13 Haziran 2026 Cumartesi
İstanbul 18°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Ne oluyor?

Hakan Topkurulu

Hakan Topkurulu

Gazete Yazarı

A+ A-

Ne oluyor? Bugün gerçekten birçok insan gelişmeler karşısında şaşkın. Başı kesik tavuk gibi ortalıkta dolaşan ve ne olduğunu anlamaya çalışan bir yığın var.

Resmi olarak açıklanmasa bile, ki bence resmi olarak hiçbir zaman açıklanmayacak, ABD İran’da yenildi.

ABD, İran’ı yerinden bile kımıldatamadı. Asya güçleri İran’da bir çizgi çekerek Atlantik Sistemi’nin atak düzenini dağıttı.

İran’da yaşananlar, bu bilinmeyenler zincirinde esas ele alınması gereken eksen. Ana eksen orada yaşananlardır. Bunu merkeze almadan doğru yargıya ulaşamayız.

Bu savaş, dünya dengelerinde değişmenin dönüm noktası olmuştur. 2000’li yılların başından bu yana gerileyen ABD ve Atlantik Sistemi, burada tam anlamı ile çöküş sürecine girmiştir.

Dünyadaki bu gelişmelere paralel olarak; Türkiye’de tam olarak adı konamayan gelişmeler birbirini kovalamaktadır. Unutulan faili meçhul dosyaları açılmakta, bugün CHP üzerinden, ancak daha da yaygınlaşma olasılığı her an olabilecek bir rüşvet operasyonu yürütülmektedir.

MUTLAK BUTLAN VAKASI

Birçok insanın demokrasi üzerinden okumaya çalıştığı ‘mutlak butlan’ vakası, aslında Türkiye’de belki ABD eksenine girdiğimiz yıllardan bu yana yaşanan en ciddi “el altından iktidarı ele geçirme” operasyonunun tersine döndürülerek hesap sorulması olayıdır.

Hepimiz böyle gelişmelerin olduğu gibi akışına bırakılmasına öyle alışmışız ve doğal sayıyoruz ki... Ortada bağıra çağıra “Ben orada gördüm havada paralar uçuşuyordu, ben de bizim ilin delegeleri için istedim. 100 bin verdiler, yetmez dedim. 200 binde anlaştık. Üzerine alışveriş kartı da verdiler. Bana verdikleri alışveriş kartı torbası yanlış çıktı. Sadece bana tahsis edilenleri vereceklerdi. Tümünü vermişler. Beni aradılar geri verdim.” diye videolar dolaşıyor.

Bu videolara tepkiler çok anlamlı; o kendini okumuş, aydın, Tayyip Erdoğan’a yapılan usulsüzlükler ve yağmalamalara karşı çıkan “namus timsali” kesimler, bu videoları yorumlarken “Ama onlar da yapıyor, kimse AKP’lilerin yaptıklarından bahsetmiyor!” şeklinde konuşarak “Benim hırsızım iyidir”den başka bir şey demiyorlar.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra, belki Tanzimat ile birlikte içine düştüğümüz Batı hayranlığı paralelindeki aşağılık kompleksimiz bizi öyle bir yere getirmiş ki... Bunları ifade ediyor ve “Bunları nasıl dersin?” dendiğinde, rahatlıkla ve utanmadan hırsızlık ve arsızlıkları savunuyoruz.

BAĞIMSIZLIK ONURU OLAN BİR TOPLUM

İçine düştüğümüz derin uykudan uyanmamız gerekiyor. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, binlerce yıldır, imparatorluk sistemleri içinde yaşamak, aslında bağımsızlık iradesi ve onuru olan bir toplum olmamızı gerektirmektedir.

Ama bugün içinde bulunduğumuz ruh hali hiç de böyle değildir.

Evet, AK Parti iktidarı sadakaya dayalı bir sistemi getirdi. Bu sistem 1980’li yıllarda Turgut Özal ile başlayan sistemdir. Bugün sadakaya dayalı sistem artık “temel vatandaşlık geliri” gibi sanki bilimsel ya da kurumsal laflarla artık topluma kurallar bütünü içinde dayatılmaya çalışılıyor.

Ancak bu açmazdan kurtulmanın yolu, aynı yönteme dayanmak ve bunu savunmak değildir. Toplumda ahlaken çökmeyi doğru tespit etmek gerekmektedir.

Rüşveti, ahlaksızlığı bir mücadele aracı olarak ele almak bu savaşı baştan kaybetmek demektir.

Açıkça söylemek gerek; Türkiye’nin devrime ihtiyacı var. Ekonomik, siyasi ve ahlaki kurtuluş oradan geçer.

ABD İran Asya