İmam Rıza’nın Sancağı Ankara’da
Yola koyulduğumuzda heybemizde sadece azığımız yoktu.
Gönlümüzde Kerbela’nın sönmeyen ateşi, zihnimizde ise o büyük “Horasan İrfanı” vardı. Türkmen ruhu, büyük İslam uygarlığının kalbi Horasan’da Ehlibeyt sevgisiyle harmanlandı. İmam Rıza’nın Horasan’da bir Türk köyüne, Kademgah’a ilk adımını attığı o kutlu an, kaderimiz mühürlendi. O gün başlayan kucaklaşma, yüzyıllar boyu Anadolu’nun bağrına süzüldü.
Meşhed’deki İmam Rıza türbesini yüzyıllarca Bektaşiler bekledi. O dergahın kapısı doğrudan Hacı Bektaş-ı Veli’ye, Serçeşme’ye bağlıydı. Araya siyasi fırtınalar, uzun yıllar ve sarp yollar girdi belki ama o manevi damar hiç kurumadı. Bugün Anadolu’da İmam Rıza Ocakları hala tütüyorsa, dedelerimiz o ismi büyük bir hürmetle anıyorsa sebebi işte bu kadim vefa duygusudur.
HÜSEYİNGAZİ’NİN ZİRVESİNDE BİRLEŞEN SANCAKLAR
Geçtiğimiz günlerde Ankara’nın manevi muhafızı Hüseyin Gazi’nin makamında Hüseyingazi dağının zirvesinde bu tarihi hasret nihayet dindi. İmam Rıza Türbesi’nden gelen dostlarımızı ağırlarken aslında kendi köklerimizi selamladık. Türbenin kubbesinden getirilen sancak ile bu toprakların manevi emanetleri yan yana geldiğinde, zamanın ötesinden bir ses duyuldu. Birlikte cem olup duaz-ı imamlar okuduğumuzda anladık ki bu sadece bir heyet ziyareti değil, bir ruhun kendi kaynağıyla yeniden kucaklaşmasıdır.
Vaktiyle dervişlerimiz nasıl Horasan ile Anadolu arasında mekik dokuduysa, bu kültürel köprüyü ilmik ilmik işlediyse, şimdi de doktora ve yüksek lisans öğrencilerimiz aynı yolu yürüyecek. İmam Rıza ve Maraşi kütüphanelerinin kapılarının araştırmacılarımıza açılması, tarihimizin kayıp sayfalarını birleştirecek. Bizler Horasan’ın erdemini Anadolu’nun hikmetiyle yoğurmuş bir geleneğin çocuklarıyız. Bu irfanın gücü, bugünün küresel kuşatmasını yaracak tek anahtardır.
EMPERYALİZME KARŞI TEK SAF, TEK YÜREK
Bugün coğrafyamız ateş altındayken, ABD ve İsrail’in emperyalist-siyonist saldırılarına karşı bu kucaklaşma hayati bir önem taşıyor. İran’ın direnişi bizim direnişimiz, onların acısı bizim acımızdır. Komşumuza kurulan her tuzak, aslında Türkiye’ye kurulmuştur. Hüseyin Gazi’nin zirvesinden dünyaya verdiğimiz mesaj nettir: Bizim safımız mazlumun ve kardeşin yanıdır.
Bin yıl önce aynı pınardan su içtik, bin yıl sonra yine aynı siperde buluştuk. Bu ziyaretle birlikte Horasan harcının üzerindeki tozlar kalkacak ve o sarsılmaz temel yeniden parlayacak. Zalimlerin kurduğu hiçbir tuzak, bir lokma ekmeği bölüşenlerin ve bir yola “can” olanların kurduğu bu gönül köprüsünü asla yıkamayacak.
Bin yıldır olduğu gibi, bugün de yaramız bir, dermanımız birdir.
Aşk ile…