14 Nisan 2026 Salı
İstanbul
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

O şampiyonu hep hatırlatacağım

Kemal Ateş

Kemal Ateş

Gazete Yazarı

A+ A-

Köy enstitülü şampiyon Ahmet Bilek üzerine konuşmaya ve yazmaya devam edeceğim. Sessiz Şampiyon’da (H2O Yayınevi 2021) hayatını anlattığım bu olimpiyat şampiyonumuz üzerine birçok yerde konuşma fırsatı buldum. Mülkiyeliler Birliği’nde, Ulusal Eğitim Derneği’nde, Beden Eğitimi Öğretmenleri Derneği’nde, Ankara Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde, Halk Televizyonu’nda, Ulusal Kanal’da, TRT’de onu konuştuk. Bahçelievler, Çiğdem Mahallesi gibi mahalle örgütleri ilgi gösterdiler, şampiyonumuzun öyküsü buralarda olağanüstü bir ilgi gördü. Hayatında hiç güreş izlememiş dinleyiciler, köy enstitülü şampiyonun başarı öyküsünü ve trajik biten yaşamını ilgiyle dinlediler.

Bu etkinliklerde hep şunu söyledim: Ayrı kulvarlardan gelseler de Mahmut Makal, Fakir Baykurt, Talip Apaydın gibi köy enstitülerinden yetişen şöhretler arasında her zaman onun adı da anılmalı, unutulmamalı. Olimpiyat şampiyonu olmak kolay değil, minderlerin ilk şampiyon öğretmeni olmak sıradan bir olay değil; spor tarihimizde hâlâ aşılamamış büyük bir başarının, 1960 yılında Roma Olimpiyatları’ndan yedi altın madalyayla dönen, hâlâ aşamadığımız bu başarının kahramanları arasında yer almak kolay değil. Spor tarihimizde büyük bir destandır bu olay, bu destanın yedi kahramanı içinde yer almak gerçekten hiç kolay olmadı. 9 Nisan Perşembe günü saat 13.30’da Ankara/ Çayyolu’nda bu güzel semtin insanlarına da anlatacağım köy enstitülü şampiyonumuzu. Elde Var Ankara Derneği’nin ilgisiyle düzenlenen etkinlik, Ahmet Taner Kışlalı Mahallesi’nde, Çayyolu Emekli Lokali’nde gerçekleşecek. Elde Var Anakara Derneği’ne ve Çankaya Belediyesi’ne, köy enstitülü şampiyonumuzu Çayyolu’nun güzel insanlarına anlatma fırsatı verdikleri için şimdiden teşekkür ediyorum.

Şu günlerde sosyal medyada ne çok video dolaşıyor, bu belgesellerin hiçbirinde Ahmet Bilek adı yok, köy enstitüleri sporda neler yaptı ve fırsat verilseydi daha neler yapılacaktı, bu konuda tek cümle yok. Eğitim İş’in çıkardığı Ekenek dergisi var önümde. Yetkin ellerde, güzel bir dergi… Edebiyat dergilerinin birer ikişer kapandığı şu günlerde Ekenek’e uzun bir ömür diliyorum. Destek vermeliyiz bu dergiye. Nisan sayısını köy enstitülerine ayırmışlar, iyi de etmişler… Yazıları tek tek ilgiyle okudum. Köy enstitüleri ve spor konusunda birkaç satır da olsa görmek isterdim doğrusu. Olimpiyat şampiyonu Ahmet Bilek’in adını görmek isterdim. Değerli dostum Erdal Atıcı dergideki yazısında bu kurumlardan yetişen değerlerimizi sıralıyor:

“Fakir Baykurt, Mahmut Makal, Talip Apaydın, Mehmet Başaran, Dursun Akçam, Ümit Kaftancıoğlu, Osman Şahin, Adnan Binyazar, Abdullah Özkucur, Mustafa Aydoğan, Ali Dündar, Osman Bolulu, Şevket Yücel gibi birçok şair ve yazar, 50’nin üstünde parlamenter, yüzlerce bilim insanı, sanatçı yetişti.”

Köy enstitülerinden yetişen bu şöhretleri sıralarken, bir de olimpiyat şampiyonu yetiştiğini yazmak çok mu zordu, Ahmet Bilek neden unutulur, bir türlü anlayamıyorum? Minderlerin ilk şampiyon öğretmeninin tam da anlatılacağı dergidir Eğitim İş’in dergisi. Ona sağlığında gösterilen vefasızlık hiç değilse ölümünden sonra sürmemeli. Ahmet Bilek’in yaşamını araştırınca şunu gördüm: Köy enstitüleri kapatılmasaydı spor Anadolu’da şaha kalkacak, yoksul köy çocukları içinden pek çok spor dalında daha nice şampiyonlar çıkacaktı.

Üzerine bu kadar kitap yazılan bir başka kurum var mıdır acaba? Niyazi Berkes, Unutulan Yıllar (İletişim Yayınları 1997) adını verdiği anılarında ziyaret ettiği enstitülerde konuşup tartıştığı öğrenciler düzeyinde öğrenciyi kendi fakültesi DTCF’de görmediğini yazar. Gene bu anılardan anladığımıza göre, 1940’lar tek partili gibi görünse de, aynı parti içinde farklı fikirlerin çatıştığı çok parçalı bir dönemdir. Her bakanlık ayrı bir feodal derebeyliktir sanki. Berkes’in CHP ile ilgili gözlemleri epey ilginçtir. Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesine gelip giden siyasetçiler, “Burası gavur kokuyor” diye homurdanırlarmış. Bunlar üstelik CHP’liymiş…

Köy enstitüleri böyle bir hava içinde kuruldu. Çok yaşaması zordu, öyle de oldu.

O şampiyonu hep hatırlatacağım - Resim : 1

Olimpiyatlar