15 Ekim 2026 Perşembe
İstanbul 15°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Nermin Ruhsever

Burçak Evren

Burçak Evren

Gazete Yazarı

A+ A-

Yaşarken az tanınan, öldükten sonra ise evrak-ı metrukesi sahaflara düşünce yeniden keşfedilip yaşam öyküsüyle sinemadaki yeri üzerine araştırmalar yapılan, bir dönemin yeterince değeri bilinmeyip ıskalanan güzeller güzeli bir oyuncusu idi Nermin Ruhsever. Gerçek adı Nermin Kayacı olan sanatçı, evlendikten sonra Dilsizoğlu soyadını aldı. 1952’de İstanbul Havası filmiyle sinema oyunculuğuna başladı.

Ardından tümü 50’li yıllarda olmak üzere Aşk Besteleri (1952), Yollarımız Ayrılıyor (1954), Aşk ve Ölüm (1955), Ölüm Korkusu (1955), Karlı Dağdaki Aşk (1957), Kirli El (1958) ve Bir Kadın Uğruna (1958) filmlerinde rol aldı.

Ayrıca operet ve müzikallerde oynadı.

Hatta dönemin ünlü oyuncularının yer aldığı Puro tuvalet sabununun basın ilanlarının tanıtım yüzü oldu…

Ruhsever’in pek fazla bilinmeyen özel yaşamıyla ilgili bilgiler ise bölük pörçük, çoğu magazin dergilerindeki röportajlardan ibaret. Ancak bu röportajlardan özel yaşamına ilişkin bilgileri edinmek çok zor.

SAHAFA DÜŞEN SIRLAR VE BİR EVLİLİK

Sanatçıya ait en ayrıntılı diyebileceğimiz bilgiler ise bir sahaftan karşımıza çıkıyor. Fotoğraflarını bir internet sitesine satılmak üzere koyan bir kişi tarafından, kaynak ve isim gösterilmeden, hakkında çok az bir bilgiye sahip olduğumuz sanatçı, şöyle anlatılıyor:

“Babası Hakkı Kalaycıoğlu, annesi ise 1940 yılında ölen Ferahnaz Hanım’dır... Bazı fotoğraflarda bulunan ablasının adını öğrenemedim... Kendisi gibi oyuncu Gülderen Ece ile Zoraki Kahraman filminde birlikte oynamışlardır... O dönem aynı apartmanda oturan ikilinin arkadaşlıkları uzun yıllar devam etmiştir... 1955 yılında Muzaffer Tema ile çevirdiği Aşk ve Ölüm en iyi filmidir... Operet ve müzikallerde de başarıyla rol almıştır... Şöhretine ve çevresindeki onca erkeğe rağmen büyük ihtimalle para yerine aşkı seçerek Ömer Dilsizoğlu ile evlenmiştir... Zira Ömer (evlenmeden önce) parasını bir arkadaşına kaptırdığı için beş parasız kaldığını, bu arkadaşının peşine adam taktığını ve temizleteceğini; bazı mektuplarda ise maddi imkânsızlığını anlatır ve Kız Teknik Yüksek Öğretmen Okulunda Araştırma Memuru olarak işe girdiğinden bahseder... Bütün bunları fotoğraflardaki notlardan, şu an bende olan 60 hayran mektubundan ve Ömer’in flört döneminde ve evlendikten sonra yazdığı birkaç mektuptan öğreniyoruz...”

‘KAMERAYI BOZMA BİR KENDİME BAKAYIM’

Göksel Arsoy anılarında Ruhsever’den şöyle söz eder:

“Sinemaya ilk geldiğim yıllarda, benden evvel gelmiş Nermin Ruhsever diye çok güzel bir kadın vardı. Bir samanlık sahnesinde oynuyordu. Yırtık pırtık elbiseler giydiği seksi bir sahneydi. Rejisör; ‘Nermin, şahaneydin’ diyor. Nermin ise hemen kalkıyor: ‘Dur, ölümü öp. Kamerayı bozma, bir kendime bakayım.’ Yeşilçam yıllarca bu kızla ‘aptal’ diye dalga geçti, ona güldü. O an gülmekte haklıydı çünkü o zaman filmler negatife çekiliyordu. Ama kadın kırk yıl sonrasını söylemiş. Şimdi o kadın kendine gülenlere gülüyor diye düşünüyorum...”

Sanatçının ne zaman öldüğü kesin olarak bilinmemektedir; ancak sahaflara düşen özel eşyalarından bunu da bulmak zor değil. Sinemamızda bu tür ıskalanmış ya da yeterince değerlendirilemeyerek gölgede kalmış, keşfedilmeyi bekleyen birçok sanatçı var. Güzeller güzeli Nermin Ruhsever de bunlardan biri.

Ne yazık ki bunların farkına çok geç varıyoruz; öldükten sonra bit pazarlarıyla sahaflara düşen evrak-ı metrukesinden onları tanıma ya da yeniden keşfetme olanağını buluyoruz. Nermin Hanım’ınki de öyle bir yaşam…

Bir anda bit pazarı ya da sahaflarda bir sanatçıya ait birçok fotoğraf ve belgeyle karşılaşmanın tek bir nedeni vardır: O da yalnızlıklar içinde gelen bir ölüm… Onun içindir ki ömür boyu özenle saklanan her bir şey son ana dek sahipsiz kalıp kaldırım tezgahlarına düşer. Sahipsiz kalan yaşamların bu coğrafyadaki yazgısıdır bu…

Sonra birileri kalkar; ıskalanmış yaşamların utancından bölük pörçük parçalanmış belgeleri tek tek toplayarak, unutulmuş bir yaşamı bir araya getirerek onu yalnızlıklarının içinden çıkarıp biraz geç de olsa geleceğe taşımak ister… Garip bir paradoks…

Sinema Türk Sineması Kültür Sanat