Pahalılık Haberleri Bıktırdı
Bizler pahalılıkla ilgili haberleri yazmaktan bıktık. Ama gözümüzü nereye çevirsek, pahalılık denilen illet ile karşılaşıyoruz.
Demek ki, bu haberlere parmak basmaktan kurtulamayacağız.
Nasıl derseniz, sık sık İstanbul'a gelen yabancı dostlarımız, ‘Siz burada nasıl yaşıyorsunuz. Her geldiğimizde fiyatları daha da artmış buluyoruz ‘ serzenişimde bulunuyorlar.
İsviçre Turizm Ofisi yetkilisi Federico Sammuga’nın,’Biliyorsunuz, İsviçre’nin Zürih kenti pahalılığıyla meşhurdur. Hatta çok zaman da Dünya’nın en pahalı kenti seçilir. Ama ben şimdi İstanbul’u Zürih’ten daha pahalı buluyorum !’ sözleriyle beni şaşırtmıştı.
En güncel haber de bir gazetecinin (Lizzie Porter), Londra ile İstanbul arasında ki fiyatları karşılaştırması bizleri yeniden, pahalılık üzerine yorum ve değerlendirme yapmaya zorladı.
Porter’e göre yüksek gıda fiyatlarında Londra’ya nal toplatıyoruz.
Pahalılık, sadece günümüzü değil, geleceğimizi de ipotek altına alıyor. Yeterince besin, yani, et, süt, yumurta ile balık yemeyenlerin sadece vücutları değil, ne yazık ki beyinleri de geriliyor.
Buna çare üretilmezse, birkaç on yıl sonra, küçümsenen Afrika kabilelerine eşdeğer, yani düşünme, yenilikçilik, üretkenlik açısından, yetersiz, geri kalmış nesiller ortaya çıkabilecek.
Fasulye, Londra’da Türk lirası olarak ne kadar, İstanbul’da ne kadar gibi detay ve derinliğine girmeyeceğim.
Ama, ülkenin ekonomistlerinden, yetkililerinden, gelir düzeyinin, refahın artırılma plan ve programlarını, ayrıca çözüm yollarını bekliyoruz…
Yoksa…Daha çok pahalılık ya da enflasyon haberleri yazarız, ya da okuruz…