Macron’un pusulası

Ali Rıza Taşdelen

Ali Rıza Taşdelen

Gazete Yazarı
TÜM YAZILARI

Fransa, Doğu Akdeniz’den Kafkaslara kadar Türkiye’nin karşısında konumlandığını hiç gizlemedi. Türkiye’ye karşı Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın arkasındaki olan ABD ve İsrail ile birlikte hareket etti. Dağlık Karabağ’da Ermeni işgalini savundu, Rusya ile birlikte Azerbaycan ve Ermenistan arasında imzalanan ateşkese karşı çıktı. Karşımızda ABD Başkanı Biden’ın ayak izlerine basarak ilerleyen bir Macron bulunuyor. Yunanistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve Ermenistan üzerinden biz de izini sürelim:

YUNANİSTAN’A 18 RAFALE SAVAŞ UÇAĞI

Yunanistan, 6 ay önce Fransa ile 2,3 milyar avroluk bir anlaşma imzalayarak 18 adet Rafale savaş uçağı siparişi vermişti. 2023 yılına kadar 6 yeni ve 12 kullanılmış Rafale savaş uçağı verecek. Kullanılmış ilk uçağı geçen hafta teslim etti.

Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek’in televizyon ekranlarından gösterdiği bir harita var. Bu haritada; Türkiye’nin, ABD’nin kurduğu üslerle kuşatılmış olduğunu görüyoruz. Karadeniz’de Gürcistan, Ukrayna, Romanya ve Bulgaristan’da, Akdeniz’de Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ta, güneyimizde Suriye ve Irak’ın kuzeyinde ABD üsleri var. Fransa, Türkiye’yi dört bir yanından üslerle kuşatan ABD ile birlikte hareket ediyor. ABD üslerinin olduğu ülkelerle Türkiye’ye karşı pozisyon alıyor.

KIBRIS’TA RUM’UN YANINDA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, KKTC’yi ziyareti ve “iki devletli” çözümü dile getirmesi ve kapalı Maraş’ın bir bölümünün açılmasını desteklemesi, başta ABD olmak üzere Fransa, İngiltere, İsrail ve AB’li yetkilileri telaşlandırdı.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, yaptığı açıklamada, “Geçmişteki çözüm müzakerelerini sürdürme taahhütleriyle bağdaşmayan, Maraş’ın bazı bölümlerinin Kıbrıslı Türklerin kontrol altına alması kararını kınıyoruz.” açıklamasından sonra, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian da “Türkiye’nin müzakereleri baltalayan tek taraflı tutumunun bir provokasyon” olduğunu söylemiş. İngiltere, İsrail ve AB’nin açıklamaları da aynı doğrultuda.

BM’NİN AZERBAYCAN’I HAKLI BULAN KARARLARINI DEĞİŞTİRECEKMİŞ!

Bazı kaynaklar, observateurcontinental.fr adlı sitenin haberine göre “Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Dağlık Karabağ’daki resmi olmayan verilere göre, durumla ilgili önceki BM Güvenlik Konseyi kararlarını gözden geçirilmesini öneren yeni bir plan” üzerinde çalışıyorlar. BMGK’nin 1993 yılındaki kararlarına açıklık getirelim: Dağlık Karabağ bölgesi 822, 853, 874 ve 884 numaralı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarında Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bir parçasıdır. Bu kararlarda Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü ve uluslararası sınırların ihlâl edilemez olduğu onaylanmış ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde Dağlık Karabağ’ın Azerbaycan egemenliği altında olduğu ifade edilmiştir.

KARABAĞ’A GİRECEKMİŞ!

Paris, yeni bir BM Güvenlik Konseyi kararı ile istediği bir statüko yaratmak istiyormuş. Bu projeye göre, “Güney Kafkasya’ya Fransız birlikleri konuşlandırılacak, Ermenistan-Azerbaycan sınırında Fransız askerleri görev yapacak, hatta Karabağ’a da girilmesi öngörülecek”. Macron’un gönlünden geçen bu: Ermenistan’ı Fransa’nın ileri karakolu yapmak! Bugün elbette böyle bir durum söz konusu değil. Fransız askeri belki Ermenistan’a konuşlanabilir-ki bu bile zor- ama Karabağ’a kadar gitmesini düşünmek bir fanteziden öte gitmez. Buna ne gücü yeter ne de Rusya, Türkiye ve Azerbaycan izin verir. Macron kurduğu hayali her defasında yaptığı açıklamalarla dile getiriyor: 13 Mayıs 2021’de kendi facebook sayfasından Ermenice yaptığı açıklamada “Azerbaycan silahlı kuvvetleri Ermeni topraklarını işgal etti. Derhal geri çekilmeliler. Ermeni halkına bir kez daha söylüyorum Fransa sizinle dayanışma içindedir ve böyle olmaya devam edecektir”.

AZERBAYCAN ERMENİSTAN TOPRAKLARINDAN ÇEKİLMELİYMİŞ!

İki hafta sonra Nikol Paşinyan Paris’e gitti. Birlikte yaptığı açıklamada Macron, “Azerbaycan askerlerinin Ermenistan’ın egemenliği altındaki topraklarından çıkması gerektiğini” ilan ederek açıkça Ankara ve Moskova’nın başını çektiği anlaşmayı tanımadığını ifade etti. Paşinyan da, Fransa’nın “Minsk grubunun eş başkanlarından biri olarak Dağlık Karabağ’daki ihtilafın çözümünde ve bölgede güvenliğin korunmasında özel bir sorumluluğa sahip olmasının” önemine dikkat çekti. Halbuki, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubunun 28 yıl boyunca çözemediği sorun, Azerbaycan ordusunun sahadaki başarılı operasyonlarıyla 44 günde Ermenistan’ın ateşkese imza atmak zorunda kalması ile son buldu. Fransa, ABD gibi Türkiye’ye karşı birbiriyle uyumlu bütünsel bir strateji izlerken, Türkiye’nin bu saldırgan emperyalist cepheye karşı net olmadığı ve izlediği stratejinin bir bütünlük teşkil etmediğini görüyoruz. Ukrayna politikası, KKTC’nin devlet olarak tanınmasında gerekli adımları atmaması ve Suriye ile ilişki kurmaması Türkiye için bir güvenlik sorunu olduğu gibi Rusya, İran ve Çin gibi dost ülkelere de güven vermiyor.