Köprü ve otoyolların özelleştirilmesini durduralım
Geçen günlerin en önemli haberlerinden biri, hükümetin köprü ve otoyolları özelleştirme kararı ve buna karşı Yol-İş Sendikası’nın eyleme hazırlanmasıydı.
Ekonomide kamuyu çökerten, zengini daha da zengin yapan özelleştirme saldırısını 90’lardan beri yaşıyoruz. Hükümetin son kararı, bu sürecin sıradan bir parçası değil.
Tamam, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde başlatılan ekonomide kamunun önderliği stratejisine, “Küçük Amerika olacağız!” zavallılığıyla ilk darbe indirildikten sonra, 90’lar ve sonrasında Özal’ların başlattığı özelleştirme saldırısıyla devlet kurumları olan Tekel’lerin, Seka’ların ve daha nicelerinin mülkiyeti büyük sermaye şirketlerine devredildi. Ama köprü ve otoyolların mülkiyet haklarının devri bunlardan çok farklı.
“Yol” diyoruz. Tarla, bahçe, orman, dağ vb. dememizden farkı ne? Hepsi vatan toprağı. Vatan toprağını özelleştiriyorlar. Yani bir anlamda satıyorlar.
Tabii, aklımıza ilk gelen, bunların özelleştirme girişimi yerli, yabancı herkese açık. Ya da, yerli diye tanıdığımız bazı şirketlerin hisselerinin bir kısmı yine ABD’li, Avrupalı holdinglere ait. Bu durumda otoyollarının, köprülerin özelleştirilmesinin en tehlikeli sonucu, vatan toprağımızın hiç değilse bir bölümünün yabancıya devredilmesidir.
Bu konu konuşulurken, sadece köprü ve otoyollardan geçiş ücretlerinin yükseleceğine vurgu yapılıyor ve eleştiriliyor. Yukarıda dikkat çektiğim tehlikeden bahseden yok.
Özetle; olay, geçiş ücretlerinin yüksekliğinden, yol işçilerinin hak ve taleplerinden ibaret değil. Kuşkusuz, bu konudaki mücadelemizde bu sorunlar da yer alacak.
Sonuç olarak; bu konu sadece Yol-İş Sendikası’nın sorunu değildir. Tüm Türkiye’mizin ve halkımızın sorunudur. Bu konuda Vatan Partisi olarak bir çalıştay yapmamızı öneriyorum. Başta Türk-İş, sendikalar, kitle örgütleri, uzmanlar, akademisyenler vb. geniş katılımlı. Bu çalıştay, önümüzdeki dönem bu konuda yürüteceğimiz mücadelenin ilk adımı olur. Hedefimiz: Yaptırmayacağız!