16 Ekim 2026 Cuma
İstanbul 11°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Karanlık bir sayfa: 6-7 EYLÜL

Ferit İlsever

Ferit İlsever

Gazete Yazarı

A+ A-

Bugün 6 Eylül...

Bundan 71 yıl öncesi, 6-7 Eylül 1955'i unutmam mümkün değil. Çünkü, o günkü faciayı bizzat yaşadım.

9 yaşındaydım. İstanbul, Beyoğlu, Tünel mahallesinde dört katlı eski bir apartmanın üçüncü katında oturuyorduk. O yıllarda mahallede oturanların tümü Yahudi, Rum, Ermeni vb. Tek Türk biziz. 6 Eylül günü eli silahlı, sopalı bir grup bütün evleri, işyerlerini basmaya başladı. Daha sonra öğreniyorum ki, bu baskın sadece İstanbul'da değil, diğer bazı illerimizde de gerçekleşmiş.

Apartmanda oturan komşularımız; madam Ester, madam Jüdit, madam Raşel ve madam Alfonsi, korkudan hepsi evimize doldular. Saldırganlar bir süre sonra kapımıza dayandılar. Kapının açılması için, ellerinde sopalarla güm güm vuruyorlar.

Babam emekli subaydı. Çekti silahı, indi aşağıya. Bağırdı bunlara; "Defolun gidin"! Yahudi, Rum, Ermeni... Yüzyıllardır birlikte yaşamaya alışmışız. Hepsi kayboldu.

Ben bu anımı arkadaşım Cemal Süreya'ya anlatmıştım. O da yazmış. Bu yazıdan alıntı yapanlar, daha sonra bu anımı Güz Sancısı filminde yayınlamışlar. Olaydan sonra, Türkiye'de önemli bir nüfusa sahip

Rum'lar, hepsi Türkiye'yi terk etti.

Evet, 6-7 Eylül Türkiye'deki ilk kontrgerilla eylemiydi. Bunu ilk söyleyen de ÖHD başkanlarından Sabri Yirmibeşoğlu'ydu. İngiltere merkezli planlanmış bir kaos eylemi. Esas amaç, Türkiye-Yunanistan gerginliğini tırmandırmaktı. Bu gerginliğin somut tablosu ağırlıklı olarak Kıbrıs'ta yaşanıyordu. İngiltere Kıbrıs'ta egemenliğini sürdürmek için, hep Türk-Rum çatışmasını kışkırttı. Bu olay bir dönem Rum'ların EOKA terör örgütünün Türkleri katletmesine kadar uzandı.

Bu çatışma ortamında Kıbrıs'lı Rum'lar ve Yunanistan, sırtlarını o yıllarda hep, dünyanın en büyük emperyalist devletlerinden İngiltere'ye dayıyorlardı. Böylece, Kıbrıs'ta İngiltere'nin denetiminde, Rum'ların yönetici konumunda olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti varlığını sürdürecekti. Bu strateji, ordumuzun 1974'te Kıbrıs Harekâtı'yla iki devletli çözümün önünü açan uygulamasına kadar varlığını korudu.

Yukarıda azınlıklarla birlikteliğimize vurgu yaptım. Bunun hiç unutmayacağım örneklerinden birini de şöyle yaşadım; Tünel'deki evimizde annem bir gün kaybettiğimiz bir yakınımız için mevlüd okuturken, yukarıda isimlerini yazdığım madamların hepsi evimizdeydi ve avuçlarını açmış, duaya katılıyorlardı.

1992 yılında bir konferans için Atina'daydım. Şehri gezerken, bizim kahve gibi bir yerde, 8-10 kişilik bir grubun Türkçe konuştuğuna tanık oldum. "Bunlar herhalde Türk" diye düşündüm. Gittim, yanlarına. İsim isim tanıştık. Hepsi Rum isimleri. Biraz sohbet edince, 6 Eylül 1955'ten sonra İstanbul Büyükada'dan Yunanistan'a göç ettiklerini öğrendim. Düşünün, Yunan vatandaşları Türkiye'yi terk ettikten 37 yıl sonra hâlâ aralarında Türkçe konuşuyorlar. Çünkü, anadilleri Türkçe.

ABD-İsrail'in bugün dünya ve bölge hakimiyeti için günümüzde de Yunanistan'ı Türkiye'ye karşı kışkırttıkları koşullarda, 6 Eylül hâlâ hafızalarımızda ders çıkaracağımız acı bir olay olarak yerini korumaktadır.

6-7 Eylül