22 Temmuz 2026 Çarşamba
İstanbul 25°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Aksaray
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Ardahan
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bartın
  • Batman
  • Bayburt
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Düzce
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Iğdır
  • Isparta
  • İstanbul
  • İzmir
  • Karabük
  • Karaman
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kilis
  • Kırıkkale
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kmaraş
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Mardin
  • Mersin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Osmaniye
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Şanlıurfa
  • Siirt
  • Sinop
  • Şırnak
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Uşak
  • Van
  • Yalova
  • Yozgat
  • Zonguldak

Ozu’nun yedi filmi

Tunca Arslan

Tunca Arslan

Gazete Yazarı

A+ A-

Atilla Dorsay 1995’te yayımlanan “100 Yılın 100 Yönetmeni” kitabının Yasujiro Ozu bölümünün sonunda, ünlü Japon sinemacıyla ilgili şu notu düşer:

“Ozu tam 60 yaşında hayata veda etti. Öldüğünde Japonların fazla Japon diyerek asla festivallere göndermedikleri ve yerli tüketim için sakladıkları sineması, en azından Amerika, İngiltere ve Fransa’da kimi sinema tarihçileri ve yazarlarının da katkısıyla tanınmış ve kendisine önemli bir hayran kitlesi edinmişti. Birçok yeteneği öncelikle keşfetmekle övünen Fransızlar bu kez geç kalmışlardı. Fransız sinemaseverleri ‘Tokyo Hikayesi’ ve diğer Ozu filmlerini görebilmek için 1970’lerin sonunu beklemek zorunda kalacaklardı. Bu filmleri bizler de yıllar önce İstanbul ve Ankara’da yapılan Japon film haftalarında görebildik. Bu yönetmenin örneğin toplu gösteriler veya TV programlarıyla Türk sinemaseverine tanıtılması mutlaka gerekmektedir.”

Dorsay’ın “mutlaka gerekmektedir” dediği toplu gösterim, şu sıralarda dijital sinema platformu Mubi’de gerçekleştiriliyor ve usta sinemacının tam yedi filmi Türk sinemaseverlerle buluşuyor. “Tek Çocuk” (1936), “Geç Gelen Bahar” (1949), “Erken Gelen Yaz” (1951), “Tokyo Hikayesi” (1953), “Tokyo’da Günbatımı” (1957), “Yeşil Çaylı Pirincin Tadı” (1962) filmlerinin yer aldığı program, Japon sinemasının büyük ustasını enine boyuna tanıtıyor.

ODAK NOKTA JAPON AİLESİ

Japon sinemasının İkinci Dünya Savaşı sonrasında dışa açılma süreci Akira Kurosawa’yla başlamış, 1950 ve 60’lar bu “imparator”un hükümranlığında geçmişti. Yasujiro Ozu, Dorsay’ın da belirttiği gibi Batı’da biraz geç keşfedildi. Bunda, Kurosawa’nın göz kamaştırıcı sinemasının karşısında Ozu’nun alabildiğine sade ve yalın hikayeler anlatmasının da payı vardı kuşkusuz.

Minimalist sinemanın öncülerinden biri kabul edilen Ozu, yalın ve süssüz filmleriyle tanınır. Chaplin ve Buster Keaton’ın açık etkileri görülen ilk dönem güldürü yapımlarında da bu tavır görülür. Odağında “Japon ailesi” vardır ve bu odak noktası tüm sinema yaşamı boyunca neredeyse hiç değişmemiştir. Bir ailenin değişik kuşaklardan bireyleri arasındaki çekişmeler, anlaşmazlıklar, ilişkiler, küçük ve gündelik dramlar olarak yansır Ozu filmlerine. Yönetmen, kuşak çatışmalarını, yaşın ve değişen kültürün getirdiği çelişkileri yansıtmayı adeta görev edinir, sinemasını “aile” üzerine kurar.

‘TOKYO HİKAYESİ’

Japon sinema tarihinin en önemli filmlerinden biri kabul edilen “Tokyo Hikayesi”, tüm Ozu filmografisinin özeti gibidir. Kırsal bölgede küçük bir kasabada yaşayan yaşlı çift, çocuklarını ve torunlarını ziyaret için Tokyo’ya gider. Yaşlı anne baba, uzun zamandır görmedikleri çocuklarıyla vakit geçirmeyi ummaktadır. Ancak Tokyo’ya vardıklarında çocuklarının iş, aile ve günlük hayatın koşuşturması içinde kendilerine yeterince zaman ayıramadığını fark ederler. Çocuklar onlar sevmektedir, fakat büyük şehir yaşamının baskıları nedeniyle anne ve babalarına gereken ilgiyi gösteremezler. Buna karşılık savaşta ölen oğullarının dul eşi, yaşlı çifte en içten ilgiyi ve şefkati gösteren kişi olur.

Beyazperdede kendine özgü bir dünya kuran ve bu dünyayı kendine özgü bir sadelikle anlatan Yasujiro Ozu, sinemadaki teknolojik yeniliklere, tekniğin aşırı kullanılmasına, hızlı kamera hareketlerine vb. oldukça mesafeli duran, durgun üsluba sahip bir sinemacıydı. Modernleşmenin geleneksel aile yapısına etkileri kadar, teknolojinin görsel anlatıma etkisi üzerine de kafa yoruyor ve tıpkı filmlerindeki nezaket ve insanilik arayışı gibi sinemasal anlatımında da aynı şeyin peşinde koşuyordu. Filmleri bu nedenle hiç eskimedi, bugün de güncelliklerini koruyorlar. Mubi’deki yedi Ozu filmi, pek çok sinemasever için büyük bir keşif fırsatı yaratacaktır eminim ki.

Sinema