16 Mayıs 2026 Cumartesi
İstanbul 12°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Önemli terekeler pazara düştü

Burçak Evren

Burçak Evren

Gazete Yazarı

A+ A-

Son haftalarda iki ayrı müzayede evinde arkeoloji dünyamızın iki önemli ismine ait terekelerden bazı parçaların satışa sunulması, öteden beri var olan bir sorunu tekrar tartışmaların odağına taşıdı.

Bu terekelerden biri arkeoloji dünyamızın duayenlerinden Halet Çambel’e, bir diğeri ise yine aynı değerdeki hocaların hocası arkeolog Jale İnan’a aitti. Sorun ise; her iki terekenin daha önceden bir kuruma bağışlanmış olmasından sonra müzayede listelerine girip satışa sunulmasıdır.

Bir kuruma (Boğaziçi Üniversitesi) bağışlanan değerli terekelerinin sonrasında çeşitli yollarla satışa sunulmaları yeni bir durum değildir. Bağışı alan çeşitli kurumlardan bazıları ne yazık ki bu bağışa sahip çıkamayarak onu çeşitli yollarla elden çıkarma yolunu seçiyorlar. Ya bağışı yapan kişilere iade ediyorlar ya çeşitli yollarla parça parça satıyorlar, ya da çoğunlukla envanter tutmaya bile gerek görmeden onu bir kenara atarak önemsizleştiriyorlar.

Bağışı gerçekleştirilmiş bir terekeden bazı evrakın satışa sunulma olayına gelince bunun de en önemli nedeni çalıntı olma ihtimalinin çok yüksek olmasıdır. Eğer bağışı alan kurum, bu terekeyi alırken bir envanter tutmayıp, bavullar ya da kutular içinde gelişigüzel sahiplenmişse, bir çalıntı ya da kaybolmada bu eserlerin (evrakın) kendisine ait olduğunu kanıtlaması çok zordur. Ancak teslim alırken envanteri oluşturulmuşsa bu eserlerin kendisine ait olduğunu ortaya koyması da çok kolaydır. Çünkü bir çalıntı ya da yok edilmesi durumunda envantere bakılarak hangi eserin eksik olduğu ortaya çıkmaktadır.

Halet Çambel terekesinin bağışlandığı kurum satışa sunulan eserlerin kendilerine ait olmadığını belirtirken, bu terekenin bağışlama sürecinde bulunan Halet Hoca’nın öğrenci/asistan ya da yardımcıları ise satışa sunular eserlerin bu terekeye ait olduğunu iddia ediyorlar. Sorun da burada başlıyor. Ya bağışı alan kurum eserleri teslim alırken bir envanter tutmamış, neyin eksik olup olmadığını bilmiyor, ya da bağışın yapılma aşamasında çalışanlar bağışı yaparlarken bu eserlerin o tekeye ait olduğunu biliyor.

Sonuç olarak satışa sunulan eserlerin yasal olup olmadığını ortaya koyacak tek yol, bağışın yapıldığı kurumda bu terekeye ilişkin envanterin bulunup bulunmamasıdır. Müzayedede satışa sunulan eserlerin mutlaka bu envanterde görünür olması gerekmektedir. Yoksa terekeyi bağışlamış olan şahsın-yani Halet Çambel’in- bundan böyle her bulunan, ya da satılan belgesinin bir çalıntı olduğu algılanır ki, bu beraberinde bir dizi sakıncayı getirerek müzayedelerin ve diğer alıcıların saygınlığı zedelenir. İş başka boyutlara taşınarak bir başka sorunların ortaya çıkmasına zemin hazırlar.

Peki ortaya çıkan bu durumdan kim sorumludur? Terekenin tesliminde/bağışında envanterini yapmayan kurum mu, eserleri bu kurumdan dışarıya çıkaranlar mı, yoksa bunları kurum dışına çıkaranlardan satın alarak müzayede verenlerle, bunları müzayedesine koyanlar mı? Gel de çık işin içinden.

Ama işin en şaşırtıcı yanı ise; baştan bir dizi yanlışlıklar sürecinden geçen olaylar zincirlemesinin gerçek ortaya çıktıktan sonra bu kez, sondan başa doğru giderilmesindeki yöntemdir. Bir diğer söyleyişle, bu durumda en masum olan müzayede kuruluşunun bu eserleri satıştan çıkarıp adeta tüm yanlışlığın ve de yasadışılığın üzerine örter gibi eserleri ilk çıktığı yere bağışlamasıdır. Hem envanterini yapıp eserleri koruyamayacaksınız, hem yasal olmayan yollarla yitireceksiniz, hem de müzayedeye konulmasına ses çıkaramayacaksınız, hem de buna ses çıkarıp satışı durdurmak isteyenlere “bunlar bizim eserlerimiz değil” diyeceksiniz, hem de bunların bir kısmına bedava yoldan bir kez daha sahip olma şansını elde edeceksiniz. Pes doğrusu… Suçluların masum ama kârlı, suçsuzların zanlı ve mağdur oldukları garip bir süreç…

Yasalarla hangi ephemera nesnelerinin/eserlerinin satılıp satılmayacağı belirlenmiştir. Ayrıca çalıntı olan her bir malın satışı yasaktır. Ephemera ise çeşitli kurumlara bağışlanan terekelerin yok olmasını değil, aksine çoğaltılarak paylaşımlara yöneltilmesinin bir disiplinidir. Müzayedeler de bu disiplinin yaygınlaşmasında, gerekli kişilere ulaşmasında önemli bir rol üstlenirler.

Ayrıca para (nümizmatik), pul (Filateli) ve resmin dışındaki kâğıt aksamıyla ilgilenen ephemarayı tarihi eserlerle karıştırmak son derece yanlıştır. Ephemeranın uluslararası tarifi “gündelik gelip geçici kağıtlar”, Ephemeristlerin tanımı ise “çöpten bulup tarih yazanlar” dır…

Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde ephemeraya ilişkin bilgi ve birikimleri olanlardan bir birimin kurulması da gereklidir. Yoksa kraldan çok kralcı olan, ephemera bilgi ve birikimden yoksun kimi yetersiz bürokratların alınıp satılmasına hiçbir yasa tarafından engel olunmayan kağıtlara babalarının malıymış gibi el koyma hırslarına (ya da üstlerine çökme heveslerine de) bir son verilmelidir.

Yazdık ama bir kez daha yine leylim: Ephemaralar tarihi eser değildir. Çeşitli kurumlara bağışlanmış terekeler asla ve asla hiçbir yolla satılamazlar, bir başkalarına devredilemezler ve de yok edilemezler… Her türlü çalıntı malların satışı ise tümüyle yasaktır. Bunlar da böyle biline…

Arkeoloji