gibi Batı İttifakı’nın çatı kuruluşlarında güçlenecek etkin varlığı, uluslararası karar ve ilişkilerde ulusal çıkarlarımızın korunmasını sağlayacaktır.

Bu örgütler içinde güçlenecek etkin varlığımızla duracakmışız.

Sen NATO ve AGİT, AB vs içinde etkin durursan, Rusya ve Çin ile ilişkin biraz gülünç olur. Özellikle NATO ve son zamanlarda AGİT tamamen Rusya ve Çin düşmanlığı temelinde politika ve program yapan emperyalizmin silahlı saldırgan örgütleri.

Tekrar başlığa dönelim, bugün CHP’nin Genel Başkanı olan Sayın Özgür Özel 2024 yılı Temmuz ayı başlarında Edirne Belediyesinde halka hitap ederken aşağıdaki cümleyi kurdu:

“İktidarlarının ilk başında ‘mış’ gibi yapan, Avrupa Birliği hedefi koyan, bunun üzerinden Avrupa’nın Türkiye’de aydınların desteklerini sağlamaya çalışanların, bugün o yaptıklarının takiye olduğu, Avrupa Birliği hedefleri kalmadıkları, dün Şangay İşbirliği Örgütü’nü hedef gösterdiklerini hatırlayalım. O gösterilen hedefte maalesef, hem Dışişleri Bakanı, hem Sayın Cumhurbaşkanının ifade ettiği hedefte ortalama milli gelir 4 bin 500 dolar. Oysa Avrupa Birliği hedefinde ortalama milli gelir yeni üyelerin düşürmesine rağmen 45 bin dolar. Avrupa Birliği’nin gerçek ortalama milli geliri 55 bin dolar. Birbirinin arasında 10-12 kat milli gelir farkı olan iki yapıdan bahsediyoruz.”

Özgür Özel o ülkelerde demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları olduğu için o devletlerin zengin olduğundan bahsediyor. Peki biz onlarla birlikte olduğumuzda zengin mi olacağız? Onların zenginlikleri o içi boşaltılmış hukuk, demokrasi, insan gibi süslü kavramların bolca kullanılmasından mı geliyor, yoksa en yakın tanıklarımız kara Afrika’nın yer altı, yer üstü neyi var neyi yoksa sömürdüklerinden mi geliyor?

Hepsini bırakın, acaba Özgür Özel “fakirin başucunda duracağına, zenginin ayak ucunda dur. Sana da oradan bir şeyler düşer” mi demek istiyor?

Bugün Şanghay İşbirliği Örgütü, BRICS gelişmekte olan ülkelerin birbirlerini desteklemek için kurdukları örgütler. Bu ülkeler neredeyse tüm alanlarda dünyanın yarısını oluşturuyorlar. Hızla Atlantik sistemine karşı direnci örgütleyerek kendi bağımsız, başı dik ekonomilerini örgütlüyorlar.

Buna karşılık ABD sanki bir iç savaşa sürüklenecek gibi. Avrupa kendi içinde çatırdıyor. Avrupa’da özellikle Avrupa’nın lider ülkelerinde Avrasyacı partiler, birinci parti haline gelmiş durumdalar. Avrupa’da geleceğin karanlığını nasıl aşacakları konusunda müthiş bir karamsarlık var.

Oysa Özgür Özel’in tu kaka dediği ülkeler, önleri aydınlık ve dünyanın geleceğini temsil etmeye hazır ülkeler olarak etraflarına ışık saçıyorlar.

Türkiye Mustafa Kemal’in dediği gibi;

“Doğudan şimdi doğacak olan güneşe bakınız’ ‘Şimdi günün ağardığını nasıl görüyorsam, uzaktan, bütün doğu milletlerinin uyanışlarını öyle görüyorum’ dedi. Bağımsızlık ve hürriyetlerine kavuşacak daha pek çok kardeş milletler vardır. Bu milletler bütün güçlüklere, bütün engellere rağmen, her şeyi yenecekler ve kendilerini bekleyen güzel geleceğe kavuşacaklardır. Sömürgecilik ve emperyalizm yeryüzünde yok olacak ve yerlerine, milletlerarası hiçbir renk, din, ırk farkı gözetmeyen yeni bir ahenk ve işbirliği çağı gelecektir.”

Yakın gelecekte onurlu ve başı dik yerini alacaktır.

ekonomi