16 Temmuz 2026 Perşembe
İstanbul 30°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

‘Kentsel Dönüşümzedelik ‘ Yaşanmasın!

Ahmet Coşkunaydın

Ahmet Coşkunaydın

Site Yazarı

A+ A-

İçinde bulunduğumuz şu günlerde, başta İstanbul olmak üzere birçok kentte hummalı bir çalışma ve ardı ardına yıkımlar var.
Özellikle İstanbul’un bazı semtlerinde nerdeyse ayakta kalan bina kalmıyor.
Yıkılan binalar birbirini izliyor. Eski evinin bulunduğu ve kentsel dönüşüm öncesi oturduğu semtte uygun kiralık ev bulamayanlar, kent dışına ya da çok çok uzak semtlere taşınıyor.
İstanbul adeta bir iç göç yaşıyor.
Telaşın hız kaşanmasının nedeni uygulanma olan ‘yarısı bizden ‘ adlı kentsel dönüşüm kampanyasının zamanını kaçırmamak. İşte bu insanları yüklenici seçme ve belirlemede acele ettiriyor.
Onlar üstlenicinin (müteahhit) mali (finansal) yapısına bakmadan, biriyle anlaşmaya giriyor. Yeter ki, ev biran önce yıkılsın ve evini kentsel dönüşüme veren de aynı şekilde zaman yitirmeden yeni ve depreme dayanıklı evine kavuşsun.
Buraya kadar her şey anlaşılabilir, hoş görülebilir. iyi niyetlerle çıkılan yollarda gelecekte oluşabilecek sıkıntı ve problemler böylelikle göz ardı ediliyor.
İnsanlarımız geçmiş yıllarda moda deyimle farklı farklı yol kazalarına uğradılar ve unutulmaz sıkıntı ve acılar çektiler.
Yani nice nice farklı konularda saysız ‘zedeler’ ortaya çıktı.
Tabii bu arada zede kelimesinin anlamını da açmak lazım:
"-zede" eki, Türkçede bir olaydan, afetten, saldırıdan veya olumsuz bir durumdan zarar görmüş, etkilenmiş kimseyi ifade eden bir sözcük unsurudur.
Bu ek, Türkçeye Farsçadan geçmiştir. Farsçada "zade/zede", "vurulmuş, çarpılmış, zarar görmüş" anlamı taşır. Türkçede ise bağımsız bir ek olmaktan çok, birleşik kelimeler oluşturan bir unsur olarak kullanılır
"

Şimdi gündeme kentsel dönüşümzedeleri tekrar getirmemek için dikkatli olunmalı, hukuktan, hukukçudan, bilirkişilerden ve deneyim sahibi uzmanlardan destek alınmalı…