Linç kültürü
Bir Kadın.
Yüksek sesle birilerine kızıp
dışarı dışarı diyor
salondakiler de ona eşlik ediyordu.
Bir anda bir filmin sahneleri geldi gözümün önüne.
Roma dönemi krallar
esir düşürdüklerini birbiriyle
ya da vahşi hayvanlarla savaştırıp
ölmemek için öldürmek zorunda kalanları iştahla seyredip
fakir halka da seyrettiriyordu.
Gladyatör isimli bol gişeli filmi seyretmeyen pek yoktur herhalde.
Ben de epey önce seyretmiştim.
O gün ekranlarda arkası bize dönük kadının tepkisi
eğer kendisiyle sınırlı kalsaydı,
iki kişi arasında yaşanan bir olay der geçerdim belki.
Ama öyle değildi.
Kadın dışarı dışarı dedikçe
hafif flu görünen mekandaki diğer insanlar da buna tempo tutuyor
dışarı dışarı diye tezarühatlarla
birini kovuyorlardı mekandan.
DÜNYA BİR ARENA MI?
İşte kovulan o adamın masadaki halini görünce de
aklıma geliverdi bu film.
Belli ki şaşkındı ve ekranlardan
anladığımız kadarıyla
sakinliğini koruyarak olayı bertaraf etmeye çalışıyordu.
Dizi oyuncusu Ozan Güven.
Doğrusu onun hakkında yazacağım aklıma gelmezdi.
Ozan Güven’i de tanımam
bahsi geçen mekanı da bilmem
ancak kim olursa olsun,
bir insanın bu şekilde adeta linç edilmesine hem üzüldüm
hem de bunun bilinçli bir sosyal egzersiz olabileceğinden korktum.
Elbette birilerini eleştirebilirsiniz
ya da kızabilirsiniz ama
bu şekilde davranamazsınız.
Bir de Ozan Güven sabırlı olmasaydı ve Allah korusun
istenmeyen başkaca negatif olaylar yaşansaydı?
O zaman ne olacaktı?
Elbette Ozan Güven’in sevgilisini darp etmesini kimse onaylamaz ama
cezasını mahkemeler verir ve adalet uygular.
Böyle tempo tutarak birilerini yargılamak ve adeta linç etmek
sadece gaddarlıkla izah edilecek
bir durum olmadığı gibi
bu bir kadın hakları savunuculuğu da olamaz.
ŞİDDETE ALIŞTIRILIYORUZ
Belki de şüpheci bakıyorumdur kim bilir
fakat epeydir sahneleniyor benzeri görüntüler.
Bir bakıyorsunuz bir milletvekili devletin resmi evrakını yırtıyor kameralar önünde.
Bir başka milletvekili ise
ekranlara baka baka ağır beddualar ediyor.
Bir bakıyorsunuz veda etmiş bilindik bir isim, bu dünya ile ilişkisi tamamen bitmiş
ama bırakın gidenin ardından
rahmet okumak ya da
Allah günahlarını affetsin demek gerektiğini
bir bakıyorsunuz iletişimci bir isim
üstelik de inançlı bilinen birisi
ama o da almış eline telefonu
hakkımı helal etmiyorum diyor.
Sevmeyebilirsiniz
belki haksızlık da yapmıştır, yanlış da.
Eğer varsa hakkınızı da helal etmeyebilirsiniz,
ama sokaklara çıkıp gelen geçene bunu söyler miydiniz?
Hiç sanmıyorum.
O halde niçin elinizde cep telefonu
sanal dünyada paylaşırsınız?
Böyle yaparak size cevap bile veremeyecek birisini
linç ettirmiş olmuyor musunuz?
Helal ve haramı biliyorsunuz da
öyleyse neden Allah’ın adaletine
Allah’a bırakmıyorsunuz?
Kendi hesabımdan istediğimi söyler, istediğimi paylaşırım diyebilirsiniz elbette.
O zaman ben de size
rahmetli Alev Alatlı’nın güzel yorumunu yöneltirim
her yasal olan hak ama helal midir diye.
Reyting ve görünme şehveti de
aynı odakların bir zehiri olduğundan
böylesi sevgisiz ve nefret yüklü duygularla
hem kendimizi hem etrafımızı yok ettiğimizi bile anlamaz
tıpkı bir sonraki maça kadar kazandığıyla avunan
esir düşmüş gladyatörler misali
oyalanır dururuz arenada.