13 Haziran 2026 Cumartesi
İstanbul 18°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Osman Şahin Öykü Yarışması

Burçak Evren

Burçak Evren

Gazete Yazarı

A+ A-

Osman Şahin’le yapılan bir söyleşide “Kendinizi tanıtır mısınız?” sorusuna ünlü yazarımız şöyle yanıt verir: “Kıraç yerlerde domates fidesi biter ya hani… Bakanı, sulayanı, çapalayanı yoktur. Bir iki tane domates vardır dallarında… Avucunuzda sıktığınızda bir avuç çekirdek çıkar. Hemen hemen hepsi döldür. Çünkü bitkinin geleceğine güveni yoktur. Onun için çok çekirdek üretir. Benim ailem de bu domates fidesine benziyor. 13 kardeşiz. Her türlü bakımı yapılan 9-10 kilo domates veren fidelere bir bakın, çekirdeği çok azdır…”

Geçen hafta Mersin Toroslar Belediyesinin düzenlediği Osman Şahin Öykü Yarışması’nın ödül törenine katıldım. “Kültürle yükselen, edebiyatla güzelleşen bir Toroslar için” sloganıyla bu türden kültür sanat etkinliklerini düzenleyen belediye, bu kez kendi içinden yetişmiş bir sanatçıya adeta saygı duruşunda bulunarak onun adına bir yarışma düzenlemiş. Yalnızca düzenlemekle yetinmemiş, ayrıca bu yarışmadan hareket ederek Osman Şahin adını her yıl yapılacak etkinliklerle geleneksel hale getirmeyi amaçlamış. Bir yörenin kendi sanatçısına sahip çıkarak onu yarınlara taşıyacak bir etkinliğe özne yapması, elbette ki hem yöre hem de kültür sanat adına önemli bir girişim.

Osman Şahin’in sinemayla olan ilişkisi üzerine bir konuşma yapmak için davet edildiğim etkinliğe onunla birlikte gideceğimi ümit ediyordum. Ne yazık ki onun rahatsızlığı nedeniyle yalnız gitmek zorunda aldım. Dilerim ki gelecek yıl yapılacak etkinliğe birlikte gideriz.

Osman Şahin, edebiyatımızın olduğu denli sinemamızın da önemli yazarlarından biridir. Gerek çeşitli eserlerinden sinemaya aktarılan filmlerle gerekse senaryosunu yazdığı Kurbağalar (Şerif Gören), Kan (Şerif Gören), Su (Erdoğan Kar), İpekçe (Bilge Olgaç), Dönüş (Faruk Turgut), Ziller (Eser Zorlu) ve Avcı (Erden Kıral) açısından sinemamız için ne denli önemli biri olduğu ortaya çıkmaktadır.

Osman Şahin’in sinemadaki ilk adımı 1973 yılında Musallim ile Kuşde adlı eserinden Fevzi Tuna tarafından yönetilen Kızgın Toprak filmi olmuştur. Siverek’te geçen öyküde töreler nedeniyle kendi mezarını kendi kazan bir kadının oldukça trajik yaşamı anlatılır. Yazarın sinemaya ikinci olarak aktarılan eseri ise Korhan Yurtsever’in 1977’de yönettiği Fırat’ın Cinleri olur. Bu filmden sonra ise Atıf Yılmaz’ın Kibar Feyzo ile Adak filmleri gelir. Kibar Feyzo, yazarın Kırmızı Yel adlı ilk eserindeki Fareler adlı öyküden esinlenerek yapılır. Ancak öykü, Yılmaz’ın çektiği filmdeki gibi güldürü değil, aksine bir dramdır. Şahin, “Atıf Yılmaz ağabey maalesef bir güldürü filmi yaptı. Ancak yine de güzel oldu.” der. Ne var ki film 1978 yılında gösterime girdiği Kadıköy sinemasında Ülkücüler tarafından saldırıya uğrar.

Şahin’in bir başka trajedi olan “Ağız İçinde Dil Gibi” kitabında yer alan “Piro ile Zelha” adlı öyküsünden yapılan Kartal Tibet’in Keriz adlı filmi de tıpkı Kibar Feyzo gibi bir güldürü olur.

Şahin’in sinemaya aktarılan önemli eserlerinden biri de Beyaz Öküz adlı öyküsünden Erden Kıral tarafından sinemaya aktarılan Ayna filmi olur. Bu öykü ise Elazığ’ın Palu adlı yöresinde geçer. Hasan Ali Toptaş, öyküde yer alan “Seni içime manzara yapmışım.” sözünün ardındaki aşk, vicdan, masumiyet, haklılık ve haksızlığı sorgulayan bir yazı yazar. Film o dönem sıkıyönetim izin vermediği için Yunanistan’da çekilir.

Şahin’in sinemaya aktarılan diğer filmleri arasında ise Şerif Gören’in Tomruk, Derman, Kurbağalar, Firar, Bilge Olgeç’in İpekçe, Gömlek, Kurşun Adres Sormaz, Atıf Yılmaz’ın Adak ve Erde Kıral’ın Avcı filmleri yer alır.

Yazarımıza bir kez daha sağlıklar dilerken, Toroslar Belediyesini ise yaşayan bir yazar için düzenlediği ve geleneksel hale getirmek için çalışmalar yaptığı ve edebiyat dünyamıza birçok yeni genç yazarlar armağan ettiği ve bundan böyle de edeceği bu etkinlikten dolayı kutlarız. Dileriz ki bu girişim diğer yöre ve yazarlarımız için de bir örnek olur.

Öykü