08 Ağustos 2026 Cumartesi
İstanbul 23°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Kurgu değil gerçek hayal değil hayat

Latif Bolat

Latif Bolat

Gazete Yazarı

A+ A-

“Roma, ele geçirdiği yerleri bir çöl haline getirir ve ‘barış’ diye adlandırır!” Bunu söyleyen Gaius Cornelius Tacitus, MS. 56-120 yılları arasında Roma’da yaşamış bir hatip, avukat, senatör ve tarihçidir. Tacitus, bugün modern akademisyenler tarafından, en büyük Roma tarihçilerinden biri olarak kabul edilir.

Tacitus’un bu cümlesindeki “Roma” adını, ABD adı ile değiştirsek, sanki 2026 yılında söylenmiş bir söz gibi gelmez mi size de? Yani, aradan geçen 1926 sene içinde, hiç mi bir şey değişmedi acaba bu alemde diye, insan merak ediyor doğrusu.

Ya şuna ne dersiniz: “Yeni ve yükselen bir güç, eski ve egemen bir güce meydan okuduğunda, aralarındaki korku ve gerilim genellikle savaşa yol açar.” Bunu da, MÖ. 460’ta yaşamış olan, Atinalı tarihçi Halimous Tucidides söylemiş ve günümüzde de sürekli kullanılan “Tucidides Tuzağı” adındaki siyaset teorisini oluşturmuş. Bu deyimi, günümüzde çökmekte olan ABD ile yükselen Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki ilişkiyi tahlil etmek için kullanıyor birçok siyasetçi. Yani, tam tamına 2 bin 486 sene önce söylenen bir söz, bugün bizim başımızda olan sorunları açıklamakta ve çare bulmakta kullanılmakta. Çok ilginç değil mi?

ROMAN, TARİHİN YERİNE Mİ?

O zaman, bu yazı ile ele alacağımız “Elinizdeki romanları bırakıp, biraz da tarihe dalın.” gerçeğini, daha detaylı şekilde açıklayalım.

Kurgu değil gerçek hayal değil hayat - Resim : 1
Sokrates’ten bu yana, öğrenilen yeni bir şey var mı?

Bu öneriyi, romanlara düşman veya hiç roman okumamış ve kıymetini bilmeyen biri olarak yapmadığımızı, peşinen belirtmek isteriz. Daha yirmili yaşlarda, Mersin’in yarı tropikal sıcağında, palmiye ağaçlarının minicik gölgelerini takip edip, elimize geçen ne varsa okuyan bir nesildeniz. Hatta, parasızlıktan alamadığımız kitapları, denizin kenarındaki İl Halk Kütüphanesi’nin serin salonlarında hatmettiğimizi de hatırlarız bugün. O okumalarla, Dostoyevski, Tolstoy, Gorki, O. Henry, Steinbeck, Hemingway, Hesse, Chekov, Orhan Kemal, Hüseyin Rahmi, Halide Edip, Peyami Safa gibi, onlarca yazarın tüm romanlarını da okuyup bitirdiğimizi iddia edebiliriz. Yani, bu başlıktaki öneri roman düşmanlığı değil, değişen dünya haline uyum sağlamak ve çözüm üretebilmek için, sizlere yaptığımız bir yönlendirme sayılmalıdır.

Çünkü, yazarı Tolstoy bile olsa, bir roman o kişinin hayal dünyası, dünya görüşü veya yaratıcı yeteneklerinin bir ürünü olarak, “yaratılmış kişilikler, kurgulanmış olaylar, önceden saptanmış çözümler” üçgeni içinde üretilen bir gerçeklik değil midir? Bunu, bazı yazarlar o denli muazzam yaratıcılıkla yaparlar ki, sanki o yaratılmış (uydurulmuş da diyebilirsiniz) gerçeklik içinde sizi alıp götürürler. Bu Tolstoy’da da, Yaşar Kemal de de aynıdır. Ve kesinlikle, her insanın tecrübe etmesi gereken bir eylemdir elbette.

OKUNACAK EN İYİ KİTAP İNSAN MI?

Ama, insanoğlunun mağaraları terkettiği on bin sene içinde, gerçekten ve fiilen yaşadığı olaylar, çektiği çileler ve yaşama savaşının gerçek hikayelerini okumak, apayrı bir tecrübedir bizce. Çünkü bu gerçeklikler, bir roman ve onun yazarının hayal ürünü değildir. Bizim atalarımızın başından fiilen geçenlerin gerçek hikayeleridir. Ve bugünün insanları olarak, bizleri o uzak atalarımıza doğrudan bağlayan tek ileti olarak, olağanüstü öneme sahiptirler. Yani mesela, Bilge Kağan gerçek bir insandır, ve bir kağandır. Ya da Alaaddin Keykubat, Ahi Evran da birer gerçek şahıslardır. Hz. Muhammed, Hz. İsa veya Baybars da birer gerçekliktirler. Ve onların başından geçenler, hayat kavgaları ve çektikleri çileler ile ulaştıkları zaferler, bir açıdan bizim kendi hayatımızın hikayeleridirler. Çünkü onlar vardılar ve bizlerin kimyasal ve genetik atalarımız olmak gibi bir özellikleri vardır. Onlar, birilerinin sessiz bir odada oturup, yarattığı kahramanlar değildir. O nedenle de, onların hayatlarını bilmek, bugün kendi hayatımızın geçmişini bilip, geleceğine yön göstermesi bakımından da olağanüstü değerlidir.

Kurgu değil gerçek hayal değil hayat - Resim : 2
Her imparatorluk, son kullanma tarihinde intihar eder!

Bir başka açıdan bakarsak, tarih okumanın bir yararı da, bu insanların, bu devletlerin kendileri artık olmasalar bile, içinde yaşamış oldukları ortamları, büyük ölçüde bizlere bırakıp gitmiş olmaları da olağanüstüdür. Yani Efes harabelerinde gezerken, attığınız her adımın, Büyük İskender’in, Tarsuslu St. Paul’ün, veya 1330’da buraları mekan eyleyen Aydınoğulları beylerinin de adımları olduğunu bilirsiniz ve adımlarınızı ona göre daha zarif atarsınız. Çünkü, buranın gerçek sahipleri, kişi olarak siz değilsinizdir. Sizden önce de insanlar buraları yurt eylemiş ve sizin gibi hayat kavgası vermişlerdir buralarda.

Kurgu değil gerçek hayal değil hayat - Resim : 3
“İsyan ediyoruz, on bin senedir hiçbir şey değişmez mi bu yerde yahu!”

NEMRUT’TA ANTIOCUS’A DOKUNMAK

Aynı duyguları, Nemrut Dağı’nı tırmanıp Kommagene Kralı Birinci Antiocus’un, MÖ. 62 senesinde yarattığı Tanrılar dizisini, şafak vakti ziyaret ederken de hissedersiniz. Bu tür geçmişi görüp içselleştirdiğinizde de, artık siz de onlar gibi ölümsüzler kervanına katılmış olursunuz. Çünkü onlar da, aynen sizler gibi, yüzlerce sene önce, aynen sizin gibi bu kalıntılar arasında dolaşırken, kendilerinden yüzlerce sene önce orada dolaşmış olanların duygularını paylaşmışlardı.

Yani, bu yaz aylarında, elinizdeki ne kadar ünlü de olsa birilerinin yazdığı “kurgusal” kitapları bırakıp, aynen sizin gibi birilerinin “gerçekten yaşadığı” tarihi okumanız, sizleri geçmişinize ve ata varlığına da bağlayacaktır. Ayrıca, insanoğlunun insan karakteri hemen hiç değişmediği için, onların çözmeye uğraştığı insani ve siyasi problemlerin, aslında bizlerin bugün altında ezildiğimiz problemlerle ne denli benzeştiğini ve çözümlerinin de hemen hemen aynı olduğunu göreceksiniz. Bundan da, günümüz siyasetini ve dünya ahvallerini anlamakta ve yorumlamakta ne kadar yararlı birer tarihi ders almış olduğunuzu hissedip, atalara olan bağlarınızın ne kadar daha çok güçlendiğini göreceksiniz. O zaman, haydi tarihe kitaplar ile yolculuğa. Bu arada merak ederseniz, sizlere de tavsiye edeceğimiz bazı kitaplar olabilir. Sadece kısa bir not yazın e-posta adresimize!

Dünyanın Öteki Sesleri: Hamza El-Din, Nubia-Mısır

https://www.youtube.com/watch?v=6GDWYru5sIA&list=RDWo7COeLXxHk&index=14

Kültür Sanat