Hayvan kaynaklı hantavirus enfeksiyonu
Geçen asırda bakteri enfeksiyonları sağlığın tehdidi iken antibiyotiklerin altın çağı bu tehdidi sınırladı. Virüslerin tehdidi ise; grip virüsleri ile başladı ve KOVİD ile devam etti. Şimdi de sınırlı da olsa HANTAVİRÜS devrede. Virüsler zaman zaman tehdit oluşturur. EBOLA VİRÜS, NOROVİRÜS, KOVİD, HEPATİT, HERPES… zaman zaman salgın yaptılar. Grip virüslerinden mevsimsel aşı ile korunabiliyoruz. Hepatit ve insan papilloma virüsü (HPV) gibi bazı virüs enfeksiyonlarının aşıları var. HANTAVİRÜS’ün aşısı yok. Tedavi amaçlı bir ilacı da yok. Tek çare KOVİD döneminde uyguladığımız önlemler var: hijyen, sosyal ve fiziksel mesafe ve maske kullanımı.
HANTAVİRÜS ile insanlar genellikle enfekte kemirgenlerin aerosol (havaya karışan) hâline gelmiş dışkıları veya diğer vücut salgıları yoluyla virüse yakalanırlar. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) uyarıyor; hantavirüsün bazen yakın ve uzun süreli temas koşullarında (örneğin, yaklaşık 150 kişinin bulunduğu bir yolcu gemisinde) insandan insana bulaşabilen Andes virüsü adı verilen bir tür ile de olabileceğini bildirdi. DSÖ, salgının gemideki küçük bir grup yolcuyla sınırlı olması nedeniyle küresel yayılma riskinin "düşük" olduğunu açıkladı. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), Avrupa'daki halk sağlığı yetkililerini durumdan haberdar etmek için Erken Uyarı ve Müdahale Sistemi'ni aktifleştirdi.
HANTAVİRÜS NEDİR?
Hantavirüs, kemirgenler tarafından taşınan ve tükürük, idrar veya dışkı yoluyla yayılan bir grup zoonotik virüsü ifade eder. Sağlık yetkilileri, yolcuların Andes hantavirüs türüyle enfekte olduğunu tespit etti. Hantavirüsler nadiren insan-insan temasıyla yayılsa da, bu özel türün insandan insana bulaşma yeteneğine sahip olduğu bilinmektedir. Bu virüsün insanlar arasında yayılması için yakın ve uzun süreli fiziksel temas gerekli. Gemideki hantavirüs enfeksiyonuna gelince; ilk yolcuların gemiye binmeden önce enfekte kemirgenlere veya dışkılarına maruz kaldığı düşünülüyor. Bu virüs türü Güney Amerika'da endemik. Geminin hareket noktası da Latin Amerika. Hantavirüsler ciddi hastalıklara ve ölüme neden olabilir ve hantavirüs kalp akciğer (kardiyopulmoner) sendromu adı verilen ciddi bir solunum yolu hastalığına yol açabilir; bu hastalığın ölüm oranı yüksektir.
HANTAVİRÜS İNSANDAN İNSANA BULAŞABİLİR Mİ?
Hantavirüs, dünyanın belirli bölgelerinde, genellikle iklimin oldukça kuru olduğu yerlerde küçük kemirgenlerde yaşar. Bu durumu fareler ve insanlar etkileşimi şeklinde düşünenler var. Virüs, kemirgenlerin idrar ve dışkısında bulunur. İnsanlar genellikle virüs içeren kuru tozu karıştırdıklarında enfekte olurlar; bu da solunan bir aerosol (havaya karışan parçacık) oluşturur ve böylece enfeksiyon başlar. Daha az yaygın olarak, Andes hantavirüsü ile ilgili önceki salgınlarda insan-insan bulaşması görülmüştür. Andes hantavirüsünün insanlar arasında yayılması genellikle enfekte vücut sıvılarına maruz kalmaya yol açan yakın ve uzun süreli teması gerektirir. Andes suşu ile ilgili önceki salgınlarda, bulaşma için temasın enfekte bir kişiyle yakın temas olması gerekiyordu; bu, doğrudan fiziksel teması, kapalı alanlarda uzun süre kalmayı ve enfekte kişinin vücut sıvılarına maruz kalması durumu ile ilişkili idi.
KÜRESEL BİR SALGIN RİSKİ VAR MI?
HANTAVİRÜS enfeksiyonlarını tespit etmeyi zorlaştıran şey, hantavirüslerin sinsi enfeksiyonlara neden olmasıdır. Hastalığın ilk evresi oldukça hafif görünür; ateş, baş ağrısı, halsizlik, bazı kas ağrıları gibi belirtilerle seyreder ve hastayı endişelendirmez. Ancak ilk maruziyetten sonra virüsün kuluçka süresi birkaç günden bir ila sekiz haftaya kadar uzayabilir; bu süre, hastanın belirtileri hissetmeye başlamasından önce geçebilir. Daha ardından hasta kötüleşir, hantavirüs kardiyopulmoner sendromu ile ciddi şekilde hastalanır; bu durumda nefes almak zorlaşır, kan basıncı düşer ve hasta kendini çok halsiz ve hasta hisseder.
LATİN AMERİKA And Dağları hantavirüsü ateş, kas ağrıları, sırt ağrısı, karın ağrısı, kusma ve ishal gibi belirtilere neden olur. Ağır hastalık, solunum güçlüğü, zatürre ve kan basıncında düşüşlerle seyreder. Hastalığın nedeninin hantavirüs olduğunu doğrulamak için laboratuvar testleri gereklidir.
Hantavirüs’ün neden olduğu iki ana sendrom vardır: Hantavirüs Pulmoner Sendromu (HPS) veya Böbrek Sendromlu Hemorajik Ateş. Böbrek (renal) sendromu genellikle Asya veya Doğu Avrupa'da görülür ve ateş, düşük trombosit sayısı, idrar üretiminin azaldığı akut böbrek yetmezliği ile kendini gösterebilir. Hastalanan kişi, şiddetli durumlarda şoka girebilir ve kanama görülür. Güney Amerika'daki tür hantavirüsleri akciğer semptomlarına neden olur. Bu sendromun en belirgin özellikleri ateş, nefes darlığı, akciğerlerde sıvı birikmesi ve şoktur. Hastada ciddi oksijen yetersizliği, kanama, böbrek yetmezliği gelişebilir ve sonra da entübasyon ile güçlü destekleyici bakım gerekebilir.
HANTAVİRÜSE KARŞI KENDİMİ NASIL KORUYABİLİRİM?
Ne yazık ki şimdilik hantavirüsü hedef alan aşı veya antiviral tedavi bulunmamaktadır. Hastalananların tedavisi, genellikle yoğun bakım ünitesinde yapılan destekleyici bakımdır. Hantavirüslere karşı etkili olan spesifik antiviral ilaçlar yoktur. DSÖ, insanların evlerini kemirgenlere karşı "koruyarak" hayvanların girebileceği tüm delikleri ve boşlukları kapatmalarını ve tuzaklar kurmalarını önermektedir. Ayrıca, kemirgenlerin bulunduğu kapalı alanların iyi havalandırılmasını ve uzaklaştırıldıktan sonra dezenfekte edilmesini sağlarken, kişisel koruyucu ekipman ve HEPA filtreli solunum maskeleri (N95) giymelerini tavsiye etmektedirler. Son hantavirüs enfeksiyonlu gemiden inen herkes, belirtileri izlemek için 6-8 haftaya kadar evde izole olmalı ve belirtiler ortaya çıkarsa derhâl sağlık yetkilileriyle iletişime geçerek test yaptırmalıdır.
Halk sağlığı açısından toplum genel olarak risk altında değildir çünkü hantavirüs yakın temas gerektiriyor. COVID-19'da olduğu gibi öksüren birinin yanında bulunmaya benzer daha sıradan bir temasla bulaşmıyor. Gemide görülen hantavirüs, SARS-CoV-2 gibi insanlar için yeni bir virüs değil. Gemide hastalığa neden olan virüsün kaynağı muhtemelen kemirgen atıklarıydı, ancak buradaki endişe, bu salgına yol açan suşun yakın temas yoluyla kişiden kişiye yayılmasıdır. Hastalık yapan Andes hantavirüs ilk olarak 1995 yılında Arjantin'de keşfedildi ve günümüzde en yaygın olarak Arjantin ve Şili’dedir. Son enfeksiyonun Arjantin'den başladığı göz önüne alındığında, en azından ilk vakanın o bölgede bulunan enfekte kemirgenlere maruz kalmaktan kaynaklanmış olması en muhtemeldir. Buna benzer salgınlar, küresel dünya sisteminde dünyanın ne kadar küçük olduğunu, ne kadar birbirimize bağlı olduğumuzu ve sağlık örgütlerinin salgınlara hazırlıkta ne kadar önemli olduğunu bize bir kez daha hatırlatıyor.