Gladyo’nun Havacılık Merakı
Sizin de dikkatinizi çekti mi? Gladyo’ymuş, CIA imiş, FETÖ imiş, bunlar ile ilgili suç dosyalarını, kumpasları, okurken havacılık konusuna özel bir ilgi ve merak olduğunu görmemek mümkün değil. Havacılık sektörünün her alt sınıfında bir sürü olaylar dönmüş, suçlar işlenmiş. Hemen her ülkede böyle. Acaba bu sektör, Gladyo kurumları için neden bu kadar stratejik? Neden bu kadar vazgeçilmez?
Dünyadaki örnekler saymakla bitmez. İkiz kulelere saldırı kumpasında ciddi ve sofistike bir havacılık unsuru var. Bunca senedir ortaya çıkan onca delil ile kumpas büyük ölçüde belirginleşti. Kaldı ki özenle saklanan henüz açıklanmayan çok sayıda doküman var.
Dünyada havacılık kazası süsü verilerek işlenmiş çok sayıda cinayet, suikast var. Kritik insanları, kritik politika adamlarını, askerleri, hatta bilim adamlarını öldürmek için sektör hayli yoğun kullanılmış. İşin bir de havalimanları bacağı var. İşletilen havalimanları, bunlarda çalışan güvenlik firmaları, Xray sistemleri, kullanılan yazılımlar, kamera teknolojileri vs. Buralarda da belli ki güçlü bir teşkilatlanma var.
Düşünün, siz CIA ‘de bir birim direktörüsünüz. Her ülkede operasyonlarınız var. Kiminde iktidara yeni taşıdığınız adamlara destek olmanız, onları büyütmeniz, önlerini açmanız gerekiyor, kiminde çeşitli kumpaslar ile iktidardakileri yıpratmanız, indirmeniz gerekiyor. Böyle görevleri olan bir kurum, ilgili ülkelere kolayca girip çıkabilmeli, kontrolsüz, hızlı şekilde bu ülkelere istediği malı, silahı, insanı sokabilmeli ve çıkartabilmeli. Bu kritik ihtiyaçtan dolayı ülkelerdeki sivil ve askeri havacılık ekosistemi, Gladyo teşkilatlarını yetiştirmeniz ve yerleştirmeniz için öncelikli hedefler olmalı. Buraya kadar mutabık mıyız?
Bir de olayın yetkinlik kısmına gelelim. Zaten dünyada havacılık standartlarını koyan, ekipmanları üreten, bunların sertifikasyonunu yapan kurumlar, kaza olunca kara kutuları inceleyen kurumlar vs. bellidir. Ağırlıklı ABD merkezli ve CIA’nin yakın ablukasında olan kurumlardır bunlar. Ülkeler kendi askeri ve sivil havacılık ekosistemlerini kurarlarken mecburen ilgili Amerikan şirketlerine personel yollarlar, eğitimler alırlar, ekipman ve sistemleri alırlar. Tahmin ediyorum bu temaslar, erken seviye Gladyo devşirmeleri için uygun zemini hazırlamaktadır.
Gelin küresel ölçekten, ulusal ölçeğe geçelim. Ülkemizde Gladyo’nun havacılık alanında yediği naneler neler? Hangi kumpaslar? Hangi suikastler? Ne kadarını ortaya çıkartabildik? Ne kadarını hala ortaya çıkartamadık? İlk akla gelen operasyonlar şunlar:
Muhsin Yazıcıoğlu suikastı
Atlasjet kazası/suikastı
Komutan Eşref Bitlis in uçağının düşmesi/düşürülmesi
15 Temmuz darbe girişiminin büyük oranda Gladyo’nun havacılık unsurları tarafından yürütülmesi
Gladyo/FETÖ unsuru bir havacılık şirketi sahibinin 15 Temmuz akabinde tabut içinde kendi uçağına bindirilmesi ve Erbil üzerinden ABD ye kaçırılması
TSK’da yıllar içinde çok sayıda Gladyo üyesi olmayan kahraman pilota kumpas kurulması ve kaza süsü verilen cinayetler ile bu pilotların öldürülmesi ve Gladyocu pilotların önlerinin açılması. Kimi eğitim uçuşu sırasında şehit ediliyor kiminin uçağı sabote ediliyor, kimi sivile, THY’ye gönderiliyor. Bakım ekibine sızabilecek tek bir Gladyo mensubu, bir çuval inciri berbat etmeye yeter.
FETÖ’nün ülkeyi yönettiği yıllarda yapılan stratejik önemdeki havalimanı işletme ihalelerinin verildiği pek saygın(!) bazı şirketler. Bu şirketlerin yurtdışında, özellikle Müslüman ülke coğrafyalarında Türk firması imajı ile aldığı havalimanı işletme ihaleleri. Kimlerin değirmenine su taşındı, taşınmakta?
İncirlik havalimanı başta olmak üzere Türkiye deki bazı havalimanlarından görevli yabancı askerler tarafından kaçırılan tarihi eserler.
Epstein casusluk skandalı ile ortaya çıkan çocuk kaçakçılığı vakası. Türkiye dahil, ağırlıklı Doğu Avrupa ülkelerinden binlerce çocuğun ABD’ye, MOSSAD işletmesi olan Epstein adasına kaçırılması vakası. Muhtemelen konu ağır işkenceler altında çocuklara yönelik işlenen cinayet, cinsel saldırı, organ kaçakçılığı, adrenokrom üretimi konusunun merkezinde. Konu ABD ve Avrupa medyasında yavaş yavaş ortaya çıkmakta. Henüz buzdağının ucunu görebildik. Türkiye’den bu çocuklar nasıl ABD’ye kaçırıldılar? Hangi havalimanları, hangi uçaklar kullanıldı? Kimler göz yumdular?
Aydınlatılmamış tuhaflıkların olduğu önemli bazı uçak kazaları. Misal THY’nin 2003 Diyarbakır kazası.
2001 Malatya’da CASA kazası
2024 TUSAŞ a yapılan saldırı
2025 Libya heyetini taşıyan uçağın düşmesi/düşürülmesi. Park yerinde bekleyen İsrail uçağı. Dilini yutmuşçasına sessiz kalan yetkililer.
2025’de Azerbaycan dan kalktıktan sonra düşen/patlatılan C-130 askeri kargo uçağı. Bomba var mıydı? Enkaz incelemesinden, zemindeki metal ızgaraların bükülme şeklinden derhal anlaşılabilecek bir durum. Ses çıkaran var mı? Görmedik, duymadık, bilmiyoruz!
Kıbrıs görüşmeleri sırasında Adnan Menderes içindeyken düşen uçak
2016 da AHL’ye yapılan silahlı saldırı
Askeri havacılıkta tarikatçı yapılanmanın ne kadar eskiye gittiğini gösteren Selahattin Angıner vakası. ( TSK’nin Nurcu pilotu S.A. 1962’de, ihtilal sonrasında Yunanistan ‘a kaçar, oradan Kanada’ya gider. Genelleyecek olursak, Adnan Menderes döneminde, 1950’lerin başlarında, ABD ile yakın askeri işbirliği döneminde Hava Kuvvetlerinde teşkilatlanan Nurcu kadrolar, 60 ihtilali sonrasında ordudan temizlenirler)
Hava Kuvvetleri içindeki Gladyo/FETÖ unsurlarınca düzenlenen, Uludere katliamı olarak bildiğimiz, sınır kaçakçılığı yapan vatandaşlarımızın bombalanması eylemi. Aynı ekipçe, Rus uçağının sınır ihlali gerekçesiyle düşürülmesi vakası.
Ülkemizin önemli bir kamu havayolu firmasının yolsuzluk sebebiyle kovduğu adamı, bir diğer kamu kurumumuz olan Sivil Havacılık alıp en tepe makama oturtabiliyor???? Var mı bu işlerin izahatı? (Başarılı Havacılık kanalı olan Airport Haber’den Ali Kıdık iddiasıdır)
Trabzonlu, fındık işiyle büyümüş bir iş adamımızın holdingine ait uçağı, Mossad’ın arka bahçesi olan BAE’den kalktıktan sonra İran üzerinde düşüyor. Kendi kızı dahil çok sayıda genç vefat ediyor (Allah rahmet eylesin). Daha sonra öğreniyoruz ki aynı işadamı Haluk Levent’e milyarlarca liralık gayrimenkul devretmiş, sonra o gayrimenkuller başkasının savunma şirketine aktarılmış filan.. Size normal geliyor mu bu olaylar?
Trabzon demişken, hatırlar mısınız? Trabzon havalimanına iniş sırasında düşen, içinde İspanyol askerlerin olduğu bir uçak vardı. 2003 yılında. Düşecek yer mi bulamadılar gelip yine bizim şehir yakınına iniş sırasında düştüler? Hatta cenazeler artık nasıl toplandıysa, İspanya’da yıllar süren DNA testleri, hukuk mücadeleleri sonucunda hatalar ve karışan kimlikler kısmen tespit edilmişti.
2020’de Emniyet Genel Müdürlüğümüze ait uçağın Van civarlarında düşmesi ile şehit olan 7 emniyet görevlimiz. Neden düştü bu uçak? Basında sıklıkta geçtiği üzere görev sadece havadan gözlem ve istihbarat idiyse, bu işleri İHA’lar yapamıyor mu?
Türkiye doğumlu Özmen çiftinin dikkat çekici kariyer yolculuğu. ABD de Sierra Nevada Corp. satın almaları, NASA’ya, CIA’ya, Pentagon ve Özel Kuvvetlere verilen çeşitli havacılık ilintili hizmetler, havadan istihbarat, gözetleme ve keşif servisleri. Bravo mu demeliyiz, ne demeliyiz bilemedim.
Örnekleri çoğaltmak mümkün. Bu konuların ve daha nicesi başlı başına araştırma konuları, kitap çıkar her birinden.
Misal şu tabut içinde kaçan havacılık şirketi sahibi olan adam konusu. Ne kadar ilginç değil mi? Belli ki küçük rütbeli biri de değilmiş. Baykal a kaset kumpasından tutun, MHP’ye yönelik kaset kumpaslarına, Haydar Meriç cinayetine kadar birçok olaylara karışmış. Bu adamın Tarkim isimli havacılık şirketini hatırlayalım, 1994’ten beri pilot yetiştirme olayları, hangar hizmetleri, iş jeti kiralama hizmetleri, teknik bakım hizmetleri, İstanbul ve Adana’da hangarlar. Sahi özellikle Adana’daki hangarlarda ne iş yapılıyordu acaba? Neler gelip gidiyordu? Tesadüf, ABD’nin de konsolosluğu vardı değil mi Adana’da? Bunca sene kim bilir neler oldu neler… Sizce bu konu bir yerlerde Epstein ’in çocuk kaçakçılığı olayına bağlanır mı?
Türkiye uzun yıllardan sonra ilk defa çok yüksek performanslı bir Adalet Bakanı ile karşı karşıya. Her Allah’ın günü bakıyoruz TV’lere ve gazetelere tekrar tekrar şaşırıyoruz. Bir sürü eski Gladyo cinayeti dosyası tekrar açılıyor ve ciddi ciddi sonuç alınıyor. Elbette bu başarılar tek kişiye bağlı olamaz, tüm kurum çalışanlarına, hatta belki de İçişleri Bakanlığına da başarıdan paye vermek gerekir. Ne diyor sayın bakan? Faili Suçları Araştırma Daire Başkanlığı Kurmuşlar. İsmi biraz uzun olmuş, kısaca Gladyo suçları dairesi desek herhalde daha anlaşılır olur. Bu dairenin çalışanlarının hiç canlarının sıkılmayacağını garanti edebiliriz, ülkemizde Gladyonun işlediği onca cinayet, kumpas ve suç var ki. İşin güzel tarafı bunların birçoğu bir şekilde bağlantılı yani hep aynı Gladyo elemanları çevresinde dönen suçlar. Birileri tetik öncesi ortamı hazırlıyor, birileri tetik sonrası adli tıp tarafını uyduruk raporlar ile temizliyor, bir kısmı yine tetik sonrası olay mahallinde çalışan emniyet ekibine sızmış, bir kısmı savcı, bir kısmı hâkim, bir kısmı akademyada sahte tanıklık ve bilirkişilik için hazır. Elbette medya ekibi de hazır. İşlenen suçların önce altyapısı hazırlanıyor sonra fail olarak hedefteki kurumlar ve ülkeler işaret ediliyor. Yani bir Gladyo elemanı yakalandığında aslında birden çok suçun aydınlatılması kolaylaştırılıyor.
Misal Muhsin Yazıcıoğlu davası aydınlatılırken aslında Atlasjet kumpasının ve muhtemelen tabutta kaçan elemanın suçlarının da bir kısmı çözülecektir. Tabutta kaçan elemanın suç dosyasında çalışılırken MHP ye ve Baykal’a kaset kumpası, Haydar Meriç cinayeti vs bir sürü suç dosyası aydınlanacaktır. Bu dairede kaç uzman çalışıyor bilmiyorum ama bence binlerce uzmanın bu dairede görev alması ve mezuniyetten emekliliğe kadar ömürlerini bu işlere vermeleri lazım.
Muhsin Yazıcıoğlu dosyasından da görüyoruz, bunlar üst seviyede karmaşık, organize, iyi planlanmış, dünyanın en ileri seviyedeki casusluk dosyaları. Tüm pislikleri ortaya çıkarmak, soğan kabuğu gibi kaldırılan katmanların derinine inmek, onlarca yıl sürecek.
Yurtdışında da problem büyük
Zannetmeyelim ki durum sadece Türkiye de böyledir. Hayır değil. Avrupa ve Amerika’da da durum aynıdır. JFK suikastının üzerinden 62 sene geçti, dile kolay 62 sene. Hala her Allah’ın günü yeni deliller ortaya çıkıyor. Teksas da ABD başkanının beynini uçurmuşlar, suçu gariban bir gence atmışlar, sonra onu da öldürmüşler.. Hatta Kennedy ailesinin başka fertleri de aynı ekipçe öldürülmüş. Sadece JFK cinayeti ve soruşturmasının devamında 100’den fazla şüpheli ölüm var. Bunu yapanlar, organize edenler ABD de başkan olmuş. Bir defa da değil, önce biri sonra öteki hatta sonra çocuğunu da başkan yapmış. Deliller tamamen karartılmış. Kolay mı bu işleri ortaya çıkartmak haliyle 60 sene sürüyor.
9/11 New York kulesi saldırıları. Bu olay kullanılarak kaç ülkede savaş başlatıldı, işgaller düzenlendi. 24 sene geçmiş hala her gün yeni deliller çıkıyor, yeni kamera kayıtları, yeni ifadeler, itiraflar. Bize önce medya tarafından satılan hikâyeden bambaşka hale evrilen bir Gladyo operasyonu. Avrupa’da da örnekler saymakla bitmez. Bir sürü ülkede, bir sürü siyasi cinayet.
Bahriye ayakta, Havacı düşmüş, neden?
Havacılık konusu özellikle önemli. Türkiye de havacılık üzerine çok çalışmışlar, çok teşkilatlanmışlar. İnsan düşünmeden edemiyor. TSK’nin kurumları arasında onlarca yıl boyunca Gladyo kumpaslarına en sağlam direnen ekip Denizciler, Bahriyeliler olmuş. Çok uğraşmışlar, çok kumpas düzenlenmiş ama ele geçirememişler.
Diğer taraftan üzülerek gözlemliyoruz ki Hava Kuvvetlerimiz fena halde düşman tarafından içten ele geçirilmiş. Hangi dinamikler ile bu durumu açıklayabiliriz? Bunu düşünmemiz, cevaplarını bulmamız lazım. Bu konu ülkenin milli savunması ile ilgili. Dinamikleri anlarsak ileride ona göre iç savunma yapılarını kurabiliriz. Yani aynı yöntemleri kullanan Gladyo, TSK nin bir birimini ele geçirmekte başarılı olmuş, bir diğerinde başarısız olmuş.
Bu sorunun cevabını bilmiyorum ama spekülasyon yapabilirim. Askeri havacılıkta tamamen bir ABD bağımlılığı başından beri vardı. Uçaklar, ekipmanlar, bakım, personel eğitimi, simülatörler, yazılımlar, her şey tamamen ABD’ye bağımlı idi. Yani bana sorsanız ülkemizin şöyle esaslı bir havacılık eğitim kurumu hangisidir diye, aklıma hemen gelen bir kurum yok. Denizcilerde ise bana sorsanız, derim ki Heybeliada’da “Deniz Lisesi” vardı. Yani askerimizin genç yaştan itibaren milli kurumlarımızda, kendi uzmanlarımızca eğitebildiğimiz zaman daha başarılı sonuçlar ortaya çıkıyor. Eğitim işini yurtdışına havale edince ise bir felaket ortaya çıkmış. Tabi benzer şekilde ekipmana, teknolojiye hâkim olmak da çok önemli. Deniz Kuvvetlerimiz uzunca süredir kendi gemilerini, denizaltılarını kendi tersanelerinde üretebiliyor, tasarlayabiliyor veya en azından bağımsız şekilde bakım yapabiliyor. Belki bunun da etkisi olmuştur.
Sonuç
Gladio’nun havacılık merakı ortada. Peki bu mücadeleyi sadece Adalet bakanı ve İçişleri Bakanımıza mı bırakmalıyız? Elbette hayır. AKP iktidarları döneminde çok defa zigzaglar gördük. Mevcut sıkı mücadele dönemi de elbette zaman gelecek kesintiye uğrayacaktır ve belki de 180 derece ters politikalar devreye alınacaktır. Bunları defalarca yaşadık. Bu işler ile mücadele için ulusal medya ayağını güçlendirmeliyiz. Ayrıca sadece ulusal mücadele yetmez, tehdidin kökeni yurtdışındadır dolayısıyla medya, polis, savcılık, politik, askeriye kanallarından da uluslararası işbirlikleri ve mücadele gereklidir. Gladyo mücadelesi mehter marşı temposu ile ve sadece yurtiçi odaklı yapılmamalıdır. Misal Kamala Harris eğer 2028 de Demokrat Parti den başkan olursa, Türkiye’de iktidar kim olursa olsun, bugünlerimizi mum ile ararız, buraya yazalım, geleceğe not düşelim. Hariciyemiz de bu riske karşı aktif tedbir almalıdır.