16 Ekim 2026 Cuma
İstanbul 11°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Fırtına öncesi sessizliği

Erdem İlker Mutlu

Erdem İlker Mutlu

Gazete Yazarı

A+ A-

Böyle bilim dışı bir ifade vardır..

Gerçekte fiziksel fırtınalar sesli ve haberli gelirler.. Ancak bazı sosyal fırtınalar sessiz gelir.. Zira onlar doğal afetten ziyade kolektif aktörlerin planladığı fırtınalardır..

Gelin son yaşanan saçmalıktan başlayalım.. Şu ünlü Stubb.. Finlandiya Devlet Başkanı.. Hani Batı’nın hakimiyeti sona erdi itirafını ilk yapan “Batılı”.. Nostaljiyi bırakalım, ne yapacağımıza bakalım diyerek bir de metodoloji önermişti.. Ankara kadar nüfusu vardır her bir İskandinav ülkesinin.. Ama böyle akıl verme ve kendilerini merkeze almaya çalışma konusunda muhteşemlerdir.. Bir de en üst demokrasi, sosyal refah, adalet duygusu bizde havaları vardır ki yanlarına yaklaşılmaz.. Bu söylemlerinin arka planı ise farklıdır.. Örneğin ifade özgürlüğü şemsiyesi altında bizim ülkemizden kaçan bölücü teröre destek vermek için yıllarca kırk takla atmışlardır. Hatta bir tanesinin başbakanını, o ünlü sosyal demokrasi havarisini, yine kabul ettiği bir “göçmen” bu hayattan emekliye ayırmıştır..

Bu kadim Viking kültürü söylemi altında Finlandiya ise bambaşkadır.. İnternetten sevgili bulan ve ayrıldıktan sonra bütün sırları o sevgili tarafından kitap haline getirilenden, çılgın parti görüntüleri medyaya sızanlarına kadar sıkıcı İskandinav ülkesinin adrenalin dolu gündem sunan yöneticileri..

Yoksa Stubb da mı bu işlerde yakalandı diye düşündünüz değil mi? Endişelenmeyin sevgili okurlarımız, böyle saçma bel altı konuları tabii ki Aydınlık gibi değerli bir platforma taşımayız.. Sıkı durun, daha ciddi ve ağır bir vakadan söz ediyorum..

Stubb kendisine soru soran muhabiri tutuklattı..(!)

İSRAİL ETKİSİNİ KÜÇÜMSEMEYİN

İsrail’in etki alanı olarak haritadaki yerini ve nüfusunu gösterenler tabi ki tüm dünya kamuoyuna yalan söylüyor.. İsrail’in kurulduğu dönemden beri kademe kademe işgal ettiği toprakları gösterenler ise eksik bilgi veriyor..

İşgalin boyutu o kadar büyük ki Amerikan medyası sırf ABD bürokrasisindeki ve Beyaz Saray’daki işgali şaşkınlıkla anlatıyor.. Peki Washington dışında yok mu? Filistin bayraklı gençleri cezaevine atan “Demokrasi Şampiyonu” İngiltere? Hani şu on yılda yedi başbakan harcayan İngiltere.. Dünyanın gözünün içine baka baka Ukrayna’daki İsrail’e verdiği destek..

Ukrayna’daki İsrail’i küçümsemeyin.. Karadeniz’de seyrüsefer kısıtlaması için sık sık Rusya’yı bahane edip sivil gemilere saldırıyor.. İnsanın aklına başka ihtimaller gelmiyor değil.. Acaba Karadeniz’de görülmesi istenmeyen bir şeyler mi var? Bir de şimdi çıkıp ve Rus hava sahasında güvenlik garantiniz yok demezler mi? İki uçağımız gitmemeyi tercih etti ki bu da ciddi skandal.. Mafya dili artık diplomasi dili yerine tercih edilir oldu.. Tuhaf şeyler oluyor..

Hadi gelin şunları da soralım.. Moskova’ya inen ABD istihbaratının tepe isimleri ne konuştular?

Birçoğu bunu “Lütfen Avrupa’yı vurmayın” ricası olarak algıladı.. Rusya’nın dış politikası konusunda uzman ve Kremlin bürokrasisinin bazı toplantılarına davet alan bir hocamız ise yine Batı Avrupa’dan başka bir ağızdan bir iddiayı iletiyor: Kremlin’e yönelik ağır bir kastı – dolayısı ile büyük kaosu—engellemek amacıyla yapılan bir ziyaret.. Bu derin iddia ile insanın aklına şu soru da geliyor: Kiev’den dönerken ya da dönemeden vefat eden ABD’li senatör yaşıyor olsaydı bu sorulara verilecek yanıtları bilir miydi?

BÜTÜN SORULARIN YANITININ ORTAK NOKTASI

Bütün soruların yanıtının ortak bir noktası var..

Bu noktaya varmadan önce şu temel bilgide anlaşmamız gerekir.. İsrail sadece bir devlet değil, 1945 sistemi ile gelen bir projedir.. Nükleer silah ile sağlanan barış ve sonraki nükleer veya konvansiyonel silahlı tehditler ile dünyaya kabul ettirilen bu proje Atlantik – Batı Avrupa ekseninde Birleşmiş Milletler sisteminden dahi önemli görülmektedir.. Bu nedenle bütün Avrupa ve Atlantik’te küçümsenmemesi gereken bir İsrail etkisi vardır. Bu etki maalesef bizim Asya Türk Devletleri coğrafyasındaki etkimize meydan okuyacak düzeydedir..

Finlandiyalı gazeteci İsrail’in silahlanması ile ilgili soru sorduğu için tutuklandı.. Yani, İtalya’da Avrupa Birliği Komiserine sorduğu sorudan dolayı işten atılan gazeteciden sonra bir İskandinav ülkesi de düşünce suçundan gazeteci tutuklattı yaftasını dahi göze aldı..

Stockholm sendromu dedikleri böyle bir şey olsa gerek.. Batı coğrafyasında herkesin sesi kesilmeye çalışılıyor, istihbaratçılar duyurusuz toplantılar düzenliyor.. İran’a yeniden saldırılıyor, Mekke İttifakı’na şimdiden ufak sabotajlar, gözdağı vermeler başladı.. Şanghay İşbirliği Örgütü toplantısında açık renkli takım elbisesi ile en çok dikkat çeken Pervez Şerif’in İslam coğrafyası için başarılı oyun kuruculuğu hedef alınıyor..

Kısacası çok kutuplu dünyanın gelişimi hedef alınıyor.. Büyük kaoslar için vekiller planlanıyor..

Tam bir fırtına öncesi sessizliği..