NATO 3.0: Ölüm
Canlılar doğar, büyür ve ölürler. Ancak uluslararası sistemler de bu kuraldan muaf değildirler. Güç dengeleri değiştikçe ittifaklar ya tarihe karışır ya da dönüşürler...
NATO 1.0, II. Dünya Savaşı’nın ardından Sovyetler Birliği’ni çevrelemek ve Atlantik merkezli düzeni korumak için doğdu.
NATO 2.0, Soğuk Savaş’ın sona ermesiyle yeni bir varlık nedeni üretti. Kriz yönetimi, insani müdahale ve terörle mücadele söylemleri eşliğinde, küresel sömürü düzeninin askerî güvencesine evrildi.
NATO 3.0 ise Avrasya’da birliğe engel olmak, Çin’in yükselişini sınırlamak, Rusya’yı kuşatmak, Türkiye’yi Akdeniz’e kapatmak ve İran’ı yok etmek amacıyla uzaydan siber alana kadar tüm cephelerde üstünlük kurma iddiasında.
Ancak tarihin tunç yasasıdır: Her genişleme kendi çelişkilerini yaratır. Artık üyeler arasındaki stratejik ayrışmalar, farklı tehdit algıları, ekonomik yük paylaşımındaki krizler ve Avrasya güçlerinin yükselişi, NATO 3.0’ın taşıdığı yapısal gerilimleri görünür kılıyor.
Bu nedenle bugün herkes NATO 3.0’ın ne kadar güçlü olacağını değil; ne kadar ömrünün kaldığını tartışıyor.
Bu soruya en net yanıtı ise İttifak’ın üvey üyesi Türkiye verdi. Hükümetten değil ama İstanbul’daki DÜNYA-MER Konferansı’nın katılımcıları ile Ankara’daki NATO karşıtı yürüyüşçüler aynı sloganda birleşti:
NATO çoktan öldü; cenaze töreni 7-8 Temmuz’da Ankara’da!