Mütareke basınının kaderini paylaşanlar
"Bağımsızlık ve hürriyetlerini her ne pahasına ve her ne önemi karşılığında olursa olsun zedeleme ve kısıtlamaya asla müsamaha etmemek; bağımsızlık ve hürriyetlerini bütün mânasıyla koruyabilmek ve bunun için gerekirse, son ferdinin son damla kanını akıtarak insanlık tarihini şanlı örnek ile süslemek; işte, bağımsızlık ve hürriyetin hakikî mahiyetini, geniş mânasını, yüksek kıymetini, vicdanında kavramış milletler için temel ve ölmez prensip! Ancak bu prensip uğrunda her türlü fedakârlığı, her an yapmaya hazır milletlerdir ki, devamlı olarak insanlığın hürmet ve saygısına lâyık bir topluluk olarak düşünülebilirler."
- Atatürk
“Mütareke Basını” kavramı malumunuz, İstanbul’da Millî Mücadele’ye karşı olanlara ve çareyi savaş yoluyla değil emperyalistlerin dayattığı “barış”ta görenlere verilen bir isimdir. Çünkü bunlar Anadolu’nun bir savaşı sürdüremeyeceğini, insanların açlık ve yoksulluk içinde olduğunu, düşmanın güçlü olduğunu, işin siyasetle sürdürülmesini savunurlar. “Mütareke Basını”nın en ünlü simalarından Ali Kemal’in 13 Nisan 1920’de Peyam-ı Sabah’ta yazdıklarında da bu vardır: “Bu kabadayılar gitsinler Lehistan’da, Dağıstan’da, turanda, hangi devlete kafa tutacaklarsa tutsunlar, fakat bizi rahat bıraksınlar. Gölge etme başka ihsan istemez. Onlardan gelecek hayırda yok olsun, çünkü şimdiye kadar çektiklerimiz kâfidir.”
Sevr’i de bu hedeflerle kabul ettirmeye çalışmadılar mı?
“Mütareke Basını”nın fikirleri bizde ara ara hortlar.
Dün de maalesef böyle bir yazıya tanık olduk.
BALDIRAN ZEHRİNİ DAYATANLAR
Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan, “Katliam duracaksa açlık bitecekse kabul kabul kabul” başlıklı bir yazı yazdı. Şöyle diyor:
“-Eğer bir tabak yemeğin bile sokulamadığı Gazze’ye insani yardım girecekse.
-Eğer İsrail’in korkunç ve acımasız katliamı, en azından hız kesecekse.
-Eğer Filistinlilerin zorunlu göçe maruz kalması rafa kalkacaksa.
-Eğer İsrail’in kısa vadeli hedefleri, birazcık da olsa akamete uğrayacaksa.
-Eğer Batı Şeria’nın ilhakı, artık mümkün olamayacaksa.
Bu baldıran zehrini içip bu planın yürürlüğe girmesini beklemek dışında seçenek yok.
Rahat koltuklardan Trump’ın Gazze planına posta koymak kolay.
Olaya birazcık da Gazze’de korkunç zulümler altında inleyenlerin gözünden bakılmalı.
Ölümün, açlığın, yıkımın kol gezdiği Gazze için bir süreliğine bile olsa en küçük bir rahatlama umudu doğmuşsa...
Gazze’nin bu umuda yaslanmasını, hor ve hakir görmeye kimin hakkı olabilir?”
OLAYA GAZZELİNİN GÖZÜNDEN BAKALIM
Gazzeliler bu ölümlere, acılara, açlığa, yoksulluğa ve zorluklara niye katlanıyor Ahmet Hakan?
Onlar en başından baldıran zehri içmesini bilmiyorlar mıydı? Ceplerinde birkaç bin dolarla Trump Riviera’sında yaşamayı bilmezler miydi?
Gazzeliler bağımsız Filistin devleti için mücadele ediyor.
Gazzeliler vatanından kopmamak için mücadele ediyor.
Gazzeliler sadece kendileri için değil başta Anadolu olmak üzere tüm bölgenin savunmasını yapıyor.
Gazze planı ne vaat ediyor Ahmet Hakan?
Filistin’in silahsızlandırılması yani Filistin devletinin ortadan kaldırılmasını…
Filistin halkının silahsızlandırılması ve devletsizleştirilmesinin tek bir anlamı vardır: İsrail’in kölesi haline getirilmek.
İşte Gazzeliler yıllardır bunun için mücadele ediyor. Soykırım yapan İsrail’in soykırım yaptığı milletin kaderini belirlemesine evet mi diyorsunuz Ahmet Hakan?
İsrail, yıllardır yürüttüğü askeri saldırılara rağmen Gazze’yi teslim alamadıysa, Filistin’in silahlı direnişi sayesinde değil mi?
Onlar ağlayıp sızladı mı ki siz Gazzelilerin ağlayıp inlediğini ileri sürüyorsunuz.
Filistinliler, Gazzeliler, HAMAS aslanlar gibi kükrüyor. Bu sesi, bu mücadeleyi, bu kahramanlık ve cesareti niye görmüyorsunuz?
Filistin Devletini bugün bütün dünya tanımaya başladıysa, bu silahın gücüyledir.
Bugün barış istemek, Trump planına onay vermek, emperyalistlerin sözde barışını kabul ettirmek değil, tam bağımsızlık istemektir.
Filistin’de barışın tek yolu, Bağımsız Filistin Devletini kabul ettirmektir.
BU YÜZDEN Mİ TRÇ ÖNERİSİNE YER VERMEDİNİZ?
Trump planına “başka seçenek yok” diyerek kabul ettirmeye çalışanlara soralım: Filistin Devleti bu anlaşmanın neresinde? Filistin milleti bu anlaşmanın neresinde?
Gazzeliler, Batı Şerialılar nerede?
Filistin’in kaderini düşmanları mı tayin edecek?
Nerde kaldı Milletlerin Kendi Kaderini Tayin Hakkı?
Kimin silahını kimin devletini kime veriyorsunuz?
Bu tavırlarla Filistin dostuğu değil, Trump-Netanyahu dostu olursunuz.
Bu tavrınız, Filistin davasına zarar veriyor.
Genel Yayın Yönetmeni olduğunuz gazetenin Sayın Devlet Bahçeli’nin ABD-İsrail şer cephesine karşı Türkiye-Rusya-Çin (TRÇ) ittifakı önerisini vermemenizin anlamı şimdi ortaya çıkıyor.
Sayın Ahmet Hakan, Trump Planı’nı bu millete barış diye yutturmaya kalkacağınıza, başta Batı Asya olmak üzere ABD-İsrail tehditlerine karşı bölge ülkelerinin birlikteliğini destekleyin. Devletleri sorumluluk olmaya çağırın. Filistin gibi KKTC’yi de devletsiz bırakma girişimlerine karşı, KKTC’nin tanıtılması için gücünüzü harcayın.
ALİ KEMAL’İN BİR DE
BU SATIRLARINI OKUYUN
Kurtuluş Savaşı bittiğinde Ali Kemal şu pişmanlık dolu satırları yazıyordu: “Bu davanın muvaffak olacağını hiç tahmin etmiyordum. Muvaffakıyetsizlik halinde ise, büyük devletleri daha ziyade şiddete sevk ederek vatanın tamamıyla harap olmasına sebep olunacaktı… Ben, Türk milletinde bu kadar büyük yaşama gayreti ve mücadele ruhu mevcut olduğunu bilmiyordum. Bu bilgisizliğimden dolayı mazur görülmeliyim. Çünkü hayatımın büyük kısmı Avrupa’da geçmiştir. Türk Milletini tanımıyormuşum, tanıyamamışım.”
Bırakın iki yıllık Aksa Tufanı’nı yarım asırdan fazla bağımsızlık mücadelesi veren Filistin’i ve Filistinlileri tanıyamadıysanız, geçmiş olsun.
Atatürk’le başladık, Atatürk’le bitirelim:
"Bağımsızlığı için ölümü göze alan millet, insanlık haysiyet ve şerefinin icabı olan bütün fedakârlığı yapmakla teselli bulur ve elbette esaret zincirini kendi eliyle boynunu geçiren miskin, haysiyetsiz bir millete göre dost ve düşman nazarındaki yeri, farklı olur."