İstanbul - Mekke demiryolu ile peygamber ruhunu memnun etmek
Yeni Hicaz demiryolu da diyebiliriz veya kısaca Mekke Demiryolu Projesi (MDP) diyelim. Niyet anlaşmasını bizim bakan ve Suud bakan imzalamış, hayırlı olsun. Bu sene sonuna kadar proje çalışacaklar, sonra ihale, inşaat ve devreye alma süreci. Nerden baksak İstanbul’dan yatılı trene binip, aynı trenden Mekke’de inebilmemiz konusu 10 sene sürecektir.
Tarihi Hicaz Demiryolunun, Şam ve Medine arasındaki kısmının, 1400 km ana hat olmak üzere 8 yılda, bundan 120 sene önce yapıldığını hatırlatalım.
Gelin bizim proje hakkında biraz spekülasyon ve fütürizm yapalım.
Doğru iştir
Öncelikle duruşumuzu açıkça beyan edelim. Bu proje son derece doğru bir iştir, ilgili tüm ülkelere ve özellikle Türkiye’ye muazzam faydalar sağlayacaktır. Türkiye’nin jeopolitik önemini bir kat daha artıracaktır. Bugün için konuşulan proje bittiğinde, bu projeyi Yemen’e, oradan Cibuti geçişi ile Afrika’ya, Etiyopya’ya, Somali’ye uzatma imkanları vardır. Ürdün üzerinden Mısır’a uzatma imkânı vardır. Bunların her biri projenin faydasını katlayacaktır. Türkiye için stratejik ve yüksek öncelikli proje olarak ele alınmalıdır. Bittiğinde muhtemelen Cumhuriyet tarihinin en büyük mühendislik projesi olacaktır. AKP döneminde biter mi hiç emin değilim ama AKP döneminde başlatılması AKP’nin hanesine önemli artı yazacaktır.
Kalkınma Yolu Projesi (KYP) ile bu projeyi karıştırmamalıyız. KYP, Basra Körfezi limanını, Irak üzerinden Türkiye’ye bağlayacaktır. Kalkınma yolu projesi önemlidir ve devam etmelidir. KYP’yi sadece Irak ile muhatap olarak halledebiliriz, politik riski daha düşüktür. Mekke demiryolu ise Kalkınma yolundan daha da önemlidir. Mekke yolunda üç ülke ile muhatap olacağız. Çok daha kalabalık nüfus ve ekonomik aktivite bölgelerinden geçecektir. Yani politik olarak daha zor bir iştir ama faydaları da ona göre çok yüksektir.

Neden şimdi?
MYP’de malum Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan demiryolu ile bağlanacaktır. Peki madem bu proje bu kadar önemliydi neden bunca senedir böyle bir proje ortaya atılmadı? Millet Mars’a gidiyor, Avrupa’da demiryolu ile bağlanmayan kasaba kalmamış, biz hala bölgemizdeki önemli ülkeler ile temel demiryolu bağlantı yatırımlarını ancak konuşabiliyoruz. Neden?
Bence bu işin gecikmesinin temel sebepleri güzergahtaki bazı ülkelerin politik uyumsuzluğu idi. Suudi Arabistan uzun yıllar boyunca ABD’nin hegemonyasında kaldı. Yeni yeni MBS ile zincirlerini kırıp bağımsız işler yapıyorlar. Ürdün desek, tamamen İsrail ve ABD’nin kontrolündeydi. Hala durum çok değişmiş değil ama orada da ufak tefek kıpırdanmalar var. En azından demiryolu bağlantısı gibi ekonomik projelere onay verebilecek kadar egemen hale geldiler. Zaten Suudi Arabistan’ın da Ürdün üzerinde önemli etkisi vardır. Bir de Suriye var. Malum eski Suriye lideri İsrail karşısında dik duruyordu, biz Batı ittifakı ile işbirliği yaparak onu indirdik. O gün bugündür İsrail, Suriye’nin güneyinden işgalini genişletmekte. Suriye işi bize ihale kaldı gibi duruyor. Tahmin ediyorum ülkemizde bu hatalı politikaların mimarları derslerini aldılar ve bundan sonra Suriye’de daha aklı başında işler yapacağız.
Nasıl olacak?
Mekke Yolu Projesi’ne (MYP) dönersek. Bu işin aslında önemli kısmı hazır. Türkiye içindeki kısım zaten kendi şehirlerimizi bağlamak için ilerliyor. 2-3 seneye Türkiye içindeki kısım büyük oranda hazır olacak. Suriye içinde kuzeyden güneye trenyolu da önemli ölçüde hazır. Esad döneminde kritik altyapı yatırımları yapılmış. Bizim Halep bağlantısını halletmemiz gerekiyor o iş de bildiğim kadarıyla devam ediyor ve 2 seneye biter.
Ürdün’de kuzeyden güneye inen demiryolu var ama modernizasyon gerekiyor. Ürdün işi belki 4 sene sürer. Suudi Arabistan tarafında bizim istediğimiz batı tarafında projesi hazır kısımlar var. Orası zaten çöl, demiryolu hızlı yapılır. 5 senede o iş de tamamlanır. Tüm bu projelerin paralel yapılacağını düşünürsek demiryolu inşaatına 5 sene diyelim. Elbette önce biten kısımlar faaliyete alınmalı. Türkiye’nin Ürdün sınırına ulaşması 3 senede mümkün. Bir sene daha ekleyin, Ürdün’ün Kızıldeniz limanlarına ulaşılır. Bir sene daha ekleyin, demiryolu Mekke’ye ulaşılabilir. Bir sene proje süresi, bir sene ihale süresi, yarım sene kontrat süresi desek, 7,5 sene bu işin teorik mümkün süresi. Gerçek hayat gecikmeleri ile 9 sene diyelim.
Proje maliyeti konusunda girmiyorum, belki mevcut altyapının üzerine ilave 15-20 milyar dolar yatırım gerekecektir ama maliyeti ne olursa olsun kendini hızla amorti edecek, karlı ve faydalı bir proje olacağı kesindir. Zaten finansman tarafını büyük ölçüde Suudi Arabistan halleder.
Projenin elbette aynı hatlarda yük ve yolcu taşıyacağını varsayabiliriz. Suudi Arabistan’ın 40 milyonluk nüfusu büyük ölçüde batıda ve güneybatıdadır yani proje bu kısmı bağlayacak. Suriye’nin 25 milyonluk nüfusu da büyük ölçüde batıdadır, proje bu kısmı da bağlayacak. Bazı haritalarda Mekke’ye inen hattın Umman limanına uzatılacağı gösteriliyor. Elbette bu da faydalı olur, Asya’dan denizden gelen konteyner trafiğinin küçük bir kısmını çekebilir. Elbette projenin geçeceği bölgelerde sanayi bölgeleri, depolar yapılacaktır, projeye paralel fiber kablolar döşenecektir, veri merkezleri kurulacaktır. Yani demiryolu ile beraber birçok ilave sektör canlanacaktır.
İstanbul’dan yataklı trene cuma akşam 10’da bindik. Mekke’de ne zaman trenden inebiliriz? Tahmini yolculuk 36 saat sürecektir. Yani pazar sabah 10’da Mekke’deyiz. Gayet makul bir süre.
Fütürizm
Gelin Fütürizm kısmına geçelim. Bu projeyi nerelere, nasıl uzatabiliriz?
Elbette ilk hedef Yemen olmalı. Yemen’de 40 milyon nüfus var ve hızla artıyor. Zaten proje Yemen sınırına kadar geliyor. Yemen’in güneybatısına, Aden sahillerine hattı getirmeliyiz. Bu boğazdan hattı Afrika kıtasına geçirmek lazım, Cibuti tarafına ilk etapta feribot bağlantısı, ileride tünel ile geçiş uygun olacaktır. Ondan sonraki durak ise Etiyopya’nın sahile inen hattı ile birleşmek olmalı. Zaman içinde bu hat Afrika’nın içlerine yavaş da olsa bağlantı sağlar hale gelecektir ve Türkiye üzerinden Avrupa ile ticaret için temel lojistik hatlardan biri haline gelecektir.
MDP’nin diğer önemli bağlantı noktası Mısır’a olabilir. İsrail üzerinden Mısır’a öngörülebilir gelecekte bir yol geçirmek pek mümkün gözükmemektedir. Bu durumda hattı nereden geçireceğiz? Tek mümkün yol, Ürdün’ün güneyinden, Akabe Körfezi’nden feribot ile karşı Mısır kıyısına, Sina Yarımadası’na treni geçirmek olabilecek gibidir. Zaten Ürdün bu bölgeye tren yolu projesi çalışmaktadır, iki üç seneye bu bağlantı hazır olacaktır. Sina Yarımadası’nı geçip Süveyş ve Kahire şehirlerini bağlayacak bir demiryolu yapılması gerekecektir. Bu temel demiryolu hattı da Mısır’ın güneye inen hattı ile bağlanacaktır ve gelecekte Akdeniz sahili boyunca Kuzey Afrika ülkelerini geçecek demiryoluna bağlanabilecektir. İleride Akabe Körfezi’ni geçen feribot olayı tünele çevrilebilir.
Arap medyasındaki makalelerde, projeye çok olumlu bakılmaktadır. İsrail’de ise durum tersidir. İsrail’den projeye takoz koymasını beklemeliyiz. İlk medya yorumlarına göre ana takoz bölgesi, Suriye geçişindeki Dürzü kabilelerin bu iş için kullanılması olacak gibidir. Projeyi finanse edecek finans kurumlarını da hedef almalarını bekleyebiliriz.
Gelin fütürizm işini bir adım daha ileriye götürelim. Yakın gelecekte ticari yüklerin elektrikli TIR’lar tarafından, limanlar ve ülkeler arasında otonom olarak, şoförsüz olarak taşınacağını biliyoruz. Buna rağmen bu taşımacılık şekli yollardaki hız limitleri ile kısıtlı olacaktır ve şehir bölgelerinde yollardaki hız limitleri azalma eğilimindedir.
Tren ve tünelde gelecek var
Tren yolculuklarının ise hız limiti hala görünmemektedir. Asya’da her ay yeni nesil trenler hız rekorları kırmaktadırlar ve şehirleri birbirine daha yakın hale getirmekteler. Havalimanlarındaki gecikme, beklemeleri ve şehir merkezlerine transferleri de göz önüne alırsak, hızlı trenlerin gelecekte şehirleri bağlama konusunda önemlerinin artmasını beklemeliyiz. Uçak ve otobüslerin aksine, hızlı trenlerde yolculara yüksek miktarda konfor ve içeride dolaşma sağlama imkânı da vardır.
Trenlerden ve hatta uçaklardan daha hızlı olarak şehirlerimizi bağlayabileceğimiz bir toplu taşıma mümkün müdür? Evet, bu konunun mühendisliği hazır. Elon Musk’ın da bazı projelerde üzerinde çalıştığı vakumlu tüneller ile hava sürtünmesi kaynaklı yavaşlık olayı da halledilmektedir. Ancak bu teknolojinin yaygınlaşması onlarca yıl alacaktır. Yine de, bugünkü demiryollarının rotasını ve projesini planlarken aklımızın bir köşesinde yarın yapmak zorunda kalacağımız vakumlu tüneller için yer ayırmayı tutmalıyız. Önümüzdeki 100 sene içinde İstanbul, Ankara ve İzmir bu vakumlu tüneller ile birbirine bağlanacaktır ve yolculuk süresini saatler ile değil, dakikalar ile ölçeceğiz. Unutmayalım, Çin sanayisi sağ olsun, dev tünel makinaları artık hayli ucuzlamış durumda ve sonucunda tünel delme maliyetleri de ucuzladı. Daha da ucuzlayacak. Bu teknolojide uzmanlaşmış mühendislik personelini şimdiden yetiştirmeliyiz.
Ahir zaman
130 sene önceki demiryolu projesi yapılırken, Müslüman coğrafyalarda büyük bir sevinç vardı. Projeye destek vardı, bağışlar toplanıyordu. Özellikle Mısır ve Hindistan gazetelerinde büyük destek vardı. Hindistan’da projeye destek için 150’den fazla bağış komitesi kurulmuştu. ‘Peygamber ruhunu memnun edecek proje’, ‘pan-İslamik zafer’ vb. türü coşkular ilgili ülke basınlarında verilmekteydi. Avrupa güçleri ise projeyi ‘imkânsız’, ‘ütopya’ ve ‘hasta adamın abartılı hayali’ olarak değerlendiriyordu.
Şahsen bu projeye Türkiye’yi hızla kalkındıracak, güçlendirecek, dünyada zengin ülkeler ve fakir ülkeler arasındaki refah farkını azaltacak, anti-emperyalist bir mühendislik projesi olarak bakıyorum. Diğer taraftan, projeye İslamcı şapkayla bakanlar da projede bol miktarda motivasyon bulabilirler. Peygamber ruhu memnun olur mu? Bence olur.