24 Ocak 2026 Cumartesi
İstanbul 10°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Mezar kazıcılığı

Cem Zeren

Cem Zeren

Gazete Yazarı

A+ A-

Bulgaristan karşılaşması sonrasında spor kanallarını şöyle sırasıyla gezdim. Kanallarda yapılan uzun futbol yorumcularını dinlemem. Bu sefer merak ettim; acaba FIFA Dünya Kupası eleme statüsünden haberdarlar mı diye. Ne yazık ki, çoğu ya statüyü bilmiyordu ya da hesabını yapamıyordu. Bu konuda; işine özen gösteren Hünkâr Mutlu var. Dersine çalışıyor; ama karşısındaki ciddiyetle öyle sorular soruyorlar ki; şaşıyorum.

Bulgaristan karşılaşmasının en doğru hareketi İsmail’in gördüğü sarı karttı. Ne yazık ki maçın hem spikeri hem yorumcusu, bu kartı eleştirdi. Turnuva takımı olmanın birinci şartı stratejist olmaktır. İsmail sarı kartı görünce, bunun bir strateji olduğunu sandım. Hakan Çalhanoğlu, Kenan Yıldız, Kerem Aktürkoğlu ve Oğuz Aydın’ın da sarı kartları görmesini bekledim. Ne yazık ki bu kartlar görülmedi. Dünya Kupası Eleme Grupları kuraları çekildiği andan beri bizim için kilit olacağı belli baraj karşılaşmalarına giderken 4 futbolcumuzun sarı kartlarını temizleyemedik. Temizleyemediğimiz yetmezmiş gibi, Arda Güler ve Abdülkerim Bardakçı da; Bulgaristan karşılaşmasında sarı kart görerek, baraj karşılaşmalarında cezalı olma olasılığına sahip oldu.

Dünya Kupası finallerine doğrudan katılma şansımız matematiksel olarak var; İspanya’yı deplasmanda 7 farkla yenmemiz gerek. Ama mantıksal olarak yok. İspanya karşılaşması öncesi, doğrudan finallere katılma olasılığını kaybetmiş olmamız Türkiye’nin şansıdır. Türkiye, sonucunun hiç de önemi olmayan İspanya karşılaşmasına zarar görmemek için çıkmalıdır. Bu nedenle bu karşılaşmada Hakan, Kenan, Kerem, Oğuz, Arda ve Abdülkerim kesinlikle forma giymemelidir, yedek kulübesinde bile oturmamalıdır. Nitekim Hakan’ın kadrodan çıkarılması zekice bir karardır. Umarım, bu gece diğer sarı kartlı futbolcularımızı da sahada görmeyiz. Bu futbolcularımızdan herhangi birinin sarı kart görmesi, sadece geriz zekalılık ile açıklanabilir. Öte yandan, sonucunun hiçbir önemi olmayan İspanya karşılaşmasında herhangi bir futbolcu ve teknik adamın kart görmesi de açıklanamaz. Bu gecenin amacı; skoru değildir; geceyi kartsız cezasız kapatmaktır. Hatta, karşılaşmayı Filistin ile bütünleşme gecesine çevirip maçın sonucunu mümkün olduğunca gündem dışına taşımalıyız.

2020’DE DİNLEYENİMİZ OLMADI

2020 Avrupa Şampiyonası Finalleri öncesi, Türkiye için önemli karşılaşmaların Bakü’de oynayacağımız Galler ve İsviçre karşılaşmaları olduğunu köşemde defalarca yazdım. Bu nedenle, milli takımımızın Bakü’de kamp ve hazırlık karşılaşmaları yapması gerektiğini belirttim. Gittik; hiçbir zeka kırıntısı ile açıklanamayacak şekilde Almanya’da Moldova ile hazırlık karşılaşması yaptık. Milli takım, şampiyona öncesi Bakü’ye uğramadı bile. Bir anlamda kendi sahamız sayılan Bakü’de Galler ve yol yorgunu İsviçre’ye 2 farkla kaybettik. Gruptaki ilk karşılaşmamız İtalya’da İtalya ile idi. Bu karşılaşma öncesi Ulusal Kanal’a bağlanmıştım. İtalya maçının önemli olmadığını, bu karşılaşmanın bizi yıpratmaması gerektiğini; bu karşılaşmaya verilen önem nedeniyle olası bir yarıfinali kaçıracağımızı söylemiştim. Grup ikincisi olsak; Türklerin yoğun yaşadığı Amsterdam ve Bakü’de kolay takımlarla yapılacak karşılaşmalarla yarıfinale kadar çıkabilirdik. Televizyon bağlantısı sonrası; bir dostum aradı. “Bir yenilelim demedin” dedi. “Yenileceğiz, zaten. Önemli olan Bakü’deki karşılaşmaları kazanmak” dedim. Grup ikincisi olsak; Amsterdam’da Danimarka ve Bakü’de Çek Cumhuriyeti ile karşılaşıp yarı finale çıkabilirdik. Bakü’yü evimize çevirsek üç vasat takımı yenerek Avrupa’da yarı final oynayabilirdik. İtalya karşılaşmasını 3-0 kaybettik, dağıldık. Plansız programsız turnuva takımı olunmaz. Stratejiniz yoksa, başarınız olamaz.

Basketbolda da voleybolda da yanlış hedefler belirlememiz nedeniyle başarısız bitirdiğimiz çok turnuva var. Amaca ulaşmak için hedefleriniz olmalı. Hedefiniz belliyse, okunuz başka hedeflere atılmamalı. Bu akşam oynanacak İspanya karşılaşması, Türk Milli Futbol Takımının amacına ulaşmak için hedeflerinden biri değildir. Bu karşılaşmanın sonucunu önemseyen kamuoyu cahildir, milli takımın başarısını istemeyendir. Bu yüzden; bu akşam gelecek yenilgiyi de galibiyeti de; çöpe atmak gerekir. Montella’yı ve milli takımı; bu geceki karşılaşmaya göre değerlendirmemek gerekir. Hatta; Montella; bu gece gönül rahatlığıyla kaybedebileceğini bilerek; Arda’yı, Abdülkerim’i, Kenan’ı, Kerem’i, Oğuz’u ateşe atmamalı. Diğer oyuncularına gol yiyebileceklerini ama kart görmemelerini söylemeli. Cehaletin mahalle baskısı gibi korkunç bir şey yoktur. Aklın karşısındaki en büyük tehdit bu mahalle baskısıdır. Bu mahalle baskısını yapan da; bir avuç cahil köşe sahipleridir. İspanya’nın adı büyük olabilir, ama İspanya karşılaşması büyük değil. Bu gece iki takım için de bir formalite karşılaşması oynanacak. Bu karşılaşmadan ne felaket ne efsane çıkmamalı.

Dün yine Devlet kanalında bir yorumcunun yorumuna denk geldim. “Hollanda maçını unutmadım!” diyerek Vincenzo Montella’yı hedef gösteriyordu. Ben de Hollanda maçını unutamam. UEFA, Avusturya maçından sonra savunmamızdaki en önemli futbolcuya kurt işaretini bahane ederek 2 maç ceza vermiş. Turpin en kötü niyetli karşılaşmalarından birini yönetmiş. Üstelik bir de kendi kalemize gol atmışız ve Avrupa Şampiyonası Çeyrek Finali’ni 2-1 kaybetmişiz. Türkiye, sanki her Avrupa Şampiyonası’nda çeyrek final oynuyor da; yorumcumuz Hollanda karşılaşmasını unutmadığını söylüyor. Bunun adı mezar kazıcılığıdır. Üstelik; İspanya gibi güçlü bir takımla iddiasız bir karşılaşmaya çıkmadan önce verilen bu gözdağı faşist bir mahalle baskısından başka bir şey değildir. Milli takımı ve teknik heyetini biraz özgür bıraksanız, farklı niyetli baskılarınızla milli takıma zarar vermeseniz! Ben Türkiye’yi Milletler Ligi’nde A Ligi’ne çıkaran, Türkiye’ye Avrupa’da çeyrek final oynatan, Dünya Kupası Eleme Grubu’nda İspanya dışında tüm rakiplerini yenen Milli Takımımıza ve Adana’da 2 yıldır vergi rekortmeni olan hocalarına güveniyorum.

A Milli Takım