16 Temmuz 2026 Perşembe
İstanbul 31°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Kadir İnanır’ın sıra dışı üç filmi

Tunca Arslan

Tunca Arslan

Gazete Yazarı

A+ A-

Kemal Sunal, Kartal Tibet, Tarık Akan, Cüneyt Arkın gibi bir döneme damga vurmuş isimlerin yıllar geçtikçe tek tek gidişinin ardından Yeşilçam’dan bir yaprak daha düştü. Geçen hafta, 77 yaşındayken kaybettiğimiz Kadir İnanır, Yeşilçam sisteminin klasik ‘jönler’ ve ‘karakter oyuncuları’ ayrımında her iki yandan da beslenmiş, yıldız bir isim olmakla birlikte değişik rollerde oyunculuk gücünü doya doya sergilemiş bir sanatçıydı. Aksiyon filmlerinden melodramlara, dramlardan komedi yapımlarına ve toplumsal gerçekçi filmlere açılan yelpazede sinemanın hemen her türünde ter akıtmış ve beyazperdede özgün bir portre, adeta bir büst yaratmıştı. ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ın İlyas’ı, ‘Dila Hanım’ın Karadağlı Rıza’sı, ‘Tatar Ramazan’ın sert, asi ve adalet duygusu taşıyan mahkumu, ‘Amansız Yol’un uzun yolda direksiyon sallayan şoför Hasan’ı olarak Anadolu insanının ruhunu ve çelişkilerini yansıtmayı başarmıştı.

CEZAEVİ VE MAHKUM ÖYKÜLERİ

İnanır’ın en önemli, en bilinen filmi olarak gösterilen ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ın (Atıf Yılmaz, 1977) ötesinde bugünlerde maalesef biraz gölgede kalmış pek çok yapımda da oyunculuk sanatının zirve noktasına çıktığı söylenebilir. Sanatçının kariyerinde parlak köşeler oluşturan, sinema tarihimizde ilginç izler bırakan ve genç kuşaklar tarafından pek bilinmeyen üç özel film, ‘Sen Türkülerini Söyle’ (1986), ‘Karılar Koğuşu’ (1990), ‘Son Cellat’ (2008) dikkate değer örneklerdir. Bu üç filmin ortak özelliği, cezaevleri ve mahkumlarla ilgili olmalarıdır.

Şerif Gören’in yönettiği ‘Sen Türkülerini Söyle’de, 12 Eylül öncesinde bir devrimci örgütün üyesi olan, işkence gördükten ve uzun yıllar cezaevinde kaldıktan sonra tahliye edilen Hayri olarak görürüz Kadir İnanır’ı. Film, dış dünyaya uyum sağlamakta güçlük çeken adamın, bir zamanlar aynı idealin peşinden koştuğu arkadaşlarıyla yüzleşmesini anlatır. Hepsi ‘dönmüş’, başka yaşamlara atılmıştır. Kimi reklamcı, kimi işadamı, kimi sinemacı olmuştur. Hayri, bir dizi sahte ilişkinin ortasında bulur kendini ve sürgün yıllarını geçireceği ve türkülerini söylemeye devam edeceği kasabaya doğru yola çıkar.

1990 Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde en iyi film seçilen Halit Refiğ imzalı ‘Karılar Koğuşu’nda anlatılan, Tek Parti döneminde yazıları nedeniyle düşünce suçlusu olarak 15 yıla mahkum edilen Murat adındaki İstanbullu mahkum-gazetecinin Malatya Cezaevi’ndeki günleridir. İdama mahkum edilen ve infaz gününü bekleyen bir kadın mahkumu kurtarmak için uğraşan Murat’ın önünde yatacak 10 yılı daha vardır. Kadir İnanır, devlet tarafından dışlanmış ama cezaevindeki mahkumlar tarafından kucaklanmış aydın rolünde çok başarılıdır. Kemal Tahir’in kendi gözlemlerinden yola çıkarak kaleme aldığı aynı adlı romanından uyarlanan filmin final sahnesi de çok etkileyicidir. İnanır, ilk kez gerçekten yaşamış bir edebiyatçı karakteri (Kemal Tahir) canlandırmıştır bu filmde.

‘SERT-JÖN’ İMAJINDAN UZAKTA

Şahin Gök’ün 2008’de çektiği politik dram örneği ‘Son Cellat’, Kadir İnanır’ın kariyerinin geç dönemindeki en dikkat çekici ve dramatik performansını sergilediği film olarak bilinir. Alışılmış sert-jön imajından uzak, kırılgan ve trajik bir karakteri, kambur bir mahkumu canlandırması nedeniyle filmografisinin en ayrıksı halkalarından biri söz konusudur. 12 Eylülcüler tarafından hapse atılan bir savcı ile karısını öldürmekle suçlanan, okuması yazması kambur bir arabacının demir parmaklıklar ardındaki dostluğu çerçevesinde ilerleyen film, idam cezasına yalnızca infaz edilecekler değil, cellatlar açısından da bakan nadir örneklerden biridir.

Kendi kendisini yetiştirmiş, canlandırdığı karakterlerle sinemamızda mertliğin simgesi olmuş, iyi bir oyuncuyu kaybettik. Huzur içinde yatsın.

Sinema Kadir İnanır