14 Eylül 2026 Pazartesi
İstanbul 24°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Kızılırmak’tan sabır şükür ve bereket dersleri

Latif Bolat

Latif Bolat

Gazete Yazarı

A+ A-

Avanos’ta, Kızılırmak boyunda yürüyoruz ve Kızılırmak’ın kendisinin bile hiç bilmediği şeyleri düşünüyoruz. Çünkü bu Kızılırmak, o düşündüğümüz hayatı yaşayan Kızılırmak değil ki! Heraklitos’un dediği gibi, “aynı nehirde iki kere yıkanamazsınız”, çünkü ne o nehir, ne de sizin kendiniz, artık o eski nehir ve eski siz değilsinizdir. Yani, şu anda bakıp ta tarihine daldığımız bu Kızılırmak, bir başka Kızılırmak bir bakıma.

Kızılırmak’tan sabır şükür ve bereket dersleri - Resim : 1
Kızılırmak’tan insanoğlu hangi dersleri alabilir ki?

Süveyş Kanalını da, Panama Kanalını da insanoğulları yaptılar, ama Kızılırmak’ı değil.  O, uzaktan bakarak akıp geçtiği Erciyes Dağı ile, aynı yaşlarda olmalı herhalde. Ama bu yazımızda, biz onun jeolojisi ve oluşumu ile ilgili değiliz. Daha çok, Kızılırmak’ın içinden geçtiği ve hayat verdiği toprakların sosyal ve kültürel hayatıyla ilgiliyiz. Ve onun bu upuzun ömürdeki hallerini, kendimizin kısacık ömrü ile karşılaştırıp, belki de öğreneceğimiz birşeyler vardır diye düşünmekteyiz. Ne de olsa, insanoğulları olarak, bizler bu dünyadan silinip gitsek bile, Kızılırmak akmaya devam edecek ve bizlere vereceği birçok dersleri olacaktır hala.

AKAN SULARDAN ALINMAYAN İBRETLER

Kızılırmak’tan sabır şükür ve bereket dersleri - Resim : 2

Memleketimizde ve bölgemizde, hatta dünyanın uzak köşelerinde bile yangınların içinde olduğumuz bugünlerde, Kızılırmak bize ne anlatabilir acaba?  İçine girebilsek, belki ateşimizi söndürmeye faydalı olabilir, ama onun dışında, sessizce akıp giden bir nehirden ne mesaj alabiliriz ki?

İlk mesaj, Kızılırmak’ın “sabrı” olabilir mesela.   Dünyanın her yerinde olduğu gibi, ve daha fazlası ile sabrın tüketildiği memleketimizde, Kızılırmak’tan sabır dersi almak iyi olmaz mı? Bu nehir, yazılı tarihin başladığı 4 bin sene öncesinden, yani Hititlerin tüm kıvrımlarında şehirler kurup, medeniyet geliştirdiği günlerden milyonlarca sene önce bile, aynı sabır ve sessizlikle akmaktaydı. O , etrafında olan bitenleri büyük bir sakinlikle izleyip, işine gücüne bakarak, akmaya devam etti, bu milyonlarca sene boyunca.

TRUMP, MOSSAD YERİNE KIZILIRMAK’A SORMALIYDI

Kızılırmak’tan sabır şükür ve bereket dersleri - Resim : 3
Karun’un ve Trump’ın Persler karşısındaki halleri ne kadar benziyor değil mi?

Hatta, tarihin en büyük savaşlarından biri olan, MÖ. 585’teki Lidya-Med karşılaşması Kızılırmak’ın kıyılarında, nehrin serin sularına sıcak savaşçı kanlarının karıştığı günlerde bile, Kızılırmak bir saniye olsun akışını durdurmadı. Taraflar, o gün güneşin tutulmasıyla, 5 yıllık savaşı bitirmişlerdi. Ama sadece 40 sene sonra ise,  Lidya imparatoru Karun, kendisine “Perslere savaş açarsan, bir imparatorluk yok olacaktır” diyen falcıyı, toptan yanlış anlayıp, Perslerin yok olacağını düşünerek Pers İmparatorluğuna saldırınca, yok olacak olanın kendi imparatorluğu olduğunu hiç düşünmüş müydü acaba?  İnsanın aklına, hemen Trump’ın İsrail istihbaratına uyup ta, İran devletini hemen yok edebileceğini zannedip saldırması ve hala Hürmüz Boğazına saplanıp, işin içinden bir türlü çıkamaması gelmiyor mu? Trump’ın Karun gibi olacağını, Mossad’a değil de Kızılırmak’a sorsalardı, daha akıllıca olmaz mıydı sizce?  Ama işte, insanoğlunun az-gelişmişliği ve narsisizmi her zaman galip geliyor olmalı.

ŞÜKRETMEYİ UNUTAN BİR TOPLUM

Kızılırmak’ın sabırlılığının yanısıra, onun “şükürcülüğü” de bugünün insanoğluna ders olmalı bizce. O, bu milyonlarca sene boyunca, meteorolojinin tahminlerine bağlı olarak hayatını yaşamadı elbette. Doğa kendisine ne bağışladıysa, ona şükredip akmaya devam etti. Bazı günler, suyunun tamamı kurudu bile belki de, ama o yılmadı. İçinde ne kadar su varsa, kaynaklar ona ne kadar akış sağlayabiliyorsa, o da o kadar aktı. Onun için var olmak ve süreklilik önemliydi. Ve elinden geldiği kadar, elinden gelenin en iyisini yaparak, Kızıldağ’dan başlayıp hedefi olan Karadeniz’e doğru, bir Eyüp Peygamber sabrı ile aktı durdu ve hâlâ da akmakta.

Kızılırmak ile karşılaştırınca, bugünün insanında, özellikle de kültürel olarak eskiden “çok şükürcü” olarak bilinen Türk insanındaki,  “o da yetmez, bu da yetmez” türünden bir ihtiras, ne kadar yabancı gelmekte hem Kızılırmak’a, hem de eski Türk insanına.  Şükür etmenin “kadere teslimiyet” olduğu gibi saçma itirazlar sebebiyle, özellikle de solcu denilen insanlarımızda ortaya çıkan kronik ”itiraz kültürü”, bu insanlarımızın kendisini tüketmekten başka bir işe yaramamıştır. Bunu 70’li, 80’li yıllardaki siyasal mücadele içinde yer alıp da sonradan tam tersine bir teslimiyete savrulan insanlarımızda, açıkça görmekteyiz bugün.  Kızılırmak da Nil Nehri gibi kendisinin dört katı bir nehir olmak arzusundadır mutlaka. Ama o tüm tevazusu ve doğanın kendisine sağladığı kaynaklar ile, elinden gelenin en iyisini yapmanın milyonlarca yıllık bir sembolü halinde, “şükredip” işine gücüne bakmaktadır ve mücadelesine böylece devam etmektedir.

KAHVE İLE KUAFÖR ARASINDAKİ ÖMÜRLER

Kızılırmak, “çalışkanlığı ve bereketi” ile de insanoğlunun, özellikle de Türk milletinin öğretmeni oldu yüzlerce senedir.  Kolay mı, hiç şikayet etmeden,  günde 24 saat akıp durmak ve etrafındaki binlerce köyün hizmetinde olmak? Üstelik de milyonlarca senedir, kendisinden yararlananların kim olduklarını, nereye ait olduklarını dert etmeden, sadece hizmet etmek? Günümüz Türkiye’sinde, kahvehane ile kuaför arasında sıkıştırılmış bulunan Türk erkeği ve kadınının, Kızılırmak’ın bu çalışkanlığı ve bereketinden öğreneceği ne kadar çok şey var değil mi?

Kızılırmak kıyısında geçirdiğimiz bir akşam üstünden, aklımızda kalan dersler bunlar oldu. Büyük atamız Şah Hatayi de, hangisi olduğunu bilmediğimiz bir Anadolu ırmağının kenarında durup, bize şu dersi vermiyor mu zaten? Ders almasını bilenler zaten almışlardır da, bu şiir ve yazımız, ders almayanlara gitsin diyelim, son söz olarak:

“Akan sulardan sen ibret aldın mı, Yüzünü yerlere sürüyüp gider”

Dünyanın Öteki Sesleri: Milli Arap Orkestrası, Michigan, ABD

https://www.youtube.com/watch?v=i16iDRJ2C-A&list=RDQvzvfQ-9v1I&index=13