19 Nisan 2026 Pazar
İstanbul 15°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

İran, Körfez ülkelerini neden vuruyor

Mehmet Yuva

Mehmet Yuva

Gazete Yazarı

A+ A-

Bir Çin tavsiyesini hatırlatalım: “Düşman ilk kurşunu atabilir ve ülkemi çok kötü yaralayabilir ama ikinci kurşunu atma imkân ve kabiliyeti olmayacak.” Bu ifade İran için de söylenebilir; İsrail veya ABD, İran’a atom bombası atabilir, aynı anda birçok şehri yok edebilir, yüz binlerce insanı katledebilir veya İran’ın enerji ve su kaynaklarını, gıda güvenliğini ve tüm ulaşım altyapısını yok edebilir. İran’ın elinde zenginleştirilmiş uranyum dışında ürettiği veya temin ettiği atom bombası ve nükleer başlıklı füzeleri var mı, bu konuda kesin bir evet ve hayır diyemiyoruz, diyemiyorlar. Ancak artık var olduğunu tahminden öte bildiğimiz yer altında, dağların derinliklerinde sahip olduğu ateş gücünü söndüremezler. Bu imkân ve kabiliyet sayesinde İran’ın elinde dört koz olabilir:

- İsrail’in nükleer tesislerini vurabilir ve İsrail’i de taş devrine döndürebilir.

- Körfez aile hanedanlıklarındaki ABD üslerine daha büyük bir yıkım yaşatabilir.

- Bu hanedanlıkların petrol ve doğal gaz tesislerini, elektrik şebekelerini, hayat damarları olan deniz-suyunu arıtma tesislerini, finans merkezlerini, onlarca milyar dolar yatırım yaptıkları yeni şehirlerini, yapay zekâ araştırma merkezlerini, gıda güvenliğini yok edebilir ve bu ülkeleri ilk çağ dönemine iade edebilir.

- Bir ihtimal Irak, Lübnan ve Yemen’de olduğu gibi Kuveyt, Bahreyn ve Suudi hanedanlığındaki Şiilerin isyan ateşini harmanlayabilir.

İKİ İSTİSNA

İran, iki ülkeye istisna yapabilir; Katar ve Umman Sultanlığı. Zira Umman Sultanlığı, Suriye savaşında Esad ve muhalefet arasında, Yemen-Suudi savaşında ve İran-ABD çatışmasında (Haziran 2025), honest broker (saygın aracı, yed-emin) rolünü haluk bir tarzda ifa etmişti. Katar, Suudi hanedanlığı, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin saldırısına, ablukasına ve ambargosuna maruz kaldığında İran, Katar’ın yardımına koştu. Hava sahasını Katar’a açtı. Ablukayı kırdı ve ihtiyaçlarını karşıladı. Katar, ülkesinde misafir ettiği HAMAS yetkilileri İsrail savaş uçakları tarafından vurulup bazıları öldürülünce kendisini savunmakla mükellef olan ABD hava savunma sistemlerinin devre dışı bırakıldığını öğrendi. Bu durum ülkede ABD’ye karşı infial yarattı. Doğrudur Katar hanedanlığının ABD’ye “hayır” diyecek veya “tavır” alabilecek imkân ve kabiliyeti yok. Ancak iradesi ABD’nin askeri mevcudiyetini ve Trump’ın kendilerini “sağılması gereken inekler” olarak görmesi ciddi bir rahatsızlığa sebep olmuş.

KATAR CESARETLENEBİLİR

Eğer İran bu savaşta ABD ve İsrail’e karşı ortaya koyduğu direnci göstermeye devam ederse Katar’ın ABD’nin askeri varlığına açıkça meydan okuma cesaretini sağlayabilir ve ABD yerine Türkiye ile güvenlik bağlarının çıtasını yükseltebilir, İran, Rusya ve Çin ile güvenlik ilişkilerini pekiştirebilir. Bundan mütevellit İran konu Katar olduğunda sadece ABD üslerini hedef almaktadır. Ancak bu toleransı Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn için göstermemesinin iki önemli sebebi var: Bahreyn 2010’dan sonra zuhur eden “Arap Baharı” sürecinde ülkenin ezici çoğunluğunu oluşturan Şiilere karşı Suudi ordusundan aldığı destekle büyük bir kıyım yaptı. ABD’nin 5. Filosu’na ve direkt İran’a karşı kullanılan casus istasyonlara ev sahipliği yapıyor.

BAE-İSRAİL STRATEJİK İLİŞKİSİ

İran açısından benzer durum BAE için de geçerli. Dubai ve Abu Dabi sadece bir finans, yatırım, serbest ticaret, para aklama ve eğlence merkezi değildir. BAE, İsrail ile ilişkilerini normalleştiren ilk Arabi-Farisi Körfezi ülkesidir. 2020 İbrahim (Abraham) Anlaşmaları ile resmiyet kazanan BAE-İsrail ilişkileri, bölgesel gerilimlere rağmen güçlü ticaret, teknoloji ve güvenlik işbirliği sahasında stratejik bir seviyeye ulaştı. İkili ticaret, Gazze savaşından kaynaklanan göstermelik diplomatik gerginliğe rağmen, 2024 yılında yaklaşık 3,2 milyar dolara ulaştı. 2022’de imzalanan serbest ticaret anlaşmasına istinaden teknoloji, fintech (finansal teknolojiler), siber güvenlik, savunma, serbest ticaret, iki ülke merkez bankaları arasında işbirliği ve sağlık hizmetlerinde epey yol aldılar.

İsrail savunma firmaları Abu Dabi’de şubeler kuruyor. Buradan farklı şirket adları üzerinden silah ve drone satışları yapıyor. 2023 itibariyle binden fazla İsrail şirketi BAE’de faaliyet gösteriyor. İki ülke arasındaki ticaret hacmi beş yıl içinde 10 milyar doları aşması hedefleniyor. İsrail, BAE ilişkileri Çin’i de direkt hedef alıyor. Hindistan–Orta Doğu–Avrupa Ekonomik Koridoru (IMEC), Hindistan’ı BAE, Suudi Arabistan, Ürdün ve İsrail üzerinden Avrupa’ya bağlamayı hedefleyen bir deniz ve demiryolu projesidir. Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’ne alternatif olarak görülen bu “Modern İpek Yolu”, ticaret süresini ve maliyetlerini düşürmeyi amaçlayan stratejik bir koridordur. BAE öncülüğünde ticaret yolu gibi ulaşım ve enerji koridorlarının inşası konusunda görüşmeler yürütülüyor. Mevcut savaş sebebiyle buzdolabına kondu.

İsrail, BAE’yi sadece en güçlü finans yatırımları ve uluslararası ticareti farklı şirket isimleriyle yürüttüğü en önemli bir merkez olarak kullanmıyor. BAE’nin İran’ın en önemli müttefikleri arasında olan Yemen’i işgali esnasında İsrail ile askeri ve istihbarat işbirliği yaptı. Yemen’e ait Yemen Denizinde yer alan Sokotra adasını sadece ilhak etmekle kalmadı, Kıbrıs mesabesinde önemli olan bu stratejik adayı İsrail askeri ve istihbarat kurmaylarıyla birlikte işgal etmeye devam ediyor.

TEKNOLOJİDE İŞBİRLİĞİ

BAE, başkent Abu Dabi vilayetinde, Google harita arama motorunda görünmeyen bir mekanda, 30 milyar dolar kıymetinde bu sene faaliyete geçmesi beklenen devasa 1 gigawatt (GW) yapay zeka süper kümesi (OpenAI) dünyanın en büyük yapay zeka veri merkezlerinden birini oluşturmayı amaçlıyor. Bu devasa kompleks yapay zeka için yüksek seviyede işlem gücü sağlamak üzere tasarlanmış daha büyük bir 500 milyar dolarlık Stargate projesinin bir parçası olarak tasarlandı. Bu asrın devasa Projesinde yer alan ortaklar G42 (BAE), NVIDIA (ABD), Oracle (ABD), Cisco (ABD) ve SoftBank (Japonya) gibi teknoloji şirketleri.

Bu şirketler aynı zamanda İsrail ile de ortak projeler üretiyor. Tesis, dünyanın büyük bir bölümüne gerçek zamanlı yapay zeka yetenekleri sunmak üzere tasarlanmıştır ve BAE’yi merkezi bir yapay zeka merkezi olarak konumlandırmaktadır. İran İslam Cumhuriyeti Devrim Muhafızları (DMO), bu tesislerin fotoğraflarını yayınlayarak, “Nerede olduğunuzu görüyoruz, ne yaptığınızı biliyoruz.” mesajıyla savaşın sürmesi halinde bu tesislerin de hedef alınacağını beyan ettiler. Şimdi bu tablo ortadayken birileri halen “İran Körfez ülkelerini neden vuruyor ki, bunlar savaşta tarafsız!” diyor. İsrail ve ABD’ye laf edemeyenler İran “masum” aile hanedanlıklarını vuruyor diye Tahran’ı kınıyor. Bunların parası çok, bize de düşer umuduyla Riyad’da İran’ı kınayan deklarasyona imza atıyor.

SİZ NE YAPARDINIZ?

İran, ABD ile nükleer müzakereler yaparken, İsrail yanına ABD’yi alarak sinsice ülkenize saldırmışlarsa, dini, siyasi ve askeri liderlerinizi öldürmüşlerse, bir terör saldırısında en az 170 kız öğrencinizi katletmişlerse, ülkenizi taş devrine döndüreceğiz diyorlarsa, size hayvanlar diye hitap ediliyorsa, halkınıza belden aşağı küfürler ediliyorsa, gövde üstünde baş, taş üstünde taş bırakmayacağız, sizi aç, susuz ve gıdasız bırakacağız diyorlarsa ve bunları diyenleri komşularınız besliyorsa, üsler tahsis ediyorsa, düşmanlarınıza ekonomik, finansal, teknolojik ve istihbaratta yataklık ediyorlarsa siz ne yapardınız? Kurduğu ilişki ağıyla Çin’i ablukaya alıyorsa, Kuşak ve Yol projesine çomak sokuyorsa, sizi boğmak için çalışıyorsa siz Pekin olsanız ne yapardınız?

İran