G20’nin kaybedeni ABD

Ali Rıza Taşdelen

Ali Rıza Taşdelen

Gazete Yazarı
TÜM YAZILARI

Dünya liderleri G20 Zirvesi’ne gergin başladılar. Zirve öncesi karşılıklı tehditler, kırmızı çizgiler açıklandı. ABD Başkanı Donald Trump, Çin’e 300 milyar dolarlık yeni vergi tehdidinde bulunmuştu. Trump’a yanıt Çin Ticaret Bakanlığı Sözcüsü Gao Feng’ten gelmişti: "Eğer ABD tansiyonu yükseltmeye istekliyse, biz de sonuna kadar savaşırız." Karşılıklı kılıçlar çekilmişti. Dünya gözlerini Trump-Xi görüşmesine dikmişti.

MACRON’UN KIRMIZI ÇİZGİLERİ

Zirve’den 2 gün önce Japonya’ya giden Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron bu duruma tepkiliydi, “çok kutupluluğun bir platformu olan G20 Zirvesi'nin ABD-Çin çatışmasının arenasına dönüşmesine” karşıydı Macron. Elysee Sarayı, bu durumun “Zirve’yi esir alacağı” açıklamasında bulunmuştu.

Bir taraftan ticaret savaşları, diğer taraftan ABD’nin İran’a saldırı planları ve İran’ın Nükleer Anlaşmayı terk edeceği açıklaması, Avrupa Birliği’nin liderliğine soyunan Macron’un gündemindeydi. Hafta başında Zirve’de bu konuları Trump’la görüşeceğini açıkladı. “Tansiyonun düşürülmesi gerektiği ve ne zaman sona ereceği belli olmayan bir savaşa girmenin tehlikeli olacağını” söyledi. “İran’ın da anlaşmayı terk etme yanlışına düşmemesi gerektiğini” belirtti Macron. Tokyo’da yaptığı açıklamada da “Bizim de kırmızı çizgilerimiz var; Paris İklim Anlaşması kabul edilmezse Zirve sonuç bildirisini Fransa imzalamayacak” dedi.

TRUMP MACRON İLE GÖRÜŞMEDİ

Bu Zirve’ye ikili görüşmeler damgasını vurdu. Trump, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Almanya Başbakanı Angela Merkel, Türkiye Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Japonya Başbakanı Şinzo Abe, Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro ile ikili görüşmelerde bulundu ama Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile görüşmedi.
Halbuki Macron görüşeceklerini önceden açıklamıştı. Görüşmemenin nedeni sorulduğunda “3 hafta önce Fransa’da görüştük. Sürekli telefonla görüşüyoruz. Aramızda ayrılıklar var ama birlikte çalışıyoruz” şeklinde yanıtladı. “Trump kendisine karşı çıkışlarından dolayı Macron’u cezalandır mı?” sorusu ortada.

TRUMP KAYBETTİ ÇİN, RUSYA VE TÜRKİYE KAZANDI

Zirve öncesi Trump kılıcını çekmişti ama Zirve boyunca görüştüğü liderlere mavi boncuk dağıttı. Zirve öncesi bağırıp çağıran tehditler savuran Trump gitmiş, yerine anlaşan, tavizler veren, etrafına gülücükler dağıtan Trump gelmişti. Xi Jinping ile görüşme olumlu geçti; yeni gümrük vergileri de gelmedi.
Trump, Putin ile sıcak bir görüntü verdi. “Başkan Putin ile olmaktan büyük şeref duyuyorum” dedi. Putin de kendisini İkinci Dünya Savaşı zaferinin 75. yıldönümü için Mayıs 2020’de Rusya’ya davet etti.
Trump-Erdoğan görüşmesi de olumlu bir havada geçti. S-400’lerle ilgili ABD geri adım attı; Türkiye’ye karşı yaptırım olmayacağını söylemiş Erdoğan’a.
Macron’un üzerinde ısrarla durduğu Paris İklim Anlaşması'na da katılmadı Trump. Hatta Brezilya ve Türkiye’yi anlaşmaya katılmama konusunda etkilemeye çalışmış ama başaramamış. ABD’ye karşı 19 ülke İklim Anlaşması'na katıldığını teyit etmiş.

FRANSA’NIN MECBURİYETLERİ

Macron da boş durmadı; Xi Jinping, Putin ve Erdoğan ile ikili görüşmelerde bulundu. 5-6 Kasım tarihlerinde Çin’e gideceğini açıkladı. Rusya’ya sıcak mesajlar verdi. Ağustos sonunda yapılacak G7 Zirvesi’nden önce Putin ile görüşeceğini duyurdu. Kendisi Osaka’da Putin ile görüşürken, aynı gün Rusya Başbakanı Dmitriy Medvedev, Fransa Başbakanı Édouard Philippe ile Fransa’da görüşüyordu.
Sonuç olarak bu G20 Zirvesi’nin kaybedeni ABD, kazananı ise Çin, Rusya ve Türkiye olmuştur. Çin, ABD ile aralarındaki ticaret savaşında ateşkesi başarmıştır. Rusya, ABD dahil Çin, Fransa ve Türkiye ile verimli görüşmeler yapmıştır. Türkiye kararlı duruşuyla ABD’ye geri adım attırmıştır.

Fransa mı? ABD ile çok kutupluluk, İklim Anlaşması ve İran konusunda anlaşmamakla birlikte, stratejik olarak Atlantik kampında yer almaya devam etmektedir (Hint-Pasifik, Doğu Akdeniz, Afrika, Suriye…). Ama genel olarak ABD ile Avrupa arasındaki çelişmelerin giderek derinleşmesi ve dünyanın çekim merkezinin Asya’ya kayması Fransa’nın da dünyadaki yeni saflaşmada daha net ve cesur kararlar almasını zorunlu kılacaktır.