11 Eylül 2026 Cuma
İstanbul 19°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Neden işçi sınıfı, neden şimdi işçi sınıfı

Hakan Topkurulu

Hakan Topkurulu

Gazete Yazarı

A+ A-

AK Parti iktidarı, 2013-2023 yılları arasında yaklaşık 10 sene nispeten millî bir ekonomi politikası izledi. 2023 yılından itibaren yeni kurulan hükümet ile birlikte Batı ile hareket etme ve geleceğini Batı ile birleştirme çizgisini seçti. Bu tercih, AK Parti Türkiye’yi yöneten bir parti olduğu için, ülkemizde de değişikliklere neden oldu. Bu değişikliklerin en önemlilerinden biri de ekonomide gerçekleşti.

AK Parti, iktidarının devamını sağlamak için Atlantik Sistemi’ne rüşvet vererek seçimlerde tekrar iktidarına devam edeceğini düşünmektedir. Onun için bütçede biriken Türkiye’nin gelirleri Atlantik Sistemi’ne aktarılmaktadır.

Bu köşeyi takip eden okuyucuların, rüşvetin Atlantik Sistemi’ne nasıl aktarıldığını çok iyi bir şekilde bildiğini düşünüyorum.

İzlenen bu rüşvet vererek iktidarını devam ettirme çizgisi, doğal olarak halkı yoksullaştırmaya başladı. Yıllar önce işçi sınıfı bunu hissederek ayağa kalkmaya başladı.

Burası çok ilginç; işçi sınıfı sanki bir yerden düğmeye basılmış gibi hareketlenmeye başlıyor. Bu hareketlenme, zaman içinde farklı boyutlara sıçrıyor. İşçi sınıfı içinde örgütlenme talebi yükseliyor. Siyasi bilinç buna paralel olarak artıyor.

İşçi sınıfı ile birlikte onu yakından takip eden ve mücadele gelişimini adım adım, içeriden izleyen Vatan Partisi işçi örgütlenmesi liderleri de bunu görüyorlar.

Türkiye bir yere doğru gidiyor. Bu gidilen yerde tüm toplum katmanları yerlerini ve taraflarını belli etmeye başlıyorlar.

Siyasi partiler bölünüyor. Her siyasi kanadın iki farklı tarafı ortaya çıkıyor. Bu taraflar millî ve gayri millî olarak sınıflandırılabilir. Bu tarafların içinden de yer değiştirenler çıkabiliyor.

Bunun anlamı şu: Türkiye’de tüm sınıflar emperyalizme karşı mevzileniyor. Bunu siyasi partiler temelinde daha net görüyoruz.

İşçi sınıfı nasıl tavır alıyor?

NEDEN İŞÇİ SINIFI

İşçi sınıfı, halk sınıflarından bir tanesi. Tüm sınıfların içinde millî ve gayri millî tarafta mevzilenme var. Ancak onların içinde işçi sınıfı farklı. Tek tek değer vermeye gerek duymadığımızı düşündüğümüz işçiler, birlik olduklarında sınıfsal zorunluluk ve dürtülerinin verdiği dinamizm ile çok farklı bir boyuta evriliyorlar.

Buna fizikten örnek vermek gerekir. Çünkü tüm doğa olayları birbirleri ile paralel sonuç verirler.

Fizikle ilgilenen, kuantum fiziğini biraz incelemiş biri şunu bilir: Atom altı parçacıklar denen proton, nötron ve elektronlar, doğada serbest durumda iken bizim normal hayatta bildiğimiz fizik kuralları ile hareket etmezler. Davranışları düzensiz ve tahmin edilemezdir. Dolayısıyla bilim, atom altı parçacıkların fiziğini “kuantum fiziği” diye ayırmış ve onların bu davranışlarını ayrıca incelemektedir.

Atom altı parçacıklar; yani elektron, proton, nötron ve diğerleri, organize olduklarında, belli bir enerji verildiğinde belli bir düzene girip atomları oluşturduklarında artık davranışları düzenli, tahmin edilebilir ve ölçülebilir hâle gelir.

Oluşturdukları atomlar ise oksijen, karbon, demir, alüminyum, altın, gümüş vb. gibi elementlere dönüşür. Hepimizin bildiği gibi bu elementler, hayatın temelini oluşturan parçacıklardır.

İşte işçi sınıfı da böyledir. Eğer enerji verilerek örgütlenmeleri sağlanırsa, hayatın temelini oluşturacak birlikteliklere dönüşürler. Sonuçta hayatı yaratırlar.

İşte kuantum fiziğinde, tek tek atom altı parçacıkların davranışları tahmin edilemezken, atomu oluşturduklarında hayatı yaratan temel taşlara, yani elementlere dönüşürler. İşçi sınıfı, tek tek bireyler iken farklıdır; fakat sınıf olarak örgütlendiklerinde, içinde yaşadıkları tüm toplumu birlikte kurtarma motivasyonuna sahiptir. İçinde bulundukları durum, topluma liderlik ederek tüm toplumu savunma ve ileri götürme yeteneklerini barındırır.

NEDEN ŞİMDİ İŞÇİ SINIFI

AK Parti iktidarı, görünen yakın gelecekte, bugün uyguladığı Atlantik Sistemi ile kaderini birleştirme politikasından vazgeçecek gibi durmamaktadır. Dolayısıyla, hâkim sınıfların geliştirdiği politikalar açısından bakıldığında Türkiye’nin güvenliği ve ekonomik geleceği tehdit altındadır. Ne iktidarın ne de muhalefetin, Türkiye’nin geleceği açısından olumlu bir politika geliştirme niyeti görünmemektedir.

İşte bunun için bugün işçi sınıfına sadece kendini değil, milleti kurtarma görevi düşmektedir. Bugün ayağa kalkmaya başlayan işçi sınıfı, önce sendikalarda, ardından ise sendikaların iktidar bakışı olmadığı için siyasi partilerde örgütlenerek ülkesine ve milletine sahip çıkacak tek güç olacaktır. Burada bahsedilen parti, elbette öncü sınıfın öncü partisi olacaktır. Herhangi bir partide örgütlenme, işçi sınıfını iktidar konumuna taşıyamaz.

Bugün işçi sınıfı, adım adım kendi öncü partisi olan Vatan Partisi’nde örgütlenecektir. Bunun belirtileri ortaya çıkmıştır.

İşçi sınıfı, kendi iç dinamikleri gereği çiftçi, esnaf, sanayici ve tüccar sınıflarını olabildiğince birleştirerek millî iktidarı kuracak gücü oluşturacaktır.

Bu iktidar, Üreticilerin Millî Hükümeti olacaktır. Bunun liderliğini işçi sınıfı yapacaktır.

Onun için bugün işçi sınıfı.