Kamuda savurganlık!

İsmet Özçelik

İsmet Özçelik

Gazete Yazarı
TÜM YAZILARI

Ekonomik kriz ciddi.

İşçi, çiftçi, memur, emekli, sanayici, …

Toplumun tüm kesimlerini sarsıyor.

Bütçe açıkları yüksek. Tasarruf şart.

Ama kamuda savurganlık devam ediyor.

ARABA SALTANATI

Araba saltanatı en çok göze batan.

Lüks makam araçları.

Almanya’dan ithalatı patlatıyor.

Kiralık olduğu için sivil plakalı.

Ama çoğu çakarlı.

Özel işlerde de kullanılıyor…

Benzin devletten, şoför devletten.

AVM önlerinde, özel okul kapılarında sık sık rastlamak mümkün.

Eşi alışverişe, çocuğu okula götürüp getiriyor.

Bu arada araç kiralama şirketleri de köşeyi dönüyor.

YAYINLAR

Bir başka savurganlık da yayınlar.

Bol bol kitap, broşür, rapor basılıyor.

Bilimsel olsa başım üstüne.

Bir sürü yazı toplanmış kitap yapılmış.

İçeriğinde kalite düşük.

Bu durum lüks kağıda basılarak telafi(!) edilmiş.

Eskiden saman kağıtlar vardı.

Kağıt iyi değildi, ama yazılanlar çok kaliteliydi.

Şimdilerde elini süren yok.

Pahalıya mal oluyormuş…

Kimin umurunda.

Zaten çoğu piyasada bastırılıyor.

Basan razı, bastıran razı…

OKUNMUYOR

Birçok kurumun deposu bu tür yayınlarla dolu.

Büyük paralar harcanıyor.

Ancak kimse okumuyor.

Tüketmek için her gelene torba ile veriyorlar.

Alanlar eve bile götürmüyor.

Uzaklaştıktan sonra en yakın çöp kutusuna bırakıyor.

Bir gazeteci dostum iktidara da yakın.

Bu yayınlardan dert yandı:

“Yayınlar tam bir felaket.

Kalas gibi kitaplar.

İçindekiler hiçbir işe yaramıyor.

İmlâ hatalarıyla, bilimsel yanlışlarla dolu makaleler.

Çoğu kopyalama.

Eve bile götüremiyorum.

Büroya götürüp ortaya koyuyorum.

Zaten herkeste var.

Kimse ilgi göstermiyor.

Doğrudan çöpe gidiyor.”

ÇÖP TOPLAYICILAR

Her mahallede çöp toplayanlar var.

Türk-İş Başkanı Ergün Atalay bu emekçilere iftar vermişti. Beni de çağırmıştı.

Bazılarıyla orada tanıştım.

Sokaklarda rastladıkça sohbet ederim.

Ayrıca mahallemdeki kağıt toplayıcıları ile de konuşurum.

TERTEMİZ KİTAPLAR

Başıma şöyle bir olay geldi:

Kağıt toplayıcıları işini yapıyordu.

Çöpten tertemiz kitaplar çıkardıklarını gördüm.

Merak edip yanlarına gittim.

Kitapları, dergileri inceledim.

Birinci hamur kağıda basılmışlardı.

Bazısı daha da özel kağıtlara.

Ama sayfaları kesinlikle açılmamıştı.

Bu işlere biraz ilgim vardır.

Gerçekten çok pahalıya basılan kitaplar.

Bir kamu kurumuna aitti.

BUNLARDAN ÇOK

Çöp toplayan gence, “Bu tür kitapları çok buluyor musunuz?” diye sordum.

Hiç düşünmeden yanıt verdi:

“Tabi abi.

Devlet dairelerinin yakınlarında çoktur.

Buradaki çöplere bakan arkadaşlar çok ekmek yerler.

Benim kardeşim de oralarda kağıt toplar.

Bunlar kilo da basar. Çoğu torbalıdır.

Torbayı olduğu gibi alırız.”

Arkasından da şunları söyledi:

“Abi okunmayacaksa bu kitaplar niye basılır?

Sonra niye çöpe atılır?

Bulduğumuz kitaplar tertemizdir.

Sayfaları karıştırılmamıştır.

Ben bu işi bir türlü anlayamıyorum.”

Durum ne yazık ki bu?

MAKAM DÖŞEME

Bir başka konu da makam döşeme.

Pahalı koltuklar, masalar, perdeler, …

Dinlenme bölümleri, duşlar…

Bu aralar namaz odası modası var.

Kılmasa da oda tahsis ediliyor.

Tecrübeyle sabittir.

Yönetici ne kadar zayıfsa makamı o kadar lükstür.

Açığını görüntü ile kapatmaya çalışır.

Milli Eğitim Bakanı bile isyan etti.

“Gönderdiğimiz paralar makamlara harcanmasın, eğitime harcansın.” dedi.

Belli ki bir bildiği var.

Bunlar ilk akla gelenler.

Kamuda savurganlık hat safhada…