08 Mayıs 2026 Cuma
İstanbul 24°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

İlkokulda Güvenli Bisiklet Dersleri ve DofE

Metin Akgerman

Metin Akgerman

Site Yazarı

A+ A-

İngiltere’de ‘Baykabiliti’ olarak telaffuz edilen (İng: Bikeability) bir program var: güvenli bisiklet sürüşü programı. Avrupa’nın çoğu ülkesinde farklı isimlerle, az çok aynı işe yarayan programlar bulunuyor. Türkiye’de sanıyorum ulusal çapta benzer bir programımız henüz yok. Bu yazının amacı, benzer bir programın Türkiye’de devreye alınmasını politika yapıcılarımızın değerlendirmesine sunmaktır. Ayrıca DofE konusunu tanıtmayı ve benzer şekilde önermeyi amaçlıyorum.

 İlkokulda Güvenli Bisiklet Dersleri ve DofE - Resim : 1

İngiltere örneğine dönersek: İlkokulun son iki senesinde (yani 5. ve 6. sınıflarda) çocuklara güvenli bisiklet binme konusu, ders dışı aktivite kapsamında okul denetiminde öğretiliyor. Genelde aile küçük bir ücret ödüyor (yaklaşık 5 fincan kahve parası) ve çocuk 3 günlük programa katılıyor. Sonraki sene ise biraz daha ileri seviye bir program uygulanıyor; yine 3 gün, toplamda 6 gün ediyor. Program, zaten bisiklet binmeyi temel düzeyde bilen çocuklara hitap ediyor; yani sıfırdan bisiklete binmek öğretilmiyor. Öğretilen şey, güvenli bisiklet kullanımı ve araç trafiği olan yollarda güvenli sürüş. Genelde bu aralar yani Nisan sonu, Mayıs gibi havaların güzel olduğu dönemde program uygulanıyor.

Baykabiliti günü sabahı çocuklar bisikletlerini okula getiriyor. Okul genelde bu iş için bir firma ile anlaşmış oluyor; firma da okula biri tecrübeli, biri daha yeni olmak üzere iki eğitmen gönderiyor. Bunların bir kısmı gönüllü emekliler olabiliyor; yani ücret almıyorlar. Öğretmenler bir grubu sabah, bir grubu öğleden sonra bisiklete çıkarıyor. Elbette güvenlik konunun temeli: bisiklet lastikleri, zincir, kontroller vb. öğretiliyor; sinyaller anlatılıyor. Çocuklar reflektörlü yeleklerini giyiyor, kasklarını takıyorlar, ardından yavaş yavaş okul çevresindeki düşük trafikli yollarda, düzenli bir şekilde yola çıkıyorlar. Bisikletler gece okulda kalıyor; böylece 3 gün boyunca yarımşar gün bisiklet kullanılıyor.

İşin esası bu. İlkokul bitmeden ve çocuklar evlerinden genelde daha uzak olan ortaokul/lise’ye geçmeden tüm çocukları araç trafiği olan yollarda güvenli bisiklet sürüşü konusunda eğitmek.

Bu işin seviyeleri, raporları, sorumlu vakfı ve ilgili bakanlık bağlantıları var. Arzu edenler detaylı bilgiyi “Bikeability in the UK” şeklinde araştırabilir.

İstanbul şartlarında bu uygulama bence uygun değil; ancak daha küçük ve düzenli şehirlerimizde, yerel şartlara uyarlanarak uygulanması oldukça faydalı olabilir.

Madem konuyu okul dışı aktivitelerden açtık, iki örnek daha verelim. Biri yüzme öğrenme konusu: İlkokul bitmeden tüm çocuklarımıza yüzmeyi öğretmeliyiz ve bunu okul yapmalı. Yakındaki bir havuz ile anlaşılmalı ve yüzme eğitimi verilmelidir. Yakında havuz yoksa, taşınabilir şişme havuzlar da devreye alınabilir.

Diğer konu ise ortaokul/lise çağındaki çocuklar için. Benim zamanımda ilkokulda izcilik kampları vardı; mevcut dönemde bu işler ne durumda bilmiyorum. Dünyada yine okul denetimi kapsamında, üçüncü taraflarca verilen izcilik benzeri programlar var. Bunların farklı isimleri olsa da özünde bildiğimiz izcilik faaliyetleridir. İngiltere merkezli olan tanıtacağım  programın adı ‘Duke of Edinburgh Award’ Programı’dır; kısaca DofE yazılır.

DofE programında çocuklar uzun doğa yürüyüşleri yapar, geceleri doğada çadırda kalır ve kendi yemeklerini hazırlar. Bu faaliyetleri genelde 3 kişilik küçük gruplar hâlinde gerçekleştirirler; kızlar ve erkekler ayrı gruplar hâlindedir. Başlarında ise DofE lideri denen bir uzman izci bulunur (genellikle emekli ama izcilik konusunda deneyimli eğitmenler).

Program 3 yıl sürer. İlk yıl örneğin 2 gün boyunca 20 km doğa yürüyüşü ve bir gece konaklama yapılır; sonunda bronz madalya alınır. Sonraki yıl daha uzun yürüyüşler ve 2 gece konaklama ile gümüş madalya kazanılır. Üçüncü yıl ise daha zorlu bir program sonunda altın madalya elde edilir. Genelde çocuklar fiziksel kapasitelerine göre 2 yıl, nadiren 3 yıl katılım gösterir.

Program sonunda çocuklar, grup arkadaşları hakkında sohbet havasında gayri resmî değerlendirmeler yapar. Bu değerlendirmelere göre raporlar hazırlanır ve velilere iletilir. Raporlar, çocukların kişilik profilleri ve grup içindeki davranışları hakkında bilgiler içerir. Bu faaliyetler için gerekli sırt çantası, tulum, ayakkabı gibi ekipmanlar genellikle kiralanabilir. DofE lideri çadırı, yemek ısıtma ocağını, yakıtını, haritayı sağlar. Öğrenciler üniversite başvurularında bu başarılarını belirtirler.

İngiltere’de ciddi ekonomik sorunlar olduğu biliniyor. Eğitim sistemine kamudan ayrılan kaynak yetersiz ve öğretmen maaşları satın alma gücü açısından Türkiye’den daha düşük. Bu bahsedilen programlar genelde velilerin katkılarıyla yürütülüyor. Türkiye gibi hızlı büyüyen bir ekonomide ise bu tür faaliyetlerin okul bütçesi kapsamında yapılması daha uygun olacaktır. Belki velilerden de gönüllülük esasına dayalı katkı alınabilir.

(Not: Türkiye’deki turizm kampanyalarında, İngiltere’deki öğretmenlere ve kamu sağlık çalışanlarına indirim uygulanmasını öneririm. Bu kesimler toplumun tamamına dokunuyor ve alım güçleri sınırlı. Bu tür bir uygulama oldukça olumlu bir PR etkisi yaratabilir.)

Bu konular önemli. Günümüzde okullarda sınıf içinde verilen eğitimin kalitesi, verimi ve faydası tüm dünyada tartışılıyor. Yapay zekâ çağında, sınıfta öğrenilebilecek birçok konu artık evde de etkili şekilde öğrenilebiliyor. Buna karşılık, bahsettiğim okul dışı ancak okul denetimindeki faaliyetler; çocukların sağlıklı gelişimi, sorumluluk almayı öğrenmesi ve dünyayı daha erken tanıması açısından büyük bir fırsat sunuyor.

Eğitim sistemimizin de daha az sınıf içi, daha çok sınıf dışı etkinlikleri içerecek şekilde yeniden düzenlenmesi faydalı olacaktır. Bu yaklaşım, gençlere önemli becerileri erken yaşta kazandıracaktır.