İran saldırısının sonuçlarından biri; Avrasya’ya doğru!
Almanya Başbakanı Merz, 2025’in Avrupa’nın çöküşünün gözler önüne serildiği yıl olduğunu, bu durumun Avrupa’yı uyandırdığını, artık Avrupa’nın dünyanın her yerinde yeni ticaret ortaklıkları kurduğunu, böylece bağımlılıkları azalttığını açıkladı.
İşte ABD’nin İran saldırısının netleştirdiği tablolardan biri; çöken Avrupa’dan, yeni yükseliş yolu arayan Avrupa’ya. Avrupa ülkeleri büyük ölçüde ABD-İsrail saldırganlığının dışında kaldı. Trump ve Netanyahu, başta İspanya, Avrupa ülkelerine demediklerini bırakmadılar. AB’yi ve NATO’yu yerden yere vurdular. Dolayısıyla, son yıllarda yaşadığımız, Avrupa ülkelerinin ABD Derin Devleti Gladyo’ya karşı yükselen tepkilerinin bir kırılma noktasına geldiğini söyleyebiliriz; Avrupa’da çöken emperyalizm ve kapitalizm olgusundan Avrasya stratejisine... Çünkü, Merz’in de vurguladığı “yeni ticari ortaklıkların” hepsi, Avrupa ülkelerinin Rusya, Çin ve Asya’ya yönelmesiyle kuruluyor ve Gladyo’ya bağımlılık da “azalıyor.”
Böylece NATO’dan sonra, Gladyo’nun Avrupa ülkelerini ekonomik, siyasi, her alanda denetimi altında tutma aygıtı AB’nin de sonuna geldik.
Bu koşullarda Partimizin Avrupa örgütüne de görev düşüyor. Özellikle büyük Türk nüfusunun bulunduğu Almanya’dan başlayarak, Avrupa ülkelerinde, bu ülkelerdeki örgütlerle işbirliği yaparak, Avrasya konulu çalıştaylar yapılmasının tam zamanı. Tabii, yayın organlarımızın ve Avrupa’daki yayın organlarının da katılımı ve desteğiyle.
ÇİN’LE ORTAK KONUT PROJESİNE BAŞARILAR DİLİYORUZ
Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Çin’e gitti. Yaptığı görüşmelerde dirençli şehirler, temiz enerji ve sürdürülebilir altyapı projelerinde işbirliği mesajı verildi. Konut ve şehircilikte ortak çalışma grubu kurulması kararı alındı.
Önemli bir gelişme. Çünkü, ortak çalışma grubu kurduğumuz ülke, bugün dünyamızda çevre, şehircilik ve kentsel dönüşümde bir numara. Bu alanlarda Çin’i bir numara yapan özelliklerini vurgulayalım;
- Devlet önderliğinde planlı büyüme,
- Büyük şehirlerin nüfusunu azaltmak için uydu kentler,
- Sadece konut değil, otoyolları, raylı sistemleri ve enerji ağlarıyla altyapı odaklı projeler,
- Güneş panelleriyle donanan mimari,
- Yeniden şehir yapmak değil, eski şehirlerin yeniden inşası, yani kentsel dönüşüm.
Bütün bu özelliklerin özeti; bilimsel, mühendislik temelli, sıkı denetimli ve net sorumluluk dayatan projeler.
Çin’de bu projelerin hayata geçirilmesinde, devletin önderliğinde, devlet kurumlarının yanı sıra müteahhitlik firmaları da faaliyet gösteriyor. Ama bu firmaların varlığı, kuruluşu ve inşa faaliyetleri çok sıkı kurallarla denetleniyor. Depreme dayanıklılığa verilen önemden, ileri teknoloji kullanımına kadar sıkı denetim, yanlış yapılırsa ağır yaptırımlar.
Türkiye’de de özellikle yaşadığımız büyük depremlerden sonra bu alanda önemli adımlar atılmasına rağmen, yeterli denetimin olmaması, düşük kalite malzeme kullanımı, özetle; rant odaklı yapılanma uygulanan sisteme damgasını vuruyor. Özellikle son aylarda yaşadığımız belediye operasyonları ağırlıklı olarak bu sistemi hedef alıyor. Bu operasyonlarla, Çin’le kurduğumuz ortaklıkla bu sistemde köklü değişim olmaz. Mafya-Gladyo sisteminin son bulacağı milli hükümet bu alanda da biricik çözüm.