Pusula
UEFA Milletler A Ligi karşılaşmalarımızı oynamaya başladığımızdan beri spor basınımız kaybolmuş durumda. Nerede olduğumuzun farkında değiller. Hiç görmedikleri bir yere geldiler tabii; daha 4 yıl öncesinde C Ligi’nde Lüksemburg, Faroe Adaları ve Litvanya ile karşılaşıyorduk. Hatta Lüksemburg’u sahamızda yenemiyor, Faroe Adaları’na kaybediyorduk. Kaybolan kişi önce şok geçirir “ben neredeyim” diye, sonra inkâr eder kaybolduğunu. Panikle, kimi bulursa saldırır; antrenör ya da futbolcu fark etmez. Korku yerini çaresizliğe bırakır. Artık akli yetenekler terk edilmiştir. Halüsinasyonlar başlar; “Biz Dünya Kupası’nı almalıydık!” gibisine. Artık tek amaç kalmıştır; “hayatta kalmak”. Yeter ki yazılar devam etsin, programlar devam etsin; Türk futbolu ne olursa olsun…
Spor basınımıza bir pusula veriyoruz. Nerede olduğumuzu bilsinler diye, panik yaşamasınlar, gencecik futbolcularımıza saldırmasınlar diye. Alın size Milletler A Ligi’ni tanıtan pusula…
UEFA Milletler Ligi beşinci kez düzenleniyor. Daha önceki sezonlarda, A Ligi’nde oynanan 84 grup karşılaşmanın 18’i; üç veya daha farklı sonuçlarla bitmiş. Bu yıl başımıza gelen, Avrupa’nın seçkin milli takımlarının başına defalarca gelmiş. İspanya hem Hırvatistan’ı hem Almanya’yı 6-0 yenmiş. Almanya, İtalya’yı 5-2 yenmiş. 3-0 yenildiğimiz Belçika İsviçre’ye 5-2 yenilmiş, kimse futbolcuları linç etmemiş, aynı yıl gitmiş İzlanda’yı 6-0 yenmiş. Önceki sezon Polonya’yı 6-1 yenmiş. A Ligi’nde İngiltere kendi sahasında Macarlara 4-0 kaybetti. Önceki sezonlarda Almanya, İngiltere, Hırvatistan, İsveç ve İsviçre, grup sonuncusu oldular. Arkadaşlar sakin olun; bilmediğimiz yere geldik. Bilmediğimiz yerin en tehlikeli mahallesindeyiz. FIFA Dünya Sıralaması’nda Fransa 2’inci, Belçika 5’inci, İtalya 15’inci sırada. Bizim anca üç kez katılabildiğimiz FIFA Dünya Kupası’na İtalya 18, Fransa 17, Belçika 15 kez katılmış. Bu futbolcularla tarihimizde bir ilk yaşıyoruz. Avrupa Şampiyonası’nda çeyrek final oynadık, Dünya Kupası’nda Asya ve Afrika ülkeleri dışında ilk galibiyetimizi aldık, Avrupa’nın en iyi 16 milli takımı ile aynı ligde mücadele ediyoruz. Üstelik bu ülkelerin hiçbirindeki sistemi kuramamışız. Oyuncu yetiştirmiyoruz; ya başka tarlada yetişen meyveleri çalıyoruz ya da kardelen gibi engelleri kendi çabası ile aşan birkaç seyrek meyveyi soframıza alıyoruz. 23 Haziran günkü yazımda ayrıntılarını yazdım; Dünya Kupası’na giden 26 kişilik kadromuzda beş futbolcumuz Almanya’da, üç futbolcumuz Hollanda’da, birer futbolcumuz İsveç ve Avusturya’da doğdu ve yetişti. Bunlara ilaveten dört futbolcumuz da çok genç yaşlarda Almanya, İspanya ve Portekiz’e gitti ve Avrupa’da yetişti. Sistemsizlik içinde; pırıl pırıl bir Milli Takımımız oluştu. Başarı ne TFF’nin ne Türk spor medyasınındır. Takımın yarısı çok rahat Mesut Özil, Mehmet Scholl, Kubilay Türkyılmaz, Emre Can, İlkay Gündoğan, Murat Yakın, Jimmy Durmaz ya da Deniz Undav olabilirdi. Eski futbolcu yeni spor yorumcularımız eleştiri yaparken üç kere düşünsün; önce yurt dışında yetişen futbolcularımızın zoru ama ülkesini tercih ettiğini bilsinler, sonra ülkemizde yetişenlerin ise sistemsizliğe rağmen başarılı olduklarını unutmasınlar. Son olarak; bugünün futbolcularını hedef alırken kendilerinin aldığı sonuçları hatırlasınlar. 8-0’ları ne tarihimizden ne hafızamızdan çıkaramıyoruz.
Bu yıl Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonası ve Akdeniz Oyunları aynı tarihte başladı. Farklı oyuncularla iki şampiyonada da Şampiyon olduk. Üstelik takımın en iyi oyuncularından Ebrar kadrolarda yoktu, kimse bu yokluğu hissetmedi. Avrupa Şampiyonası’nın en iyi smaçörü seçilen Derya ve takım kaptanı Eda; yazın Milletler Ligi’nde oynamadı. Ama o takım da Şampiyon oldu. Kısaca, kadın voleybolunda bir sistemimiz olduğu için devamlı sporcu yetiştiriyoruz. Gençlerden büyüklere sporcu çıkarıyoruz. Birkaç oyuncunun sakatlığı canımızı yakmıyor. Milletler Ligi’nin ilk iki haftasında Hakan Çalhanoğlu, Kenan Yıldız, Orkun Kökçü gibi yıldızlarımız sakattı. Sistemsiz olursanız, kişilere bağlı kalırsınız. Bu gençler Türk futbolunu, ülkemizdeki futbol kültürünün çok üzerine çıkardılar. 2024’ten beri Milli Takımız FIFA Dünya Sıralaması’nda ilk 30 içerisinde. TFF, Türk spor basını ya da Türk hakemliği, dünyada ilk 30 içerisinde midir? Milli Takım; bizi yukarıya çekiyor, her ne kadar biz onları aşağıya çekmeye çalışsak da.
Avrupa Kupaları finallerinde, UEFA Şampiyonlar Ligi çeyrek final ve üst turlarında Milli Takımımızdan kaç futbolcu oynadı? Bu yılki üç Avrupa Kupası finalinde; 9 Fransız, 2 Belçikalı ve 1 İtalyan forma giydi. İtalyanların azlığı sizi yanıltmasın, İtalyanlar ülkelerinin kulüp takımlarında Şampiyonlar Ligi’nde zaten oynuyorlar. İlk turlarda elenen kulüplerimizde kaç Türk futbolcuyu oynatıyoruz da Türk futbolcusuna kızıyoruz.
İtalya’nın kalesinde Manchester City’nin kalecisi Donnaruma, Fransa’nın kalesinde Milan’ın kalecisi Maignan, Belçika’nın kalesinde Manchester United’ın kalecisi Lammens, yedeği Chelsea’nin kalecisi Penders, düne kadar Belçika kalesinde Real Madrid kalecisi Courtois vardı. Neyi kıyaslıyorsunuz?
Fark yese bile; 90 dakika boyunca elinden geleni yaptığına inandığım futbolcularımızla gurur duydum.
Atak oynadık, korkmadık, futbolu çirkinleştirmedik, pres yaptık, pozisyon bulduk, goller kaçırdık. Hiç uğramadığımız şehrin en tehlikeli mahallesinden geçiyoruz. Sistemimizi kurmazsak, bir daha bu şehre bizi almazlar. Buraları bir seferliğine de olsa görmemizi sağlayan futbolcularla uğraşacağınıza; ülkede futbolun sistemini kurmak için uğraşın ki, bu şehirde kalıcı olalım. Hakemlik sisteminde Türk medyasının yapmadığını; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı yapıyor. Altyapıları da hukuk düzeltecek değil!