Özü olmayanın sözü olmaz
Dünya televizyonlarının ana haberlerindeyiz günlerdir.
Yıldırımhan isimli füzemiz SAHA fuarında adeta görücüye çıkmış
dost düşman dünya alem
hani derler ya, dilini yutmuş diye
aynen öyle.
Yedi düvel ekranlarında füzemizden bahsedip
Türkiye’nin ne kadar güçlendiğini analiz ediyor.
Füze de füze ama.
Uzayda sesten 25 kat hızlı gidebilen, menzili 6.000 km kıtalararası balistik füze.
Dostlar sevinmiş, düşmanlar korkmuş ama gel gör ki
bizim neye muhalif olacağını şaşırmış bazı gazeteciler yine başrollerde.
Binlerce mühendisimiz yıllarca çalışmış yapmış,
füzenin üzerine Gazi Mustafa Kemal Paşamızın imzasını da atmışlar
ama neymiş efendim Atatürk
yurtta sulh cihanda sulh diyormuş.
Vay efendim ne kadar ironikmiş.
İronik olanı nedir biliyor musunuz?
Bardak ya da çakmakta ya da Atatürk imzası olunca sesiniz çıkmazken
Savunma Bakanlığımız füze yapıp da dünyayı titretince
alıyorsunuz elinize mikrofonu.
Takdir etmeye yüreğiniz elvermiyorsa bari gölge etmeye çalışmayın.
Fakat ne mümkün.
Her an tetikte, ille de her şeye muhalifler.
Anneler günü geliyor ve bir bakıyorsunuz bir beyaz eşya markasının reklam ajansı
anneler günü adına bir reklam sürüyor piyasaya.
Aynı ürünün kendi ülkesindeki reklamlarında anneler günü için çocuklarla birlikte mutlu aile
algısını pekiştiren hatta
özendiren reklamlar yapılırken
bizde ise anneliği reklam diline indirgeyerek,
Allah’ın kadınlara lütfettiği bu ayrıcalığı değersizleştiren ve
toplumların devamı için
en temel olan aile kavramını hafifleten reklam.
Yani diyorlar ki köpeklere de annelik yapabilirsiniz hatta yakın gelecekte robotlara da.
Ama ne hikmetse bu toplum mühendisliği
Fransa, İtalya, Belçika’da hatta
beyaz eşya firmasının menşei Almanya’da yapılmazken
Türkiye’de kolayca piyasaya sürülüyordu.
Reklamı yapanlar kadar
o reklamı yayınlayanların da sorumluluğu var mıdır yok mudur bilinmez
millet tepki gösterince
Aile Bakanlığı ve RTÜK lütfedip inceleme başlattı.
Cumhurbaşkanı üç çocuk dediğinde
“Vay yatak odamıza da karışıyorlar” diye
ayağa kalkan bilimum kadın dernekleri, sivil toplum kuruluşları, akademisyenler
ne hikmetse bu konuda sus pus, ortada yoklar.
Ne iktidar Partisi AKP ne de ana muhalefet CHP.
Onlarda da ses yok.
Hani herkesin içinde yeğenine seslenip “el salla da seni görsün Cumhurbaşkanı”
diyen o cesur yürek vekilimiz Sayın Özlem Zengin?
Sahi siz neredesiniz?
O gün ekranlarda izlemiştik sizi.
Keşke şimdi de izleyebilseydik.
BOSCH, BOŞ YAPMA
Anneler adına kimse ne oluyor
diye reklama itiraz etmezken
tam aksine sesler kolayca yükseliyor.
İşte bu da yabancı istihbarat servislerinin
toplum mühendisliğinin yıllara dayanan bir başarısıdır.
Etki ajanları hemen giriyor devreye
başlıyorlar algı operasyonlarına.
Cumhurbaşkanına kızan, küsen mi ararsınız
ya da İslamofobi sarmalına yakalanmış olanı mı
hepsi de kolayca düşüyor peşlerine.
Tabii devlet düşmanı olmuş
kaçak göçek bilimum kriptoyu da unutmayalım.
Onlar dünden düşman değerlere; vatana ve millete.
Böylece bir bakıyorsunuz ki
köpek annesi olduğunu söyleyen insanlar.
Hatta “bana köpek diyebilirsiniz” diyen sözde ünlüler.
Kime nereye ne olacaklarsa olsunlar
ama buna karşı çıkanı da hayvan düşmanı ilan etmesinler.
Sadece reklamlarda mı?
Tüm televizyon kanallarında
hem de sabahtan akşama gündüz programları yetmez gibi ana haberlerde, dizilerde aile kavramının katledilmesi dur durak bitmez.
Dijital dünyaya gelince
eğer yoksa dijital okur yazarlığınız yandınız.
Başlı başına bir karanlıkta
bir dolu tehlikedesiniz demektir.
Her türlü sapkınlık her türlü değerin alt üst edildiği filmlerle dolu bu mecralar bir yandan
diğer yandan sanal dünya olup
bize sosyal medya diye belletilen mecralarda
değeri kendinden menkul bir dolu insandan videolar.
Ne ararsanız. Hatta siz aramasanız da olur.
Big Data’ya girdiyseniz bir kez
yeter onlara.
Dünyanın neresinde böyle
bir serbestlik var diye
merak edeniniz olursa hemen söyleyelim
hiç bir gelişmiş ülkede böyle pervasızlığı böyle sorumsuzluğu göremezsiniz
çünkü izin vermezler.
Dijital mecralar hangi filmi listeye alıp almayacaklarını sormak zorundadırlar.
Peki bizde niye böyle olmuyor?
Üstelik tam 600 milletvekili seçmişiz bizler adına kararlar alsınlar diye.
Ama gel gör ki iktidar partisi AKP’de bazıları çok meşgul ya da bazıları Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi düşmüş bir kibire.
Ana muhalefet CHP derseniz
onlar da mirası paylaşamayan aileler misali kavga halinde.
Peki ya bizler?
Ne zaman göreceğiz alemin sunduğu ile değil anca kendi
değerlerimiz ile var olabileceğimizi.