06 Haziran 2026 Cumartesi
İstanbul 19°
  • Şırnak
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Şanlıurfa
  • Çorum
  • İstanbul
  • İzmir
  • Ağrı
  • Adıyaman
  • Adana
  • Afyon
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Düzce
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gümüşhane
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • Kırşehir
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kütahya
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muş
  • Muğla
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Özü olmayanın sözü olmaz

Güneş Batum

Güneş Batum

Site Yazarı

A+ A-

Dünya televizyonlarının ana haberlerindeyiz günlerdir.

Yıldırımhan isimli füzemiz SAHA fuarında adeta görücüye çıkmış

dost düşman dünya alem

hani derler ya, dilini yutmuş diye

aynen öyle.

Yedi düvel ekranlarında füzemizden bahsedip

Türkiye’nin ne kadar güçlendiğini analiz ediyor.

Füze de füze ama.

Uzayda sesten 25 kat hızlı gidebilen, menzili 6.000 km kıtalararası balistik füze.

Dostlar sevinmiş, düşmanlar korkmuş ama gel gör ki

bizim neye muhalif olacağını şaşırmış bazı gazeteciler yine başrollerde.

Binlerce mühendisimiz yıllarca çalışmış yapmış,

füzenin üzerine Gazi Mustafa Kemal Paşamızın imzasını da atmışlar

ama neymiş efendim Atatürk

yurtta sulh cihanda sulh diyormuş.

Vay efendim ne kadar ironikmiş.

İronik olanı nedir biliyor musunuz?

Bardak ya da çakmakta ya da Atatürk imzası olunca sesiniz çıkmazken

Savunma Bakanlığımız füze yapıp da dünyayı titretince

alıyorsunuz elinize mikrofonu.

Takdir etmeye yüreğiniz elvermiyorsa bari gölge etmeye çalışmayın.

Fakat ne mümkün.

Her an tetikte, ille de her şeye muhalifler.

Anneler günü geliyor ve bir bakıyorsunuz bir beyaz eşya markasının reklam ajansı

anneler günü adına bir reklam sürüyor piyasaya.

Aynı ürünün kendi ülkesindeki reklamlarında anneler günü için çocuklarla birlikte mutlu aile

algısını pekiştiren hatta

özendiren reklamlar yapılırken

bizde ise anneliği reklam diline indirgeyerek,

Allah’ın kadınlara lütfettiği bu ayrıcalığı değersizleştiren ve

toplumların devamı için

en temel olan aile kavramını hafifleten reklam.

Yani diyorlar ki köpeklere de annelik yapabilirsiniz hatta yakın gelecekte robotlara da.

Ama ne hikmetse bu toplum mühendisliği

Fransa, İtalya, Belçika’da hatta

beyaz eşya firmasının menşei Almanya’da yapılmazken

Türkiye’de kolayca piyasaya sürülüyordu.

Reklamı yapanlar kadar

o reklamı yayınlayanların da sorumluluğu var mıdır yok mudur bilinmez

millet tepki gösterince

Aile Bakanlığı ve RTÜK lütfedip inceleme başlattı.

Cumhurbaşkanı üç çocuk dediğinde

“Vay yatak odamıza da karışıyorlar” diye

ayağa kalkan bilimum kadın dernekleri, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler

ne hikmetse bu konuda sus pus, ortada yoklar.

Ne iktidar Partisi AKP ne de ana muhalefet CHP.

Onlarda da ses yok.

Hani herkesin içinde yeğenine seslenip “el salla da seni görsün Cumhurbaşkanı”

diyen o cesur yürek vekilimiz Sayın Özlem Zengin?

Sahi siz neredesiniz?

O gün ekranlarda izlemiştik sizi.

Keşke şimdi de izleyebilseydik.

BOSCH, BOŞ YAPMA

Anneler adına kimse ne oluyor

diye reklama itiraz etmezken

tam aksine sesler kolayca yükseliyor.

İşte bu da yabancı istihbarat servislerinin

toplum mühendisliğinin yıllara dayanan bir başarısıdır.

Etki ajanları hemen giriyor devreye

başlıyorlar algı operasyonlarına.

Cumhurbaşkanına kızan, küsen mi ararsınız

ya da İslamofobi sarmalına yakalanmış olanı mı

hepsi de kolayca düşüyor peşlerine.

Tabii devlet düşmanı olmuş

kaçak göçek bilimum kriptoyu da unutmayalım.

Onlar dünden düşman değerlere; vatana ve millete.

Böylece bir bakıyorsunuz ki

köpek annesi olduğunu söyleyen insanlar.

Hatta “bana köpek diyebilirsiniz” diyen sözde ünlüler.

Kime nereye ne olacaklarsa olsunlar

ama buna karşı çıkanı da hayvan düşmanı ilan etmesinler.

Sadece reklamlarda mı?

Tüm televizyon kanallarında

hem de sabahtan akşama gündüz programları yetmez gibi ana haberlerde, dizilerde aile kavramının katledilmesi dur durak bitmez.

Dijital dünyaya gelince

eğer yoksa dijital okur yazarlığınız yandınız.

Başlı başına bir karanlıkta

bir dolu tehlikedesiniz demektir.

Her türlü sapkınlık her türlü değerin alt üst edildiği filmlerle dolu bu mecralar bir yandan

diğer yandan sanal dünya olup

bize sosyal medya diye belletilen mecralarda

değeri kendinden menkul bir dolu insandan videolar.

Ne ararsanız. Hatta siz aramasanız da olur.

Big Data’ya girdiyseniz bir kez

yeter onlara.

Dünyanın neresinde böyle

bir serbestlik var diye

merak edeniniz olursa hemen söyleyelim

hiç bir gelişmiş ülkede böyle pervasızlığı böyle sorumsuzluğu göremezsiniz

çünkü izin vermezler.

Dijital mecralar hangi filmi listeye alıp almayacaklarını sormak zorundadırlar.

Peki bizde niye böyle olmuyor?

Üstelik tam 600 milletvekili seçmişiz bizler adına kararlar alsınlar diye.

Ama gel gör ki iktidar partisi AKP’de bazıları çok meşgul ya da bazıları Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi düşmüş bir kibire.

Ana muhalefet CHP derseniz

onlar da mirası paylaşamayan aileler misali kavga halinde.

Peki ya bizler?

Ne zaman göreceğiz alemin sunduğu ile değil anca kendi

değerlerimiz ile var olabileceğimizi.

Füze Türkiye Atatürk
Yazarın Önceki Yazıları Tüm Yazıları