Jetski terörü
Avrupa Su Sporları Şampiyonası Paris’te devam ediyor. 16 Ağustos’ta sona erecek şampiyonada havuz yüzme yarışları, açık su yüzme yarışları, artistik yüzme, atlama ve yüksek atlama dalları yer alıyor. Önceki yıllarda su topu da bu organizasyon kapsamında yapılıyordu. Kısaca su sporu denince; birçok turizm tesisinin tanıtımlarında yer aldığı gibi jetski (deniz motosikleti/su kızağı), sürat motoru ya da deniz paraşütü (parasailing) gibi sporlar gelmiyor.
Ne yazık ki; koylarımızda gönlümüzce yüzmek artık imkânsız. Turizm adına yapılan ama turistleri sahillerimizden kaçıran jetski terörü özgürce yüzmemizi engelliyor. Gençliğimizde bir koydan diğer koya yüzdüğümüz günler çok geride kaldı. Sahile aşırı hızla giren ve sahilden uzaklaşmaya tenezzül etmeyen jetskiler yüzenleri tehdit ediyor. Her yaz sahillerimizde kural tanımayan bu şiddet olduğu sürece açık deniz yüzücüsü yetiştiremeyiz. Ülkenin en iyi triatlon sporcuları, çocukluklarından beri sahillerimizde koy koy yüzerek ortaya çıktılar. Birkaç kişinin hız tutkusu ve birkaç kişinin para kazanması için; milyonlarca kişinin denizlerimizi güvenli şekilde kullanmasını engelliyoruz. Başta Turizm Bakanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının bu teröre izin vermemesi gerekir.
EHLİYETSİZ VE ALKOLLÜ ARAÇ KULLANMAK YASAKTIR
Ehliyeti olmayan kişi karayollarımızda araba kullanabilir mi? Fabrikalarda forklift kullanabilir mi? Sahillerimizi korku yerine çeviren bu jetski kiralayıcıları, denizlerimizde hayatında hiçbir deniz aracına binmemiş kişilere 100 km’den daha hızlı gidebilen bu araçları teslim ediyorlar. Ne ehliyet kontrolü var, ne alkol kontrolü! Bu araçlarla oluşan bir kazada sorumlu kim? Sürücü mü? Bir araç kiralama şirketi ehliyetsiz birine aracını nasıl veremiyorsa, binlerce sivil kişinin yüzdüğü koyda da ehliyetsiz birine hız yapan bir deniz aracı teslim edilemez. Nasıl alkollü biri araç kullanamazsa, jetski de kullanamaz. Peki, deniz araçlarını kiralayanlar tek suçlu mu? Güvenliği sağlamakla görevli kurumlar, denetimi de yapmak zorundalar. Sahillerimizde atların üzerinde dolaşan resmi görevlilerin gözü önünde yaşanıyor, bu insan hayatını tehdit eden durum!
Geçen hafta, Kuşadası’nda tecrübesiz bir müşterinin jetski ile bir otelin güvenlik şamandırasının içine girdiğini gördüm. Özürler dilendi, sürenin tecrübesizliğinden bahsedildi. Ya dubaların içinde yüzen birine zarar verilseydi? Kaldı ki, sığ denizlerde bilerek ya da bilmeyerek; denizi kullananların bu güvenlik şamandıralarını geçtiğini de görebiliyoruz. Bu hatanın sonu bir jetski ile doğranmak mı, olmalı? Denizlerimizin çok büyük bölünü jetski terörünü yapanlara ait, denizi yüzmek için kullananlara ise denizin en sığ ve kirli tarafı layık görülmüş.
Sahillerimizde yüzmek isteyen milyonlarca kişiyi korumak Devletimizin görevidir. Ama; bilinçsiz, ehliyetsiz ve hatta alkollü şekilde bu cinayet araçlarını kullanmaya kalkanların da hayatlarından sorumluyuz. Yaşadığımız cinayetlerde suçu sadece bu kullanıcılara atmak doğru değil. Yetkisiz kişilere bu araçları verenlerin, bu araçların bakımlarını yapanların, sahillerimizde bu kullanıcılara karşı daha katı kurallar koymayanların ve denetleyemeyenlerin de bu cinayetlerde sorumluluğu var.
SAHİL CİNAYETLERİNDEN DERS ALALIM
İki dakika internette haberleri aratırsanız bu cinayetlerin bile bile geldiğini görürsünüz. Erdek’te bir sürat teknesi dubalara yakın yüzen üç kadının içine dalıyor ve bir kadın ölüyor. Rumelifeneri’nde yüzen doktora sürat teknesi çarpıyor ve teknenin pervanesinin parçaladığı doktor vefat ediyor. Darıca Bayramoğlu’nda dubaların içinde yüzen kadına jetki çarpıyor ve başından yaralanıp kanlar içinde kalan kadın ölüyor. Çarpanlar kaçıyor. tekne ve jetskilerin çarpması sonrası ağır kırıklar ve yanmalar olağan olaylara dönmüş.
İçmelerde sürat teknesi tekne dolmuşa çarpıyor, dolmuştaki bir turist ölüyor. Daha yeni 17 Temmuz’da jetski alabora oluyor, baba ve 2 kızı denizde kayboluyor. Kızın cansız bedeni İstanköy Adası açıklarında ortaya çıkıyor. Çatalca’da kiraladığı jetskiden denize düşen 2 kişiden biri ölüyor diğerinin kolu kırılıyor. Muğla’da kiraladığı jetski ile teknenin halatına takılan iş insanı ölüyor. Bodrum’da kiraladığı jetski ile lüks bir tekneye arkadan çarpan babanın 13 yaşındaki oğlu kazada ölüyor. Kendisi ve kızı yaralanıyor. Silifke’de kiraladığı jetski ile tekneye çarpan baba ölüyor, kızı ağır yaralanıyor. Karasu’da jetskinin tekneye çarpmasıyla iki kişi ağır yaralanıyor. Antalya’da 2 jetski koca denizde çarpışıyor. Jetskileri ve tekneleri görmeyen deneyimsiz sürücüler, yüzenleri nasıl görsün?
Ortaca’da deniz paraşütü yapan Slovak aile, paraşütün iplerinin kopmasıyla düşüyor. Ağaçlara takılan baba ve 3 çocuğu ağır yaralanıyor. Antalya’da deniz paraşütünün ipleri kopunca İngiliz turist 50 metreden denize çakılıp ölüyor. Serik’te deniz paraşütü yapan Filistinli turist denize çakılıp ölüyor. Ayvalık’ta deniz paraşütü yaparken rüzgârın etkisiyle düşen 2 kardeş ölüyor.
Kiralanan jetskilerin güvenlik şamandıralarına (dubalara) 300 metreden fazla yaklaşması yasakmış. 60 km ve 90 km hızla gidecekleri alanlar belliymiş. Hepsi hikaye… Jetskiler de, sürat tekneleri de, deniz paraşütlerinin bağlı olduğu tekneler de dubaların yanı başında gidiyor, çoğunun hızı 100’ün üzerinde. Sahilden hızla açılıyorlar, hızla sahile dalıyorlar. Bu cinayet araçlarının sivil yüzme alanlarının dışına çıkarılması zorunludur. Bu tehlikeli sporları yapmak isteyenler için, sivil yüzme alanlarının dışında yerler belirlenmelidir. Yoksa, sahilde canlar gitmeye devam edecek! En sağlıklı spor olan yüzmeyi en riskli hale getirenlere engel olunmalı!