İstanbul’un kirli su atığını gemiler ile temizleyelim
Gelin, İstanbul şartlarına uygun, uygun maliyetli, deniz tankerlerinden faydalanan bir pis su arıtma sistemi tasarlayalım. Bu konu dünyada çalışılmış, modellenmiş. Yoğun kıyı yerleşimi olan ve atık su arıtma sorunu yaşayan şehirler için uygun bulunmuş. Özellikle Norveç’te bu çalışmalar yapılmış. Devreye alınması hızlı ve maliyet etkin bir çözüm. Marmara’daki müsilaj derdini bitirme potansiyeli olan bir model.
Model şöyle çalışıyor: Ticari ömrü dolmuş büyük petrol tankerleri normalde Aliağa gibi gemi söküm tersanelerinde parçalanırlar. Modelimiz ise ticari ömrünü doldurmuş büyük petrol tankerlerini alıyor ve atık su temizleme yüzer platformlarına dönüştürüyor. Böylece tankerin kullanım süresi yaklaşık 20 yıl kadar uzuyor.
Normal bir atık su arıtma tesisinde biyolojik, kimyasal, ileri seviye vb. arıtma yapılabiliyor. Bu yüzer santrallerde de aynı şekilde, istenilen seviyede kirli su arıtması yapılabiliyor. Arıtılan su yine Marmara Denizi’ne basılabilecek. Bir tanker yaklaşık 250 bin kişinin ürettiği pis atık suyu işleyebiliyor. İstanbul için bir-iki tankerle denemeye başlarız; baktık sistem iyi çalışıyor, işi büyütürüz.
Hepimizin malumu, İstanbul’un pis suyunun küçük bir bölümü arıtmadan geçirilerek Marmara’ya basılıyor, büyük kısmı ise hiç arıtılmadan Marmara’ya boşaltılmak zorunda kalınıyor. Hatta arıtılan kısım dahi temel arıtmadan geçiyor; hedeflenen ileri seviye arıtma, çeşitli kısıtlardan ötürü her zaman mümkün olamıyor.
İstanbul’un kıyı coğrafyası malum; yeni arıtma tesisi açacak alan yok. Arazi çok pahalı. Bu tankerli çözüm, arazi fiyatları kaynaklı yapılamayan arıtma tesisi işini denize taşıyarak çözüyor.
Bu işi farklı şekilde modellemek mümkün. Arıtma tankeri isterse tarım sulaması amaçlı su üretebiliyor, isterse sanayide kullanılan tipte su üretebiliyor, isterse de arıtılmış suyu denize basıyor.
İstanbul’un kirli suyunu tankere doldurduk, tankerde suyu tarımsal sulama suyuna dönüştürdük, tankeri misal Bandırma kıyısına getirdik ve arıtılmış suyu civardaki bir sulama barajına bastık. Bu tür tasarımlar mümkün. Veya endüstride kullanıma uygun suyu üretip yine Marmara kıyısındaki TÜPRAŞ tesislerindeki tanklara bastık ve rafinajda kullanıldı. Bu da mümkün.
Bu modelin dünyada en iyi ve verimli çalışabileceği şehir İstanbul olabilir. Neden? Öncelikle gelişmiş bir tersanecilik bölgesi Marmara’da var; yani bu tür petrol tankerini dönüştürme işlemleri maliyet etkin olarak bölgede yapılabilir. Denizcilik sektörümüz gelişmiş ve yetkin personel var. Römork, pilotaj hizmetleri Marmara’da var. İstanbul dünya kadar kirli atık su üretiyor; yani “müşteri” sorunu yok. İstanbul’da arazi çok pahalı; yani zaten yeterli sayıda arıtma tesisini kıyı bölgelerinde istesek de kuramayız. Kamuoyundan bu projeye itiraz gelmez; çünkü atıklar bugün itibarıyla zaten denize basılıyor. Durumu daha kötü hâle getirmeyeceğimiz kesin.
Projenin finansmanı konusunda Avrupa Birliği’nin bir sürü düşük maliyetli veya hibe kapsamındaki çevre ilintili fonları var. Onları kullanmak için gayet uygun bir proje olur. Bundan daha uygun bir yeşil çevre projesi mi bulacaklar? Hem eski kimyasal tankerlere ilave 20 yıl kullanım ömrü getiriyoruz hem de büyük çevresel fayda üretiyoruz. Üstüne bir de 20 yıl boyunca denize arıtılmadan basılan pis suları arıtacağız.
Bu işin ortakları kimler olabilir? Elbette bu işi sürüklemesi gereken politik irade, yani ilgili bakanlık. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı doğru adres olabilir. İBB, İSKİ ve İstanbul Valiliği doğal ortak olmak zorunda.
Kamu tarafında bu işe TPAO destek olabilir; onlar petrol tankeri ve denizcilik işini bilirler. Özel sektörde bu işe kim destek olabilir? Koç Holding muhtemelen gönüllü olarak destek olacaktır. Malum, denizciliği seven ve deniz temizliği için çeşitli girişimleri olan bir ailenin grubu. Tersaneleri de var. Üstelik TÜPRAŞ gibi fazlaca baraj suyu tüketen bir firmanın büyük hissedarı durumundalar. Yani Marmara Bölgesi’nde madem TÜPRAŞ bol miktarda rafinaj prosedüründen dolayı su tüketmek durumunda, İstanbul’un su arıtmasına destek olmak da sosyal proje olarak uygun olur. Hatta belki TÜPRAŞ’ın bir miktar sanayi suyu ihtiyacı bu kanaldan karşılanabilir.
Başka kimler akla geliyor? Karadeniz Holding var; su ve enerji gemilerini işleten firma. Onlar da becerikli ve denizciliği bilen bir grup. Onlar da bu işin ucundan tutabilirler.
Peki eski petrol tankerlerini nereden bulacağız? Aliağa’ya söküme gelen tankerleri takip etmek gerekli. Bunun haricinde bu aralar İran Körfezi’nde vurulan tankerler oluyor; bunların bir kısmı muhtemelen söküme gidecek. Bunları dönüştürmek uygun olabilir. Enerji Bakanımızın bazı küresel petrol şirketleri ile yoğun ilişkileri var. Güneydoğu’da, Akdeniz’de bunlara bol miktarda faaliyet lisansı verdik. Suriye’de önlerine kırmızı halılar serdik. Bunlar eski tankerleri bu projeye tahsis edebilirler.
Bu iş başarılı olursa, bu iş modelini dünyada atık su arıtma problemi olan farklı bölgelere uyarlamak ve ticarileştirmek de mümkündür. Misal, Tuna Nehri’nin akıttığı zehirlerin daha çok arıtılması lazım ve bu projenin parasını (ve oluşan çevre zararının tazminatını) AB’nin ödemesi lazım. Meriç Nehri için benzer bir proje tasarlanabilir. Bazı nehirlerin denize boşaldığı bölgelerde benzer model ile içme suyu veya şehir kullanım suyu üretmek de mümkün. Manavgat suyu belki bu amaçla kullanılabilir. Afrika’da yüksek nüfus artışı ile beraber bazı kıyı şehirleri çok hızlı büyüyor ve çevre felaketleri oluşuyor. Bu kıyı şehirlerinde bu tür çözümleri zaman içinde devreye alabiliriz.