12 Ekim 2026 Pazartesi
İstanbul 19°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Güney Somali de Şabelle ve Juba nehir havzası yatırım bekliyor

Metin Akgerman

Metin Akgerman

Site Yazarı

A+ A-

Somali ile ilgili çeşitli politikalar yazılıyor, çiziliyor. Tarım konusuna pek girmedik oysa ki Somali özelinde, ülkenin fakirlikten kurtulması için en öncelikli konu. Neden bu konuda politika öneriyoruz? Çünkü Türkiye bu konuda Somali’ye kolayca yardım edebilecek durumda. Hızla ve nispeten düşük maliyet ile yıllık 2 milyar dolarlık tarımsal çıktı ilgili nehir havzalarında üretilir hale gelinebilir ve 150 bin civarı Somaliliye gelir ve iş üretilir, hayır duaları alınır. Fena mı? Bu yazıda ilgili bölgenin tarımsal kalkınması ve güvenliğinin sağlanması için politika yapıcılarımızın değerlendirmesi için öneriler sunacağız.
Somali’nin tarım havzasını ayağa kaldırırsak hem Somali için en faydalı yatırımı yapmış oluruz hem de aradaki ittifaklık olayını kalıcı hale getirmiş oluruz. Türkiye ekonomik ölçeğinde bu rakamlar fındık fıstık parası belki ama Somali için muazzam miktarlar, 20 milyon nüfuslu ülkenin yıllık ihracatı zaten ancak bu kadar.

Bahsettiğimiz nehirler Güney Somali’dedir yani Mogadişu’nun da güneyindedir ve Somali’nin temel tarım havzası ve tarımsal ürün kaynağı olan bölgedir. Terör kaynaklı bu bölgedeki tarım altyapısı zarar gördü, bu aralar anlamlı miktarda üretim yok fakat bölge muazzam potansiyelde. Yüzlerce kilometre uzunluğunda nehirler, suladığı yemyeşil orman ve çayırlar, siyah alüvyonlu topraklar. Kafanızdaki Somali ile ilgili çöl olayını unutun. Misal Rize’yi düşünün. Burası Rize ayarında yeşil bir bölge. Üstelik tropik iklim olduğu için Türkiye de yetişmeyen çok değerli bir çok ürün buralarda yetişebiliyor. Zaten çevre ülkelerde benzer iklim kuşağında bolca tarım yapılıyor. Muz, şekerpancarı, susam, karpuz, domates, buğday, mısır, pirinç, bal, ne istersen…
Üstelik Hindistan gibi muazzam bir tüketim pazarına hayli yakın, kıyı bölgesi.

Türkiye’nin bu konuda bir yol haritası oluşturması faydalı olur. Tarım bakanlığımıza bu konuda iş düşüyor. Hem kurumsal seviyede hem bireysel seviyede destekler devreye alınabilir. Misal Devlete ait tarım kurumu olan TİGEM vasıtasıyla Şabelle nehri havzasında tarım faaliyetleri başlatılabilir, örnek plantasyonlar kurulabilir.

Diğer önerimiz ise bireysel destek. Misal, iklimin nispeten benzediği Doğu Karadeniz bölgesindeki köylerden toplanacak, tarımsal üretime ( misal fındık veya çay) aşina olan 1000 kadar genç, lise sonrası 1 sene özel bir tarım eğitimine sokulup, ceplerine 2000 er dolar para konup bu Şabelle nehri bölgesindeki köylere tarımsal kalkınmayı organize etmeleri için Somali hükûmetinin yönlendirmesi ile gönderilebilirler. Ayrıca yapacakları tarımsal kalkınma yatırımları zamanı, ilave kredi imkânı da bu gençlere sunulabilir. Bu gençlerin arasından başarılı olanlar, ileriki senelerde Türkiye’nin Afrika ile ilişkilerini daha hızlı geliştirecek makamlara getirilebilirler.

Zorluk nerede? Öncelikli zorluk şudur: Bu sulak tarımsal arazileri bölge kabileleri arasında bir çatışma konusudur. Ayrıca Kenya bu bölgede belirli bir etnik grubu destekler, bölgedeki siyasi lider ise Kenya’nın adamıdır. Bu durum işleri zorlaştırır. Hatta bölgedeki silahlı terör de büyük ölçekte yurtdışı desteklidir denebilir. Kenya’nın İsrail ile çok iyi ilişkileri olduğunu da yeri gelmişken not edelim ki taşlar yerli yerine otursun, hangi zorluklar ile karşı karşıya olduğumuzu anlayalım.

Güney Somali de Şabelle ve Juba nehir havzası yatırım bekliyor - Resim : 1

Türkiye nin bölgede izlemesi gereken yol haritası ne olabilir?

1. Başkent Mogadişu’nun ülke genelinde otoritesini güçlendirecek pozisyonda olmalıyız ancak etnik çatışmaların tarafı değil uzlaştırıcısı olmalıyız. Sonuçta bu çatışan grupların hemen tamamı Müslüman topluluklar, neden bir kısmı Hristiyan/ Evanjelik eğilimli ülkelerin kontrolüne giriyor? Bizim beceriksizliğimizden oluyor bunlar. Bizim doğru şekilde sahada varlık göstermemiz gerekli.
2. Güneydeki sahil şehri Kismayo bu tarım havzası olan bölgenin başkentidir ve buradaki Kenya etkisi kırılmalıdır. Türkiye bu liman şehrinde varlık oluşturmalıdır. Liman yatırımı yapılabilir, cami yapılabilir, Mogadişu aktarmalı İstanbul uçuşu Kismayo havalimanına konabilir. Bu havalimanının Kenya uçuşlarının kaldırılması da diplomatik müzakerelere bağlı olarak değerlendirilebilir.
3. Kismayo limanına Somali ordusunun küçük de olsa askeri bir gemi veya hücumbot koyması uygun olur.
4. Kismayo’nun başkenti olan Jubaland’in başkanı Ahmed Madobe ile Mogadişu Merkez hükümetinin sorunları var. Türkiye Ahmet efendiyi karşısına çekip konuşmalıdır, tatlı tatlı, seve seve Ahmet Efendi sadece kendi kabilesini değil tüm Somali’nin faydasını gözetecek çizgiye gelmelidir veya zaten usulsüzce uzamış olan başkanlık dönemi gözden geçirilmelidir. Kenya ile arasına mesafe koymalıdır. Bu görüşme sırasında Türk donanması da sahilde gövde gösterisi yapabilir.
5. Kismayo limanının Kenya limanları ile doğrudan konteyner deniz hattı bağlantısı diplomatik görüşmelerin gidişatına göre kesilebilir. Kismayo bu bağlamda tüm mal tedariğini Somali limanlarından gelecek gemilerden sağlar ve ihracatını da bu kanaldan yapar. Özellikle bölgeye limandan yabancı askeri ekipman girişi konusunda gerekli tedbirler alınmalıdır.
6. Kuzey Kenya da çok sayıda Müslüman Somali kökenli yaşamaktadır. Nasıl ki bu etnik topluluklar Kenya’ya karşı silah olarak kullanılmıyorsa, Kenya da Somali ye karşı ve özellikle Jubaland bölgesine karşı yanlış tutumda bulunmamalıdır.
7. Somali-Kenya sınırını havadan SİHA uçuşları ile ve uzaydan gözlem uyduları ile kontrol etmek faydalı olacaktır ve Somali’nin terör sorununu azaltacaktır.
8. Mogadişu ve Kismayo şehirleri arasında otobüs yolculuğu yaklaşık 10 saat sürer ve 500 Km civarındadır. Yol boyunca güvenlik barikatları geçilir ve bu barikatları Eş-Şebab dahil çeşitli gruplar kontrol ederler. Mogadişu ve Kismayo yolu tamamen merkezi yönetim kontrolüne alınmalıdır veya geçici bir süre için Türkiye’nin arabuluculuğunda başka bir sistem de devreye alınabilir. Yolun kötü bölümleri onarılmalıdır. Türkiye’nin Somali de şehirler arası yolcu taşımacılığı için gerektiği sayıda yerli üretim (TEMSA, BMC, Otokar veya Karsan olabilir) otobüsü satması ( ve Mogadişu da merkez servis kurması) uygun olur. Rekabet durumuna göre, SKD esaslı otobüs montaj atölyesi de kurulabilir.
9. Somali şehirleri arasındaki otobüs taşımacılığının güvenliğinin sağlanması için ilgili seferlerin askeri araç korumasında yapılması uygun olabilir. (BMC’nin Amazon tipi araçları veya Otokar’ın Cobra tipi araçları uygun olabilir). Kalıcı güvenlik sağlandığında bu uygulama sonlandırılır. Diğer çözüm ise şöyle olabilir: Somali şartlarına uygun olarak bazı otobüslerin üzerine Aselsan’ın Alkar tipi silah kulesini yerleştirmek gerekli caydırıcılığı sağlayabilir. Herhangi bir otobüse saldırı olursa otomatik olarak en yakın SİHA devreye alınabilir. Somali’nin merkez şehirleri arasında güvenli otobüs taşımacılığı başlatılabilirse ülkenin birliği için önemli ilerleme sağlanır. Bizdeki erken dönem şehirler arası otobüs taşımacılığı gibi, otobüsler ile mal ve eşya taşınmasına da izin verilmeli ve hatta teşvik edilmeli. Talebe göre belirli saatlerde otobüs konvoyu seferleri ile güvenlik konusu daha kolay hale getirilebilir. Otobüslerde sivil kılıkta silahlı asker olması da ilave koruma sağlayacaktır.
10. Mogadişu’dan Kenya sınırına kadar kabotaj taşımacılığı kapsamında sefer atacak bir gemi devreye alınması uygun olur. (Mevcut durumda böyle bir deniz taşımacılığı hizmeti yok). Yavaş dahi olsa güvenli bir ulaşım ve ticaret imkânı bu şekilde sağlanabilir. Konteyner altı yükler diyelim, yani vatandaş çuval çuval ürünlerini, develerini bu gemiler ile taşır. Gemiler turistik geziye de uygun olacak şekilde çok amaçlı tasarlanabilir. Sahil boyunca ilgili tüm limanlara gemi uğrak yapar.
11. Şabelle ve Juba nehirlerinde taşma ve sel durumunu önleyen bazı altyapı yatırımlarına ihtiyaç vardır. Bunların bir kısmı zamanında yapılmış ancak hasar görmüştür. Bu yatırımların Türkiye desteği ile yapılması ve parasının ilgili BM kuruluşundan alınması uygun olur.
12. Uzun dönemdir kapalı olan Kenya-Somali sınırı bu aralar kontrollü olarak açılıyor. Bu olumlu bir gelişme. Somali’den Nairobi ye otobüs seferi başlatmak ilişkilerin normalleşmesi için uygun bir adım olabilir.
13. Kuzey Kenya’da Somali’ye bağlı olan, Müslüman Kenya vatandaşları var. Bir kısmının çifte vatandaşlığı da var. Bunların eğitim ve girişimcilik geçmişleri daha ileri düzeyde. Bu kişi ve gruplar yatırım ve sosyal projelerde pivot olarak kullanılarak Kenya’nın kalkınma başarısı Güney Somali’ye de aktarılabilir.
14. Somali projesinin başarılı olması için Somali, Kenya ve Etiyopya’daki Türk elçilerinin çok yakın çalışması, düzenli toplantılar yapması ve aldıkları kararları sahada uygulayabilmeleri lazım. Bu kadroları fazlaca bürokrasi ile boğmadan, para harcama konuları da dahil, geniş inisiyatif sağlamak uygun olur. Elbette kamu yönetiminin genel ilkesi gereğince tüm harcamalar denetlenmeli, açıklanabilir olmalı ve Türkiye’nin menfaatini gözetmelidir. Bazı siyaset yorumcuları Avrupa ülkelerindeki elçilikleri güçlendirmenin daha önemli olduğunu vurgularlar. Bu yaklaşıma tamamen karşıyım. Avrupa elçilikleri hemen hiçbir konuda anlamlı fayda üretemeyen, mevcut sorunları da genelde çözemeyen temsilciliklerdir. Fazlaca da maliyetlidirler. Oradaki elçilerin beceriksizliğinden değil ama muhatap olunan yapı değişime, sorun çözmeye izin vermez. Asıl fayda ve fırsatlar Afrika, Asya, Latin Amerika ülkelerindedir. Kaynaklar buralara aktarılmalıdır. Hariciyede kariyer ilerlemesinde de bu tür ülkelerdeki hizmet önceliklendirilmelidir.
15. Türkiye, kalekol tipi savunma yerleşkelerinin faydasını terör ile mücadele ettiği yıllarda öğrendi. Somali ve benzeri coğrafyalarda, yerel şartları da dikkate alarak, saha hakimiyetini ve ticaret yollarının güvenliğini sağlamak için benzer deneyimlerden faydalanmak uygun olabilir.
16. Somali, Yemen, Eritre, Cibuti gibi ülkelerin ortak bir “boğaz kontrolü” kurumu kurmaları ve Aden Körfezinden geçen gemilere pilotaj vb. hizmetlerin verilmesi uygun olabilir. Haraca bağlasınlar demiyorum ama Türk Boğazları misali çeşitli kalemlerde, farklı hizmetler için ödemeler yapılırsa uygun olur. Türk Boğazlarındaki gibi gelişmiş radar kuleleri ile Aden körfezindeki trafiğin daha iyi kontrolü ve bekleme sürelerinin azaltılması da sağlanabilir. Bugünkü çatışma konjonktüründe bu durum uygulanamaz ama daha sonraki yıllarda uygulanması makul olabilir. Trilyon dolardan fazla ticari mal bu ülkelerin kıyısından geçiyor, bunca gemi kirlilik ve trafik yaratıyor ancak bu zenginlikten bu fakir Afrika ülkeleri hiç pay alamıyorlar. Kendi limanlarına dahi doğru düzgün uğrak yapılmıyor. Bu durum adil değil. Misal üretilen gelirin 40% Kadarı Yemen, 40% Somali, kalanı da Eritre ve Cibuti’ye gelir yazılırsa uygun olur. Hatta belki küçük bir oran da Afrika Birliği bütçesine buradan aktarılabilir. Büyük petrol ve büyük konteyner gemilerinden anlamlı miktarda, belki geçen mal değeri üzerinden bir ödeme kesilmesi uygun olur.
17. Türkiye Muz ithalatının hemen tamamını Ekvador ülkesinden yapmaktadır. Yıllık 100 milyon dolar civarı, büyük miktarda döviz bu iş için Ekvator’a ödenmektedir ve sonucunda bu ülkeye karşı büyük ticaret açığı oluşmaktadır. Bilindiği üzere Ekvador ülkesi Güney Amerika’dadır, Pasifik tarafına bakmaktadır ve Türkiye’ye dünyadaki en uzak ülkelerden biridir. Ayrıca bu ülkenin ve başkanının arası İsrail ile pek iyidir. Ekvator’dan Mersin limanına gelen muz konteynerlerinin içinde dönem dönem kokain, esrar vb. bulunması konusunda ise malum basınımızda sık sık haberler çıkmaktadır.
Neden Türkiye milli menfaatlerine, ekonomik çıkarlarına uygun olacak şekilde ürün esaslı ithalat ülkelerini ayarlayamıyor? Sanki özellikle Türkiye’nin kaynaklarının en yanlış ülkelere akıtılması gibi bir politika benimsenmiş gibi. Türkiye muz ithalatı konusunda kısa vadede Endonezya’ya dönebilir, çok da uygun olur. Endonezya bizden büyük miktarda askeri ekipman alımı da yapıyor böylece muz parası karşılığında ilave ihracat imkânı oluşur ve kaynaklarımız dost bir ülkeye aktarılır. Uzun vadede ise Yemen, Somali, Sudan gibi ülkelere kurulacak muz plantasyonlarından tedarik sağlanması uygun olacaktır. TIGEM bu konuda öncülük yapabilir.

Bu yazıda Somali’nin gıda güvenliğini ve ekonomik kalkınmasını sağlayacak tarım geliştirme politikalarını ele aldık. Konu Güney Somali ile ilgili olduğu için ve Güney Somali fiilen Mogadişu’ya bağlı olmadığı için gerekli güvenlik tedbirlerini de politika yapıcılarımızın dikkatine sunduk. Güney Somali’deki güvenlik problemini çözersek, Somali’nin diğer ayrılıkçı bölgelerine de doğru mesajı yollamış oluruz. Türkiye Somali’ye askeri ve ekonomik olarak destek oluyor ama ülke ekonomisi hala yeterince hızlı büyümüyor. Kaynakların ekonomiye kazandırılması işinde hayli yavaş gidilmekte. Bir yerlerde belli ki sorun var. Bunun değişmesi lazım. Somali ekonomisini ne kadar hızlı büyütebilirsek, Türkiye’den o ölçüde büyük miktarda ürün ve servis alabilir hale gelirler ve iki ülkede de önemli miktarda ilave istihdam yaratılır. Somali ilgili havzaların potansiyelini kullanır ve tarımsal üretimini iki milyar dolar artırırsa, Türkiye’nin Somali ihracatı da en az bir milyar dolar artar.