11 Eylül 2026 Cuma
İstanbul 20°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Mücadelenin doruğu

Utku Reyhan

Utku Reyhan

Gazete Yazarı

A+ A-

Doruk Madencilik’te 4 yıla yakındır Türkiye Maden İşçileri Sendikası öncülüğünde yürütülen mücadele alışılagelmiş hak mücadelelerinden farklı özellikler taşıyor.

Nitekim sonuçlanması da sıra dışı oldu. İşveren, holdingin kapısına dayanan sendika yöneticilerinin ve işçilerin yanına inerek kameraların önünde biraz da mahcup biçimde tüm alacakları bugünden başlayarak bir hafta içerisinde yatıracağını ilan etti. Hemen o gün işçilerin maaş ve kıdem alacakları yatmaya başladı. Bundan geri dönüş artık mümkün değil.

BAM TELİ

İşçi sınıfımızın mücadele tarihinde bir işverenin böyle bir görüntü vermesinin örneği var mı, hatırlamıyorum. Bu görüntünün oluşmasına kadar geçen dört yıllık süreçte neler yaşandığını anlamak, konfederasyonu ne olursa olsun tüm sendikalarımız için önemli dersler içeriyor. Sonuçta Doruk Madencilik’in bağlı olduğu Yıldızlar SSS Holding’in sahibi keyfinden bu açıklamayı yapmak zorunda kalmadı.

İşveren Sebahattin Yıldız, açıklamasında meselenin bam telini ifade etti: “Aklımız başımıza geldi. Üç bakanımıza teşekkür ediyorum. Üç bakan bize ‘Ya buradan gidersiniz ya da Türkiye’ye layık olursunuz!’ dediler. Biz de layık olacağız.” Yani hükümet temsilcileri daha önce yarım yamalak koydukları ağırlıklarını bu kez tam koymaya karar verdiler. Ve sonuç, alacakların ödenmesi oldu.

İŞÇİLER HÜKÜMETİ MECBUR BIRAKTI

Mücadelenin doruğu - Resim : 1

Esasında hem sendika yöneticileri hem de bizler başından beri bu işin işveren inisiyatifi ile değil, hükümet müdahalesi ile çözüleceğini söyledik. Hükümeti ve onun bakanlarını eleştirinin merkezine oturttuk. Devlet isterse, bu alacakların bir haftada yatırılacağını söyledik ve gelinen noktada sorun da böyle çözülmüş oldu.

Peki, başarı hükümetin hanesine mi yazılmalı? Elbette hayır. Burada kavranması gereken kritik nokta, hükümet temsilcilerini harekete geçmeye zorlayanın da işçilerin kararlı ve sabırlı mücadelesi olduğu gerçeğidir. İşçiler ve Türkiye Maden İş Sendikası, hükümeti adım atmaya mecbur bıraktı.

18 GÜNLÜK SON DARBE

Dört yıl boyunca Türkiye Maden İş öncülüğünde çok sayıda eylem yapıldı. İş bırakıldı, holding önünde defalarca açıklamalar yapıldı, Ankara’ya yürüyüş başlatıldı, Beypazarı’nda polis barikatıyla durduruldu vs. Tüm bu eylemler sonrasında hükümetin de araya girmesiyle defalarca anlaşma masaları kuruldu. Sendika ve işveren temsilcileri bakanlar ya da yardımcıları refakatinde toplandılar ve ödeme tarihleri belirlendi. Bunlar ağızdan çıkan sözler olmanın ötesine geçti, protokoller imzalandı ama işveren belirlenen tarihlerde asla ödemeleri yapmadı.

Düğüm ise son 18 günde mücadelenin Ankara merkezine taşınmasıyla çözüldü. İşçi holding önüne kendini zincirledi, gözaltına alındı, Ankara’nın kalabalık meydanları olan Ulus’ta, Güvenpark’ta, Kuğulu’da baretlerini vurdu, TÜRK-İş Genel Merkezi’ni ve diğer sendikaları harekete geçirdi, Anıtkabir’e çıktı, şehit yakınları ve gazilerin eylemleriyle birleşti, engellense de TBMM’ye yürümeye çalıştı ve en önemlisi Ankara’yı terketmeyeceklerini ilan etti.

Halkı kazandı, kornalar onlar için çaldı, alkışlar onlara gitti. Basın görmezden gelemedi ve sonunda hükümet de işverene “Çöz şu işi yoksa elinden alacağız!” demek zorunda kaldı.

DOĞRU ÇİZGİNİN ÖNEMİ

Türkiye Maden-İş, hem mücadele hem müzakere çizgisini kararlılıkla uyguladı. “Eylem her şeydir!” anlayışıyla hareket etmedi. Gerçek bir sendikanın yapması gereken kuru bir eylemcilik değil, sorunu çözmektir. Türkiye Maden-İş de eylem yapmak için eylem yapmadı. Eylemlerini sorunu çözmek, halkı kazanmak ve hükümeti zorlamak çizgisinde kurguladı, siyasi baskıyı artırdı ve sonuç aldı.

ARAYA SOKULAN KAMA

Hükümetin bu sorunun çözülmesi noktasında gösterdiği zaaflar Bağımsız Maden-İş denilen sahte solcu bir sendikanın devreye sokulmasına yol açtı. Yıkıcı ve işçiyi ezdiren, sonuç almayı değil, eylem yapmayı esas alan bu yetkisiz sendika, bulduğu boşluğu değerlendirerek Türkiye Maden-İş’in etkisini kırmaya çalıştı.

Daha önce Soma ve Tavşanlı’da da bırakın bir kazanım elde etmeyi işçileri mevcut haklarından ve işlerinden eden bu sözde sendika, Yeni Parti, TİP, Sol Parti, Zafer Partisi gibi yapıların desteğiyle bir rüzgâr estirmeye çalıştı. Türkiye Maden İş’in Doruk Madencilik işçileri için yapacağı Ankara yürüyüşüne izin verilmezken, devlet düşmanı yapıdaki başıbozuk Bağımsız Maden-İş’e bu izin verildi. Onların asıl işlevi, mücadeleyi bölmekti. Bu haliyle aslında işverene hizmet ettiler. “Sarı” sıfatını birisi hak ediyorsa, bu Bağımsız Maden-İş’tir. Bunlar henüz yanlış ve popülist çizgileri nedeniyle işsiz kalmış onlarca işçinin hesabını vermiş de değiller.

Her şeye karşın bunların gerçek anlamda bir sendika olmadığı çok geçmeden anlaşıldı ve mücadelenin önderliği tekrar Türkiye Maden İş’e geçti. İşçi sınıfı zekidir ve sorunu hangi sendikanın çözeceğini bilir.

VATAN PARTİSİ’NİN ROLÜ

Vatan Partisi olarak bizler başından itibaren Türkiye Maden İş Sendikası ile birlikte olduk. Bağımsız Maden İş Sendikası’na karşı ideolojik mücadele yürüttük. Onların eylemi bölen, kıran çizgilerine tavır aldık. Türkiye Maden İş’in önderliğini ve disiplinini esas alarak yapıcı önerilerde bulunduk, inisiyatifler geliştirdik. Kendimizi mücadelenin önüne çıkarmadık, reklam yapmadık, sendika yöneticileri ve işçilerimizle kenetlendik, bütün olduk. Hükümetin sorunu çözmesi için yoğun siyasi baskı kurduk ve bunun şiddetini giderek artırdık. Ulusal Kanal ve Aydınlık Gazetesi de hemen her gün Türkiye Maden İş’in mücadelesinin geniş kitlelere ulaşması ve kamuoyunun yönlendirilmesi için çalıştılar.

MÜCADELENİN KAHRAMANLARI TALİH BAŞKAN VE ARKADAŞLARI

Nitekim öyle oldu. Türkiye Maden İş, işçi sınıfı tarihimize geçecek bir başarıya imza attı.

Şimdi elimizde kameralar önünde verilen bir söz, devlet kararlılığı ve halk desteği var. Yine de sendika yönetimi rehavete kapılmadı ve son kuruş ödenene kadar Ankara’yı terk etmeyeceklerini ilan ettiler.

Burada özellikle bir noktanın altını çizmek gerekir. Türkiye Maden İşçileri Sendikası’nın Çayırhan ve Mihalıççık bölgesinde örgütlü olan Orta Anadolu Şubesi örnek gösterilecek bir mücadele çizgisi izliyor. Şube Başkanı Talih Kocabıyık, şube yöneticileri Şenol Eliustaoğlu, Selim Arslan, Davut Kaya ve Ersoy Ovaz önderliğinde önce Çayırhan Termik Santrali ve Madenlerinin özelleştirilmesine karşı sonra da Doruk Madencilik işçilerinin mücadelesinde üstün bir gayret gösterdiler. Türk-İş Genel Başkanı Sayın Ergün Atalay’ın desteği, Sendika Genel Başkanı Sayın Nurettin Akçul’un önderliğinde, doğru çizgide, uzun ve kararlı mücadeleler yürüttüler. Bu örnek şubenin tüm yöneticilerini ve üyelerini kutluyoruz.