17 Temmuz 2026 Cuma
İstanbul 32°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Kayan yıldızlara ulaşamamanın pişmanlığı

Latif Bolat

Latif Bolat

Gazete Yazarı

A+ A-

Bugün, hayatımızdaki pişmanlıklardan konuşma günü olsun. Ne de olsa, siyaset zaten kendi başına sürüp gidiyor, bizden oldukça bağımsız bir şekilde. Elbette, yapıp-ettiklerimizin ve çabalarımızın önemini küçümsemiyoruz, böyle diyerek. Ama işin gerçeği şu ki, hayat devam ediyor ve biz de bu akıp giden nehirde, elimizden geldiği kadar, boğulmadan karaya çıkacağımız yeri arayıp gitmekteyiz.

Bu ömür denilen seyahatte, hayat otobüsüne ilk adımı attığımız andan itibaren, büyük ölçüde bir bilinmezliğe doğru yola çıkmış oluyoruz. Hatta hayat otobüsüne binmemiz bile, bizim dışımızda alınan kararlar ve yapılan eylemlerle olmuyor mu ki? Ana ve babamızı bunun için fena halde suçlayabiliriz veya şükranlarımızı da sunabiliriz, otobüsün gidişatına bağlı olarak!

Kayan yıldızlara ulaşamamanın pişmanlığı - Resim : 1
Türk tasavvuf ve düşünce tarihinin en yetkin emekçilerinden Abdülbaki Gölpınarlı

HAYATINIZIN YÜZDE KAÇI SİZİN?

Bu seyahatte, her şeyi biz belirleyemiyoruz elbette. Aslına bakarsanız yüzde 100’lük hayatın yüzde 40’ına damga vurabiliyorsanız, bu hayat maçında daha şimdiden 1-0 galip haldesinizdir. Bununla “kadercilik” filan da yapmış olmuyoruz burada. İnsanoğlu var olmaya başladığından bu yana, bu hep böyle, adına ne derseniz deyin. Eğer biraz daha bilinçli bir ortamda hayata başlamışsanız, belki bu yüzde 50-60 bile olabiliyor. Ama hayatın gidişatını dert etmeyen ve gerçek “kadercilik” yapan bir ortamda hayata başlamışsanız, o zaman bahsettiğimiz yüzde, 20’lere 30’lara kadar düşebiliyor. Bunu görmek için, şu anda yanınızda oturan arkadaşınıza, veya eşinize bir bakıp değerlendirin durumu. Bunu tespit etmek, öyle çok büyük felsefi analiz gerektirecek bir şey değil, ne de olsa.

Gelelim bu hayat yolculuğundaki pişmanlıklar konumuza. Bu yazıyı kaleme alan biz olduğumuz için, bu alemde 70 sene yaşadıktan sonra, pişmanlıklarımızdan bahsetmenin ne gereği var diyebilirsiniz. Haklı da olabilirsiniz. Ama yolculuk hala devam ettiğine göre, ve hayat otobüsü daha bir sürü durağa uğrayıp, yeniden yola düşeceğine göre, yine de bir muhasebe yapmanın çok faydası olabilir düşüncesindeyiz.

Kayan yıldızlara ulaşamamanın pişmanlığı - Resim : 2

PİŞMANLIK GAYET KİŞİSEL OLUNCA!

Kişisel olarak, bugün düşünüp aklımıza gelen pişmanlıklar listesine bakınca, “böyle şeylere pişmanlık mı duyulurmuş” dediğinizi duyar gibiyiz. Ama hayatın güzelliği ve rengi de tam burada. Hepimizin pişmanlıklar listesi, bambaşka olacaktır elbette ve bu da birbirimizle olan ilişkilere rengini verecektir.

Bu yazıda, hayatla ilgili tam bir pişmanlık listesi vermeyi düşünmüyoruz elbette. Sadece ata kültürü, müzik, şiir, felsefe konusunda yapamadıklarımızla ilgili, kısa bir liste olacak buradaki.

Listemizin başında, yaklaşık kırk senedir hayatımızın merkezinde oturan Türk Tasavvuf kültürünün son büyük insanı olan, Abdülbaki Gölpınarlı hocamızın kapısını çalıp bir sohbet etmeyi akıl edemememiz yer aldı. Yunus Emre’den bu yana 800 senedir gelişen Türk tasavvuf kültürünün son halkası idi, Gölpınarlı Hoca. 1982’de vefat ettiğinde, biz de Ankara’da Mülkiye’de öğrenci idik. Yani o sağken, biz genç bir delikanlı idik ve kolaylıkla Hocayı ziyaret edebilirdik. Ama önceliklerimizin içinde, Abdülbaki Gölpınarlı ile muhabbet etmek olmadığı için, Hoca’nın değerini ancak vefatından yıllar sonra anlayabildik, ve çok pişman olduk elbette.

Aynı dönemde, Türk halk tasavvuf kültürünün yaşayan en büyük ustası Aşık Mahzuni Şerif de hayattaydı. Ve kolaylıkla onunla da tanışıp, 2002’de vafatından önce, bir muhabbetinde bulunabilirdik. Öyle bir şey yapmak, bir bakıma, sanki 16. Yüzyılda yaşayıp, Pir Sultan Abdal ile tanışıp ondan feyz almak gibi olurdu. Ve onu da kaçırdık, ve ona da çok pişman olduk.

Kayan yıldızlara ulaşamamanın pişmanlığı - Resim : 3

Dünyanın Öteki Sesleri: Wadih El Safi, Lübnan

https://www.youtube.com/watch?v=XimKKY3sv_U

HALEP ARTIK O HALEP OLABİLİR Mİ?

Ömrümüzün yarıdan fazlası, müzik ve mistik Türk kültürü ile uğraşarak geçtiği için, pişmanlıklarımız da onunla ilişkili oluyor. Bu defa da, Suriye’nin Halep şehrinden ve Arap dünyasının en büyük erkek sesi olan Sabah Fakhri’yi ve Halep’i göremeden, ikisini de kaybetmenin pişmanlığından bahsetmemiz gerek. Daha 2021 senesinde vefat eden bu büyük ses ustasını, şehrimiz olan Mersin’den, taksi ile bile sadece birkaç saat içinde, memleketi olan ve Suriye’nin en Türk şehri olarak kabul edilen Halep’te ziyaret edip, ustalığından ve birikiminden yararlanmak fırsatını da kaçırmış olduk. Şimdilerde ne o eski Halep ne de o büyük usta Sabah Fakhri mevcut artık, bu alemde. Bu da en büyük pişmanlıklarımızdan ve hala Sabah Fakhri’yi ne zaman dinlesek, anında bizi Halep’e, sıcak insanlarına ve derin kültürüne götürüverir.

Başlangıçta söylediğimiz gibi, bu bir “Tüm Pişmanlıklar Listesi” değil elbette. Sadece birkaç örnekle, ömür yolculuğunda, mümkün olduğu kadar kararlı şekilde, hayat otobüsünün direksiyonunu insanın kendi elinde tutması gerektiğini belirtmek amacındayız. Yolun sonu göründüğünde, pişmanlıklar listemizde ne kadar az madde kalırsa, bu dünyadan o derecede tatminkar şekilde ayrılmak olanağını, kendimize sağlamış olmaktayız bununla. Biz bu kısa muhasebe ile pişmanlık duyduğumuz sadece 3 konudan bahsettik. Yani bu yazımızın kıssadan hissesi ve naçizane ana mesajı, hayatın hengamesi içinde, arada bir biraz sakinleşip, önceliklerimizin ne olduğunu, yarın geldiğinde pişmanlık duymamak için bugün ne yapmamız gerektiğini, çok seyrek te olsa, arada bir “ömür muhasebesinde” bulunmanın, gayet akıllı ve gerçekçi olduğudur. Hepimizin ömür yolu açık ola!

Hayat