07 Şubat 2026 Cumartesi
İstanbul 13°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Milletvekili değilsiniz

Oktay Yıldırım

Oktay Yıldırım

Eski Yazar

A+ A-

Amerikan Kara Kuvvetleri Hatay, Urfa, Gaziantep, Kilis, Nizip, Karkamış, İstanbul, Ankara’dan IŞİD kılığında; Mardin, Şırnak, Hakkâri, Cizre, Yüksekova, Diyarbakır, Soma ve Mersin’den PKK kılığında saldırıyor.
Elleri Mehmetçiğin kanındadır...
Buna karşı koymak TBMM’nin görevidir.
Ama...
O Meclistekilerin bir yanı IŞİD ağzıyla laikliği, rejimi ve Türk Devrimi’nin bütün kazanımlarını hedef alırken; diğer yanı bebek katilinin adını, bölücü terör örgütünün marşını söylüyor meclis koridorlarında...
Sözün bittiği yerdir.
Diğer zavallı acizler de izliyor, elleri kolları bağlı...
Hiç unutmam, Silivri hücrelerinde yumruklarımı sıkarak izlemiştim, 27 Ekim 2009’du. Şehit aileleri ve gaziler, hükümetin terör örgütü ile pazarlıklarına karşı çıkmak için TBMM’ye geldiklerinde, ellerindeki Türk bayrakları toplatılmıştı. O gün, o kapıdaki polislere bu emri verenler bugün de meclisin PKK tarafından işgalini izliyorlar. Kanundur, doğa boşluk kabul etmez. Türk bayrağının giremediği yere ihanet girer, bölücülük girer...
Ama o Meclis bizimdir...
O meclis oylamayla değil silahla kuruldu; o meclis, vah vah yaparak değil kan dökerek korundu. Gazidir o meclis. Anayasa’nın Başlangıç bölümü şöyle biter: “Türk Milleti tarafından, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur.”
Emanet edilen sadece anayasa değil milli namus ve şereftir.
İşte yazıyorum: O gazi mecliste bölücü başının adı haykırılırken, karşılarına dikilmeyen, Türk Devrimi’ni ve Gazi Meclisin onurunu korumayan Türk milletinin vekili değildir. O çatı altında bulunması hukuk dışıdır. O hukuk devrim hukukudur... Devrim nasıl yapıldıysa öyle korunur. O hukuk, sizin torba yasalarınızdaki maddelerinize sığmaz, Bursa Nutku’dur.
İngiliz’e, Yunan’a, Anzavur’a, Koçgiri ya da Şeyh Saitlere nasıl öğretildiyse, haddini bilmeyenlere de öyle öğretilmelidir...
“İkinci Meclis kurarız” diyor hadsiz... Öğretilmelidir, taş kırılır, tunç erir, ikinci meclisler başınıza yıkılır, ama Türk Milleti ve Türk Devrimi ebedidir...

Vizesiz giriyoruz
Bunlar “Kayserili pazarlığı yaptık” diye ağızları kulaklarında dönünce, anlamıştım. Mültecilerin Türkiye’de barınmaları karşılığında “AB’den vizesiz giriş kopardık” diye halkı kandırırlarken, hemen yazmıştım, hem 17 Ocak’ta, hem 13 Mart’ta:
“Şu ana kadar 150 bin Suriyeli çocuk Türkiye’de doğdu. Resmi kayıtlardaki 3 milyon (ki, en az bunun iki katı) Suriyelinin tamamı kalıcı olarak Türkiye’ye yerleşiyor ve bunların 1,2 milyonu 18 yaşın altında. Hepsi birkaç yıl içinde vatandaş olacak. Araştırmalara göre şu anda 300 bini kaçak işçi olarak çalışıyor ve 600 bini de iş arıyor ama gerçek rakam çok daha fazla ve artmaya devam edecek.
Şimdi... Suriyelileri mülteci olarak kabul etmeyen Avrupa, Türkiye’ye vizesiz giriş verir mi?”
Hep söyledim, havuçtur bu. AB, bırakın vizesiz girişi, Schengen’i bile kaldırıyor.
Bizi, Ortadoğu’daki kriz ülkelerinden biri yapmaya çalışırlarken bu nedenle ortaya çıkacak olası göç dalgasını da düşünüyorlar... Bunun için PKK ile pazarlık yapmamızı şart koşuyorlar.
Son darbe olarak da Ermeni soykırımı iftirasını yasalaştıracaklar mültecileri yamadıktan sonra...
Bunu bir tek “Stratejik Çukur”un içindekiler göremedi.
Bu ülkede matematik dersinin zayıf olmasının sonucudur buna kanmak.
Bizi AB’ye değil ama Ortadoğu’ya vizesiz kaydediyorlar kardeşim...

Türk değiller
Bu topraklar bereketlidir, vatanseveri kadar haini de boldur. Hepsini sayalım desek kitap olur. Türk olmak soyla sopla olmaz, Türk milletine hizmetle ve aidiyet duygusuyla olur.
Ali Kemal Türk idi...
Kuvay-ı Milliye yiğitleri Yunan’a karşı vatan savunurken sırtımızdan vurmuştu bıçağını.
İpten kazıktan kurtulmuş adamlarla ordu kurup Mehmetçiğin temiz kanını döken Ahmet Anzavur da Türk idi...
“Türkler soyu sopu kuşkulu 3-5 milyonluk bir topluluktur” diyen Vahidettin de Osmanlı sultanıydı.
Türk demek Türk milletine ve Türklüğe hizmet eden demektir. Atatürk’ün resmine saldıran, üzerini kapatan, Türk Devrimi’ne, rejimine, milli çıkarlarına karşı olan Türk değildir.
Neden yazdım bunları?
Anadolu Selçuklu Ocakları Derneği isimli topluluk, AKP’li Malatya belediyesinin salonunda düzenledikleri sözde “Türkmen Gecesi” sırasında Atatürk’ün resmini Arapça yazılı bezlerle kapatmıştı. (2 Mayıs 2016)
Türk değildirler.
Türk olmak için Türkçe konuşmak yetmez...

Pelikan çukuru
Bir molla, “Davutoğlu’nu göreve Resulullah getirdi” diye Yenikapı’da miting konuşması yapıyordu. Kabe’de rüyasında görmüş. Kendisi de “Beni bu görevden ancak millet alır” diyordu. Hele, hele Berlin’de yaptığı konuşmada, “Mustafa Kemal ve Enver Bey Libya’da kaybettiler, biz ise kazandık” diye böbürlenişi unutulacak gibi değildi...
Ahmet Davutoğlu’nun, stratejik derinlik dediği çukur en sonunda kendi başını yedi. Ortadoğu’nun hâkimi olmak, dış politikada sıfır sorun, üç-beş roket attırıp memleketi savaşa sokmak gibi tarihten ve mantıktan kopuk politikalarla bütün memleketi bir kan ve ateş çemberine soktuktan sonra...
O çukurdan Ortadoğu’nun pisliğine bulanmış bir Pelikan çıktı.
Yaka paça görevden alınışı Tayyip Erdoğan tarafından şöyle özetlendi: “Kendi ideolojik saplantıları, kendi çıkarları için hizmet makamlarını işgal edenler Türkiye’nin birikimini arttırmak şöyle dursun mevcudu da heba etmişlerdir. Önemli olan bulunduğunuz yere nasıl geldiğinizi, orada ne yapmanız gerektiğini ve hedeflerinizin neler olduğunu unutmamanızdır.”
Daha önce de yazdım, AKP bir kazananlar koalisyonudur. İdeolojileri yoktur. Ağızlarından demokrasi düşmez ama böyle bir demokrasidir bu... Fakat en acı feryadın ABD ve CHP’den gelmesi de dikkat çekicidir. ABD’nin ünlü Foreign Policy dergisi: “ABD Ankara’daki adamını kaybetti” derken Kılıçdaroğlu bunu 28 Şubat’a benzetti. 28 Şubat Amerikancı gericiliğe karşı yapılmıştı... MHP’nin tepkisi de aynıydı.
Neden ABD ile bizim muhalefet aynı safta?

Yazarın Önceki Yazıları Tüm Yazıları