08 Ağustos 2026 Cumartesi
İstanbul 27°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Film festivallerinde kimlik değişimi

Burçak Evren

Burçak Evren

Gazete Yazarı

A+ A-

Siyasetten ne denli kaçarsanız kaçın, sonunda bir yerlerde yakalanıvermeniz kaçınılmaz oluyor. Her şeyin dolaylı ya da dolaysız bir şekilde siyasete bulaştığı -ya da bulaştırıldığı- bir evreden geçiyoruz. Tarafsızlığın bile bir taraf sayıldığı karışık bir pazılın içinde eksik parçanın kültür/sanatla tamamlanması bile gün geçtikçe olanaksız bir hale geliyor. Her şey gündelik bir siyasetin içinde yok olup gidiyor. Ya siyasetin içinde kalacaksınız ya da yaşamın dışında. Kültür/sanata yer yok artık…

Bilindiği gibi ülkemizde sinema sektörü ve film festivalleri büyük bir oranda yerel yönetimlerin bir bakıma himayesi altında. Yerel yönetimlerin desteği olmadan birçok film festivalimizin yapılması neredeyse olanaksız. Bu nedenle herhangi bir belediyede yaşanan siyasi, ekonomik veya idari herhangi bir olay söz konusu belediyenin yaptığı bir festivale doğrudan ve anında yansır. Ülkemizde yapımını yerel yönetimlerin üstlendiği birçok festival, yerel yönetimlerindeki herhangi bir değişiklikle son bulmuş, ya da belirli bir süre yapılamamıştır. Adana ile Malatya Film Festivalleri bu örneklerden yalnızca ilk akla gelenlerdir. İlki festivale bir süre ara vermek zorunda kalmış, diğeri ise her yıl yönetim kadrosunu değiştirmek zorunda kalarak sanırım yedi sekiz yıl yapıldıktan sonra tümüyle kaldırılmıştır.

Günümüzde kimi belediyelerde yaşanan olaylar yalnızca festivali olan kentleri değil, festival yapma isteğinde olan kentleri de olumsuz bir şekilde etkilemektedir. Bu da öteden beri istenilen ve arzu edilen düzeyde olmayan kültür /sanat etkinliklerini büyük ölçüde sınırlamakta, giderek yapılmalarını neredeyse sakıncalı bir konuma getirmektedir. Son aylarda yasaklanan konserler ya da kimi oyunlara verilmeyen salonlar bu “sakıncalı görülen” dolaylı bir sansürün en somut örnekleridir.

FESTİVALLER YAPILMAK İÇİN YAPILIYOR

Ne gariptir ki resmi ideoloji bir yandan kendi görüşleri doğrultusunda kültür/sanat olaylarını sınırlarken diğer yandan da kendi eliyle ayrı bir kulvar açarak birçok kenti kapsayan kültür/sanat etkinlikleri düzenliyor. Sanki bu coğrafyada kültür/sanat yapılacaksa onu da biz yaparız dercesine.

Belediyelerdeki olaylar ne yazık ki ülkemizin göz bebeği olan kimi film festivallerini de etkiliyor. Elbette ki bu tür festivallerin yapılmamaları şimdilik söz konusu değil, ancak eskisi gibi görkemli ve de coşkulu bir şekilde yapılmayacak olmaları söz konusu. Geçtiğimiz yıl eskisine oranla oldukça sönük geçen bu festivallerin bu yılki durumu da pek farklı değil. Yalnızca yapılmış olmak için yapılıyor; özensiz ve de biraz ruhsuz. Ancak yine de yapılmış olmaları önemli…

Kimi festivallerin yarı sahipsiz bırakılmalarının sakıncası yalnızca belediyelerin maddi ve lojistik katkılarıyla ilintili değil. Festivalin ilkeleri ve de ideolojik yapısıyla da çok yakından ilgili. Filmlerin seçimi, jürilerin oluşumu, etkinlik düzenlemeleri, belgesel daldaki tercihler, konukların nitelikleri ve kimi yöneticilerin festivali babalarının parasıyla yapıyormuş moduna girmesi vb. Tüm bu olumsuzluklar sahipsiz kalan festivallerin kaçamadıkları sorunlar. .

Bakalım bu yıl özellikle Antalya, Adana ve de belediye başkanının onca ilgisizliğine rağmen hala büyük bir sabır ve inatla yapılmaya devam eden İzmir film festivallerinin durumu ne olacak? Ya da aynı parti içindeki güç dengeleri ile yönetim ve kadro değişiklikleri geleneksel olan film festivallerini nasıl etkileyecek? Siyaset mi, yoksa sanat mı ağırlık kazanacak?

Ne diyelim, bu coğrafyada yerel yönetimli de yerel yönetimsiz de festivaller olmuyor. Orta yolunu bir türlü bulamadık… Olan her zaman olduğu gibi yine sinemaya oluyor…. Dileriz ki bu kez sanat siyasetten daha baskın çıkar. Bekleyip göreceğiz…

Siyaset Film Sinema