Rubio G7 toplantısından eli boş döndü
Almanya, Kanada, ABD, Fransa, İtalya, Japonya ve Birleşik Krallık’tan oluşan G7 ülkeleri Dışişleri Bakanları ve Avrupa Diplomasi Başkanı Kaja Kallas 27-28 Mart tarihlerinde, Paris yakınlarında Abbaye des Vaux-de-Cernay’da bir araya geldi. Toplantıya Brezilya, Hindistan, Güney Kore, Suudi Arabistan ve Ukrayna Dışişleri Bakanları da davet edildi.
Fransa’nın G7 dönem başkanlığında yapılan toplantının ana gündemi ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla birlikte ortaya çıkan enerji krizinin ele alınması ve bir aydır süren İran savaşı ile geri planda kalan Ukrayna’ya destek konusuydu.
G7 dışişleri bakanları, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlama görevini “Orta Doğu’daki çatışmaların sona ermesinden sonra” yerine getireceklerini açıkladılar. Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot, “sakinlik sağlandığında” gemilere uluslararası bir misyonun, savunma amaçlı ve uluslararası hukuka uygun olarak eşlik edeceğini” söyledi. “Her geçen gün, Basra Körfezi ile dünyanın geri kalanı arasındaki deniz trafiğinin azalması nedeniyle durum daha da kötüye gidiyor” dedi.
Avrupalı bakanların, bir Hürmüz Boğazı operasyonuna savaş devam ederken katılmayacakları konusunda ısrarcı olmaları ABD Dışişleri Bakanı Rubio’ya geri adım attırdı. Euronews, bunun üzerine “ortalığın gerildiğini ve Rubio’nun, “ABD’nin müttefiklerinden savaşın hemen ortasında yıkıcı bir çatışmanın ortasında acil bir konuşlandırma için değil, savaşın ertesi günü için çok uluslu bir misyon hazırlamalarını istediğini belirttiğini” yazdı.
Rubio G7 toplantısından eli boş döndü. “Sivil halka ve altyapıya yönelik saldırıların derhal durdurulmasının” istendiği ortak bildiriyi imzalayarak ülkesine döndü.
ORTAK BİLDİRİ: ‘SİVİL HALKA VE ALTYAPIYA YÖNELİK SALDIRILARI DERHAL DURDURUN’
Dışişleri Bakanlığı resmi internet sitesinde, “Fransa Dışişleri Bakanı, diğer altı meslektaşı ve Avrupa Birliği Yüksek Temsilcisi ile görüş alışverişinde bulunarak, uluslararası çatışmalar ve kriz odakları, özellikle İran ve Orta Doğu’daki durumun yanı sıra Sudan, Venezuela, Küba, Haiti ve hukukun üstünlüğüne dayalı özgür ve açık bir Hint-Pasifik bölgesinin önemi hakkında görüş alışverişinde bulundu. Özellikle sivillerin ve sivil enerji altyapısının korunmasını çağrıştıran İran’a ilişkin bir bildiri kabul edildi” denildi.
Yayımlanan ortak bildiri şu ifadelerle devam etti:
“İran ve Orta Doğu’daki durum hakkında görüş alışverişinde bulunduk. Çatışmanın bölgesel ortaklar, sivil halk ve kritik altyapılar üzerindeki etkilerini hafifletmenin önemini vurguladık ve insani yardım çabalarının koordinasyonunun gerekli olduğunu belirttik. Sivillere ve sivil altyapıya yönelik saldırıların derhal durdurulmasını talep ediyoruz. Silahlı çatışmalar sırasında sivilleri kasten hedef almak ya da diplomatik tesislere saldırmak hiçbir şekilde haklı gösterilemez.”
RUBIO, AVRUPALILARI SAVAŞA KATILMAYA İKNA EDEMEDİ
Rubio, Fransa’ya gelmeden önce 24 Mart’ta Washington’da yaptığı açıklamada müttefikleri “dünya çapında yakıt fiyatlarının fırlamasına neden olan İran’a karşı savaş stratejisine katılmaya ikna etmeye çalışacağını” söylemiş. Rubio açıklamasında, Avrupalılara “ABD’nin ihtiyaçları olduğunda, uygun bir yanıt bulamıyorlar” diyor ve Avrupa liderlerinin İran’daki savaşın “onların” savaşı olmadığını söylediklerini hatırlatarak “Ukrayna da Amerika’nın savaşı değil, ancak biz bu mücadeleye dünyadaki herhangi bir ülkeden daha fazla katkıda bulunduk” diye ekliyor.
Le Monde gazetesinden Claire Gatinois’nın “ G7 toplantısında Marco Rubio, Amerika’nın İran’da çıkmaza girdiğine dair senaryoyu çürütmeye çalışıyor” başlıklı analiz yazısında “Kendilerini güçlü konumda gören ABD, İran rejiminin teslim olacağını öngörüyor” dedikten sonra, eski ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in Orta Doğu Danışmanı Ilian Goldenberg, 23 Mart’ta Foreign Affairs dergisinde yazdığı makaleden bir alıntı yapıyor:
“ABD ve İsrail tarafından yürütülen mevcut füze ve insansız hava aracı saldırıları kampanyasının, iyi yönetilen rejimi devirmeye yakın olmadığı giderek daha açık hale geliyor. Bu kampanya, İran’ın konvansiyonel kapasitelerini de tamamen etkisiz hale getiremeyecek.”
ENERJİ KRİZİ AVRUPA’YI VURDU
Avrupa bu savaştan rahatsız ve yaşanan enerji krizinin ekonomilerini vurma konusunda endişeli. Bunun için öngörülemez bir çatışmanın içine çekilme korkusuyla, çatışmanın ortasında Hürmüz’ü güvenli hale getirmeye yönelik her türlü girişime büyük ölçüde karşı çıkıyor.
Diğer taraftan Avrupa kamuoyunda ABD-İsrail saldırılarına karşı sesler yükselmeye başladı. Euronews’in aktardığına göre AB Ekonomi Komiseri Valdis Dombrovskis, cuma günü ayrı bir toplantıda, “uzun süren bir çatışmanın Avrupa ekonomisini stagflasyon senaryosuna sürükleyebileceği, büyümeyi 0,4 puan olumsuz etkileyebileceği ve enflasyonun bir puan artmasına neden olabileceği” uyarısında bulundu.
G7 1973 PETROL KRİZİ SONRASI KURULMUŞTU
Toplantının yapıldığı yer bilinçli seçilmiş; bu yer, Rambouillet Kalesi’nden sadece on beş kilometre uzaklıkta bulunuyor; 50 yıl önce, dönemin Fransa Cumhurbaşkanı Valéry Giscard d’Estaing ve Almanya Başbakanı Helmut Schmidt’in öncülüğünde, dönemin en sanayileşmiş altı ülkesi (Almanya, ABD, Fransa, İtalya, Japonya, Birleşik Krallık) devlet ve hükümet başkanları, 1973 petrol krizinin ardından yaşanan ekonomik krizi görüşmek için burada toplanmışlar. Bu toplantıda G6 kurulmuş. Ertesi yıl Kanada’nın katılımıyla G7 halini almıştır.