13 Haziran 2026 Cumartesi
İstanbul 19°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Karl Marx Sokağı’nda kafası karışıklar

Latif Bolat

Latif Bolat

Gazete Yazarı

A+ A-

Yanlış anlaşılmasın ama bu yazı Marksizm adı altında Karl Marx Sokağı'nda senelerdir bir oraya, bir buraya turlayanların analizi olmayacak. Yani bilimsel sosyalizm adı altında ne kadar hurafe, uydurma, uyarlama varsa onun peşinde slogan üstüne slogan icat edip bir türlü doğru yolu bulamayanlar ile ilgili bir yazı değil bu. Onu da 50 senelik kişisel gözlemler ve tecrübelerimiz ile yazabiliriz ve yazacağız bir gün elbette.

Ama bu yazıda, hakiki bir Karl Marx Sokağı'nda daha üç gün önce yaşadığımız ilginçlikleri ele alıp fikir beyan edeceğiz. Bir bakıma, yukarıda belirttiğimiz konu ile de doğrudan ilgili olduğu için yine de ilginç bulabilirsiniz sanırız.

Dünyada sayısız Karl Marx Sokağı veya Caddesi vardır mutlaka. Biz bu Karl Marx Strasse’ye, Almanya’nın Dresden şehrinin bir yerlerinde, tesadüfen bulduğumuz bir otelin önündeki sokak olarak denk geldik. Otelimizi de Karl Marx Sokağı üzerinde olduğu için değil, şehir merkezine göre çok daha ucuz olduğu için seçmiştik. Yani yine de “proleter bir tercih” yaparak, Karl Marx’a uygun bir otel seçmiş olduk.

Karl Marx Sokağı’nda kafası karışıklar - Resim : 1
Almanya’nın yüzlerce Karl Marx Sokağı’ndan birine denk düşünce olanlar!

BİRAZ DÖNER, BİRAZ SİYASET DERKEN

Akşam bir şeyler yemek için Karl Marx Sokağı'nda yürürken, Almanya’daki binlerce Türk dönercisinden birine denk geldik. İçeri girip “Türkiye’de at-eşek eti karışımından dolayı artık döner yiyemediğimizi” ifade edince genç arkadaş, “Ben size bir şey hazırlarım.” dedi ve hazırladı. Yanındaki ağabeyi ve Urfalı arkadaşı ile de masamızda derin sohbete başladık. Malum olduğu üzere, ilk konu “Türkiye’nin neresindensin hemşerim?” oldu. Biz "Mersin’deniz" deyince arkadaşlar heyecanlandılar, soru “Mersin’in neresindensin?” kısmına döndü. Mezitli deyince “Hangi mahallesinden?” kısmına geçtik. Sonunda komşu çıktık. Adıyamanlılarmış ve Mersin’de yaşamaktaymışlar.

İlk tanışma merasimi bitince, balıklama olarak, her Türk muhabbetinin en önemli konusu olan siyaset kısmına geçtiler, tam da beklediğimiz gibi. Biz kendimizin Yörük asıllı, Toroslulardan olduğumuzu söyleyince onlar hem sosyalist hem Alevi hem de Kürt olduklarını belirtip, artık dinlemekten oldukça bıktığımız ve usandığımız “eziyet görme ve ezilme” hikayelerine başladılar. 1970’li senelerde olan bitenler tek tek sıralanıverdi. Olanların sadece Kürt ve Alevi’ye olmadığını, bizim de Yörük olmamıza rağmen kendileri ile aynı kaderi paylaştığımızı, saldırı ve eziyete ortak olduğumuzu anlatmaya çalıştık. Nusaybin Lisesinde müzik öğretmeni iken Türk olduğumuz için saldırıya uğradığımızı ve 5 senelik müzik eğitimimizin bize kazandırdığı mesleği, bu saldırı sayesinde 1 aylık öğretmenlik ile sona erdirmek zorunda kaldığımızı anlatmaya çalıştık.

Karl Marx Sokağı’nda kafası karışıklar - Resim : 2
1970’lerde Latin Amerika ve Türkiye cuntaları aynı merkezin aletiydiler.

EVREN, PİNOCHET, VİDELA, BANZER SARMALINDA

Aynı senelerde, biz General Kenan Evren ile uğraşırken Şili’deki General Pinochet, Arjantin’deki General Videla, Uruguay’daki General Bordaberry, Bolivya’daki General Banzer, Endonezya’daki General Suharto’nun, Amerikan planları ile sanki bir fotokopi makinesinden geçirilmiş türden bir proje ile tüm dünyada uygulandığını anlatmaya çalıştık. Bu işlerin öyle sadece Türkiye’nin kaderi olarak görülemeyeceğini, tek başına Kürt-Türk-Alevi sorunu olarak görülürse gerçek projelerin farkına bile varılamayacağını, dilimiz döndüğünce açıklamaya çalıştık.

Ama aynen Türkiye içindeki Karl Marx Sokağı sakinlerinin, kendi kafalarındaki cümleler ve anlamlar dışında söylenen hiçbir şeye inanmamaları gibi tüm anlattıklarımız, Dresden’in soğuk mu soğuk akşamının havasına karışıp gitti. Zaten tartışma biraz daha alevlense ne olacağı da belli olmayacağı için kalkıp Karl Marx Sokağı’ndaki otelimize döndük ve sabah uçağına yetişmek için kısacık gecemize daldık. Türkiye’den Almanya’ya, Hindistan’dan ABD’ye, giderek hakim hale gelen “aşiretçilik” zihniyetinin bir ürünü olarak düşündüğümüz bu hali hatırlayınca o çok göklere çıkardığımız Batı aydınlanmacılığının 21. yüzyılda aldığı şekilleri düşünüp kısa uykumuza geçtik. Kısalığından rüya bile göremedik. Halbuki Karl Marx Sokağı’nda, üstadın kendisinden bu konularda bir rüyalık mesaj alabiliriz diye umut etmiştik gelirken.

Karl Marx Sokağı’nda kafası karışıklar - Resim : 3
Aşiretçilik 21. yüzyılda bile dünya çapında bir kontrol mekanizması halinde.

AŞİRETÇİLİK AKILCILIĞIN KATİLİ MİDİR?

Marx’tan gelmeyen mesaj, ertesi sabah uykulu gözler ile gittiğimiz Dresden havaalanında geldi. Havaalanının X-Ray makinelerinin başındaki o kadar Alman görevli içinden, bizim şansımıza, Alman görünen ama Bakü’den gelmiş bir Azerbaycanlı Ali çıktı. Elimizdeki bağlamayı görünce, Azeri lehçesi ile “Gardaş!” diyerek bize bir sahip çıktı ki bir gece önceki kendi “hemşerilerimizle” yaptığımız hararetli tartışmayı unutuverdik. Demek ki insan sadece insan olmanın verdiği dürtülerle ve aşiretçilik yapmadan davranırsa ortak nokta bulmak hiç de zor bir şey olmayacaktır.

Aşiretçilik, sokağında uyuduğumuz Karl Marx’a göre feodal dönemin bir kurumu ve insanların birbirleriyle bağlantı kurma yöntemi. Ama toplumlar, sistemlerindeki maddi değişimleri kültürel olarak hemen takip edemedikleri için yerine göre yüzyıllar süren bir şaşzamanlılık yaşanıyor. Türkiye’deki siyasi aşiretçilik belki biraz anlaşılabilir ama ABD gibi feodalizmi çok uzun süre önce toprağa gömen bir toplumda bile hâlâ benzer siyasi aşiretçilik yaşanması, üzerinde çalışılması gereken bir toplumsal konu olarak uzmanlarını bekliyor sanırız. Bu konu üzerindeki fikirlerimizi de başka bir yazıda ayrıntılı ele alırız.

Dünyanın Öteki Sesleri: Nermine Memmedova, “Ay Işığında”, Azerbaycan

Karl Marx Bilimsel Sosyalizm