16 Ekim 2026 Cuma
İstanbul 11°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Fransa Cumhurbaşkanlığı Seçimleri (1) Marine Le Pen açık ara önde

Ali Rıza Taşdelen

Ali Rıza Taşdelen

Gazete Yazarı

A+ A-

Fransız cumhurbaşkanlığı seçiminin birinci turu 18 Nisan, ikinci turu ise 2 Mayıs 2027 tarihlerinde yapılacak. Birçok siyasi lider adaylığını şimdiden açıkladı ya da partileri tarafından aday gösterildi. Ancak liste hâlâ geçici niteliğinde. Anayasa Konseyi’nin destek mektuplarını onaylamasından önce hiçbir isim resmi olarak kesinleşmeyecek. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine aday olabilmek için, en az 500 seçilmiş temsilcinin desteğini almak gerekiyor. Bu destek mektupları en az 30 farklı departman veya denizaşırı bölgeden gelmelidir; bunların onda birinden fazlası aynı bölgeden gelmemelidir. Destek mektupları, ilk turdan önceki altıncı Cuma günü, yani 12 Mart 2027 saat 18.00’ye kadar Anayasa Konseyi’ne iletilmelidir.

EMMANUEL MACRON YENİDEN ADAY OLAMAYACAK

Fransa Cumhurbaşkanlığı Seçimleri (1) Marine Le Pen açık ara önde - Resim : 1

Önümüzdeki seçimlerde, iki dönem cumhurbaşkanlığı yapan Emmanuel Macron aday olamayacak. Fransa’nın bugün içinde bulunduğu siyasi ve özellikle de ekonomik krizin sorumsu olan Macron, aynı zamanda Avrupa’da Rusya’ya karşı savaş kışkırtıcılığı yapan küreselci liderlerin başını çekiyor. Ukrayna savaşında bir Rusya öcüsü yaratarak ülkenin dolu dizgin silahlanmasını savunuyor. Ama ne yazık ki bugün bunu gerçekleştirecek ekonomik gücü yok. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’sının (GSYİH) %117’sine denk gelen ve 3,5 trilyonu geçen kamu borcu, düşen sanayi üretimi ve yatırımlar, Rusya yaptırımların yol açtığı kriz ve çiftçilerin içinde bulunduğu zorluklar ve elbette yine bu yaptırımların sonucu yaşanan enerji krizinin vurduğu geniş kitleler. Fransız ekonomisini yıkıma götüren, halkını yoksullaştıran ve savaş kışkırtıcılığına devam eden Macron ile ilgi çok şey söyleyebilirim. Neredeyse on yıldır Aydınlık gazetesindeki köşemde ve Aydınlık Avrupa’da ayrıntılı olarak bunları yazdım yazdım.

AB ÜLKELERİ YOL AYRIMINDA

Fransa Cumhurbaşkanlığı Seçimleri (1) Marine Le Pen açık ara önde - Resim : 2

Avrupa’nın diğer ülkeleri gibi Fransa da artık bir yol ayrımında. Ama özellikle Avrupa Birliği’nin (AB) motor ülkeleri olarak bilinen Almanya ve Fransa’da önümüzdeki dönemde yapılacak seçimler bu ülkelerin kader seçimleri olacak. Yukarıda belirttiğim gibi bugüne kadar uygulanan küreselci neoliberal politikaların sonuna gelinmiştir.

Dünya artık daha halkçı, daha kamucu, daha paylaşımcı ekonomik programların insanlığın geleceğinde aktif olarak uygulandığı/uygulanacağı bir yola girmiştir. Dünyayı kana bulayan soyup soğana çeviren yeni sömürgeci ve hegemonyacı savaş politikalarının yerini karşılıklı saygı içinde barışçı ve dayanışmacı bir dünya almaktadır.

KÜRESELCİLİK İFLAS ETTİ, MİLLİ DEVLETİ SAVUNANLAR KAZANACAK

Devletlerin Bağımsızlık, Milletlerin Kurtuluş ve Halkların Devrim istekleri bugün yakıcı bir hal almıştır. Bağımsızlığın garantisi hegemonyacılığa karşı direnen milli devletlerdir. ABD emperyalizmi küreselleşme saldırısıyla sadece gelişmekte olan ülkeleri değil Avrupa ülkelerini de hedef almış ve bu kapitalist emperyalist ülkeleri denetim altına alma hedefiyle milli devletlerini zayıflatmak için her türlü girişimde bulunmuştur. AB, ABD’nin de desteklediği tekelci sermayenin bir projesi olarak kurulmuştur; sınırlar kalkacak ve sermaye istediği gibi at koşturacaktır; üye ülkeler egemenlik haklarını Brüksel’e devredecektir; milli kimlik yerini etnik, temel cinsiyetleri reddeden LGBT gibi kimliksizleştirme dayatmalarına maruz kalınacaktır; kamu hizmetleri erozyona uğrayacak; özelleştirme furyası başlayacak, sosyal haklar tırpanlanacak, çalışanlar sendikasızlaştırılacak ve sistem dışı siyasal parti ve hareketlere yaşam hakkı tanınmayacaktır. Ülkelerin “savunması” saldırgan bir askeri örgüt olan NATO’ya bırakılacaktır.

Dünya’da savaş çanları çalsa da karşısında çığ gibi büyüyen bir barış cephesi. Yani çürüyen ve çöken eski dünyanın karşısında güçlenen bir yeni dünya var. Dünyamızdaki bu gelişmeleri ve yaşanan yeni saflaşmaları görmeden anlamadan Avrupa’nın, Fransa’nın Almanya’nın nereye gittiğini anlayamayız. Fransız seçimlerindeki adayların mevzilenmeleri de işte bu gerçeklik üzerinden oluyor.

Daha da somutlaştıralım: bir tarafta çöken, başını ABD emperyalizminin çektiği dağılan emperyalist yani Avrupa’yı da içine alan Atlantik kampı var. Dağılmanın eşiğinde saldırgan askeri örgütleri NATO, yıkılan dolar sultanlığı, işlevini yitiren Birleşmiş Milletler (BM), Uluslararası Para Fonu (İMF) ve Dünya Bankası ve iflas eden küresel sistemleri var.

YENİ BİR DÜNYA ŞEKİLLENİYOR

Diğer tarafta ise başını Çin ve Rusya’nın çektiği Yeni Dünya’nın kurucuları Asya ülkeleri ve onların kaçınılmaz, zorunlu müttefikleri İran ve Türkiye var. Üreten, dayanışan ve barışın garantisi. Yani savaşı önleyecek, Yeni Dünya’nın önünü açacak olan Türkiye, Rusya, Çin ve İran (TRÇİ) ittifakı. Afrika’sı, Latin Amerika’sıyla birlikte toplam olarak Avrasya cephesi.

Yani denklen çok açık, cepheleşme net:Atlantik’e karşı Avrasya cephesi, küreselci neoliberalizme karşı halkçı, kamucu ekonomi,ABD denetimine ve NATO’ya karşı bağımsızlık, egemenlik yani milli devlet, emperyalizmin piyonu, Avrupa’da savaşın kaynağı Ukrayna’ya karşı Rusya dostluğu, ABD-İsrail saldırganlığına direnen İran ile dostluk.

AVRUPA YENİ DÜNYA’NIN DIŞINDA KALABİLİR Mİ?

Avrupa’da, daha belirgin bir şekilde Almanya ve Fransa gibi ülkelerde de gelişmenin yönü bu doğrultuda. Yani bu doğrultuda birbirinde farklı partiler bulunmakta. ABD ve NATO’ya karşı ülkesinin bağımsızlığını, özellikle AB’ye karşı egemenliğini ve ekonomide daha halkçı, daha kamucu programı savunan partiler bu seçim yarışında önde görünüyorlar.

Yani artık işlemeyen sistemin dışındaki/uçlarındaki partiler halkın desteğini alıyorlar. Burada kendisini “sol” veya “milliyetçi” olarak tanımlayan hatta birbirlerine karşı olan bu partiler son anketlerde önde gidiyor. Bu partilere ve yönelimlerine geçmeden çöken sistemin partilerinin durumuna kısaca değinmek gerekecek.

İster sağ muhafazakâr/liberal ister sosyal demokratlar olsun bu partiler sistemin partileri ve her iki tarafın en belirgin özelliği küreselci neoliberal programları savunan ve dış politikada Atlantik cephesinde olan NATO’cu ve AB’ci partilerdir. Hangi partiler bunlar: Nicolas Sarkozy ile anılan Cumhuriyetçiler ve François Mitterrand ile anılan Sosyalist Parti. Bu partiler 2008 mali krizinden sonra çöken ekonomik sistemle birlikte halkın desteğini yitirerek neredeyse marjinalleştiler ve bölündüler. Son iki seçimde bırakalım ikinci tura kalmalarını yüzde 10’ların altında dördüncü beşinci sıraya düştüler. Sistem 2017’de Emmanuel Macron’u sahneye sürdü. Destekçileri de yine yukarıda ifade ettiğim sistemin geleneksel partilerinin milletvekilliği, bakanlık hatta başbakanlık yapmış kadrolarıydı. Sağlı sollu sistemin tüm partileri yani muhafazakârlar, liberaller, sosyal demokratlar, komünistler, Yeşiller… tüm bu partiler 2017 ve 2022 seçimlerinde Macron’un karşısında ikinci tura kalan Ulusal Birlik Partisi adayı Marine Le Pen’in kazanmasının önünü kesmek için “küreselci”, “neoliberal”, “Atlantikçi” dedikleri Macron’a oy verdiler.

LE PEN VE MELENCHON NEREDE BİRLEŞİYOR, NEREDE AYRILIYOR?

Fransa Cumhurbaşkanlığı Seçimleri (1) Marine Le Pen açık ara önde - Resim : 3

Yukarıdaki çizdiğimiz çerçeveye, yani Yeni Dünya’ya yakın iki partinin Fransız seçmenin yarısından fazlasının oyunu alacağı öngörülüyor. Peki hangi partiler bunlar: Ulusal Birlik Partisi ve adayı Marine Le Pen. Diğeri Boyun Eğmeyen Fransa Partisi ve adayı Jean Luc Melenchon. 2022 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde birinci turda ikisi toplam %45 oy almıştı. Bu seçimde Le Pen’in oylarını %25 artırdığını, Melenchon’un ise %4-5 düşürdüğü görülüyor. Bugün ikisinin toplam oyu %55.

Bu iki partinin en belirgin özelliği merkez siyasetlerin uzağında/ucunda olması, ama ters yönde; biri sağ uçta diğeri sol uçta Bir çok konuda ayrıntıya boğulmadan söylersek ana eksende aynı şeyleri söylüyorlar. İşin ilginç yanı kendileri de birbirlerini küreselcilerin diliyle nitelendiriyor. Marine Le Pen Melenchon’a “aşırı sağcı” derken Melenchon’da Le Pen’e “aşırı sağcı” hatta “ırkçı” demekte.

Ama ikisi de küreselleşme ve onun yol açtığı yıkıma karşı. İkisi de devletin ekonomide daha güçlü olmasını istiyor. Mélenchon, kapitalizmin ve neoliberalizmin eleştirisi yapıyor ve sol devletçilik diyor. Le Pen milliyetçi-korumacı devletçilik diyor ve Fransız işçisinin, çiftçisinin ve sanayisinin korunmasını istiyor.

Mélenchon doğrudan NATO’dan çıkışı savunuyor. Le Pen ise Fransa’nın NATO’nun entegre askeri komutasından çekilmesini savunuyor. Dolayısıyla ikisi de Macron ve sosyal demokratların Atlantikçi çizgisinden ayrılıyor.

İkisi de Fransa’nın stratejik bağımsızlığını savunuyor. Mélenchon bunu anti-emperyalizm ve bağlantısızlık üzerinden, Le Pen ise ulusal egemenlik üzerinden yapıyor.

İkisi de Rusya ile ilişkilerin tamamen koparılmasına mesafeli. Mélenchon savaşın sona ermesi ve Avrupa’nın bağımsızlığını, Le Pen ise Rusya’yla yeniden normal ilişki kurulmasını savunuyor. ABD ve İsrail’in İran saldırısı ikisi tarafından onaylanmıyor ama farklı biçimde dile getiriliyor: ABD ve İsrail İran’a saldırdığında Mélenchon saldırıyı çok sert biçimde kınadı. “ABD ve İsrail’in İran’a yönelik savaşı emperyalist bir saldırıdır; Avrupa buna ortak olmamalı ve Fransa ABD’nin yanında savaşa sürüklenmemelidir” açıklamasında bulundu. Le Pen saldırıyı bir hata olarak değerlendirdi ve “İran rejimini sevmiyorum ama Fransa’nın çıkarı açısından ABD-İsrail’in İran’la savaşı doğru değil” dedi.

Aralarındaki ayrılıkları da sıralayalım: En belirgin ayrılık göç ve göçmenlik konusunda; Le Pen göçün kısıtlaması, vatandaşlara öncelik, doğumla vatandaşlığın sınırlandırılması (Droit de sol), iltica sisteminin daraltılması ve göçmenlere yönelik sosyal yardımların azaltılması gibi göçmen karşıtı politikaları savunuyor. Mélenchon ise hak temelli göç ve iltica politikasını ve göçmenlerin haklarının korunmasını savunuyor.

Diğer önemli ayrılık ise İsrail’in Gazze katliamı: Le Pen’in İsrail yaklaşımı Mélenchon ile tam karşı karşıya; Le Pen Hamas’ın 7 Ekim saldırısını çok açık biçimde kınıyor ve İsrail’in bu saldırılarla kendini savunduğunu söyleyerek İsrail yanlısı bir tutum içinde. Le Pen’in İsrail’e yakınlaşmasının bir başka boyutu da partisinin babası Jean Marie Le Pen dönemindeki antisemitizm imajından uzaklaşma stratejisi olarak değerlendiriliyor. Melenchon ise çok net bir şekilde Filistin’den yana bir tutum içinde: İsrail hükümetini savaş suçları ve soykırım suçlamaları bağlamında eleştiriyor, Filistin devletinin tanınmasını ve İsrail’e karşı diplomatik/ekonomik baskıyı savunuyor, İsrail’i bölgedeki “en tehlikeli devlet” olarak nitelendiriyor.

Önümüzdeki yazıda diğer adayların durumunu ele alacağız.

KÜRESELLEŞME VE NATO KARŞITI EGEMENLİKÇİ PARTİLER ÖNDE GİDİYOR

Fransa Cumhurbaşkanlığı Seçimleri (1) Marine Le Pen açık ara önde - Resim : 4

Son anketlerde, birinci turda, Marine Le Pen ve Jean Luc Melenchon’un oy oranı yüzde ellinin üzerinde. %35’lerde. Bu diğer adayların oranının çok üzerinde. 24 Ağustos Pazartesi günü RTL ve M6 için Toluna Harris Interaction tarafından yapılan ankette Marine Le Pen, oy tercihlerinin %35 ila %38’ini alarak ilk turda başı çekiyor. Melenchon’un oy oranı bir önceki ankette %16 ila %17 arasında ikinci durumdayken Edouard Philippe’in oy oranı %20’lere yaklaşarak ikinci pozisyona yerleşmiş durumda. Philippe, Macron’un ilk dönemde başbakanlığını yaptı ve bugün Horizons partisinin başkanı.

İkinci turda, Marine Le Pen neredeyse tüm senaryolarda favori olarak görünüyor. İkinci tura kalma ihtimali olan en güçlü adaylar: Jean Luc Melenchon ve Edouard Philippe. En azından bugünkü anketler bunu gösteriyor.  Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turu önümüzdeki Pazar günü yapılsaydı, Marine Le Pen, Jean-Luc Melenchon’a karşı açık bir farkla kazanacaktı (%69,5’e karşı %30,5).Ulusal Birlik Partisi adayı, Edouard Philippe karşısında ise az bir farkla galip gelecektir (%52,5’e karşı %47,5). Bugün Le Pen karşısında kazanma şansı olan tek aday Edouard Philippe. Neden? Çünkü sistemin tüm partileri önceki son iki seçim de olduğu gibi sözüm ona “aşırı sağcı”, “ırkçı” Le Pen kazanmasın diye karşısındaki adaya oy verme çağırısı yapacaktır. Geçen seçimde olduğu gibi belki Melenchon seçmenlerini serbest bırakacaktır. Bunların da çoğu sandığa gitmeyerek Le Pen’in karşısındaki adayın kazanmasına hizmet etmiş olacaklar.