Şampiyonlar ligi ve kusma kulübü
Yazıya başlamadan önce ilk kez bir Türk takımı olarak ulusal şampiyonluk promosyonu dışında ikinci olarak elemelere katılıp Şampiyonlar Ligi’ne katılmayı başaran Fenerbahçe’yi ve geri dönüşü ile fark yaratan Sayın Aziz Yıldırım’ı tebrik edelim.. Zira Lyon’daki maçta yapılanları ve takımın zihinsel karşı koyma gücünü gördük..
Ancak bu yazının konusu futbol Şampiyonlar Ligi değildir..
Neo-liberalizmin şampiyonlar ligi kültürü aldatmacası üzerinedir.. Zira bu kültürün zehirli etkilerini kendi çalışma alanım olan uluslararası hukuk alanında sonuna kadar yaşamaktayım..
Sevgili okurlarımız anımsarlar..
Daha önceki yazılarımda bize öve öve anlatılan, her konuya mihenk taşı olan uluslararası hukuk dediğimiz yapı parçasının hegemonyanın elinde oyuncak olduğunu anlatmıştım..
Bir uluslararası hukuk akademisyeni olarak da geçmişe dönüp baktığımda, kendi alanımız olarak yutturulan her şeyle nasıl mücadele içinde olduğumu görüyorum.. Diğer bir deyişle emperyalist tahkimatın saldırısı altında kendi alanımızı korumak için ne kadar uğraştığımızı, bu süreçte içten ne tür sabotajlara maruz kaldığımızı..
Sabotaj konusu burada dursun..
Zira ayrı bir yazı olacak özellikte ve büyüklükte bir konu..
Şimdi gelin, yakın zamanda karşımıza çıkan bazı hususları konuşalım..
HER BİR KONUNUN ŞAMPİYONLAR LİGİ
Elitist demokrasilerde bu kavramın ortaya çıkması kaçınılmazdır.. Her bir grubun içinden bir şampiyon belirlemek ve şampiyonlar için ayrı bir lig oluşturmak.. Tamam hadi dediniz ki mücadelenin denkliği açısından bunu yapalım.. Gerçek yarışma denk güçler arasında olsun..
Ancak toplumsal paylaşımın en büyük payını buraya vermenin anlamı nedir? Pastadan öyle bir pay veriliyor ki neredeyse o payı alan kişi veya takımların o ligde kalıcı olmak için her olanağa sahip olmaları kaçınılmaz ..
Bu da endemik bir topluluk yaratıp dışarıdan gelenin katılımını imkansız hale getiren bir güç oluşturmakta.. Yani sonradan yarışmaya katılanlar için geçirgenliği olmayan oldukça kalın duvarları aşmak zorunluluğu vardır..
Peki puanlama ve bu duvarları aşma konusunda tüm topluma eşit mi davranılır? Asla.. Tipik neo-liberal anlayış..
Peki sadece futbolun mu şampiyonlar ligi vardır?
Tabii ki hayır..
Mesela basketbolda bunun adı Euroleague.. Voleybolda CEV şampiyonlar ligi.. Teniste Grandslam turnuvaları böyledir..
Hep spordan mı örnek vereceğiz?
Başka alanlarda yok mudur? Mesela akademide, inşaat sektöründe, sağlık hizmetleri alanında.. Hepsinde bir elit grup belirli konulara sahip çıkar..
Bunların çoğu da küreseldir..
Sermayenin çokuluslu yayılımı ile kamu hizmetleri sektörü küresel bir sektör halini almıştır..
Akademide uluslararası derecelendirme kurumları vardır.. Bir iki sefer sırf değerlendirmenin hangi esaslara göre yapıldığını anlamak için hakemlik teklifini kabul etmiştim..
Bunun dışında inşaat sektöründe dev altyapı hizmetleri sunan firmaların olduğu grupların oluşturduğu uluslararası kuruluşlar vardır.. Sağlık hizmetlerinde uluslararası oluşumlar ile hizmet gelişimi anlayışı sıktır..
ULUSLARARASI HUKUK VE ŞAMPİYONLAR LİGİ
Buraya kadar anlattığım kısım sizde heyecan yaratıyor mu bilmiyorum.. Ama bundan sonrası için konu epey ilginç..
Bizim akademide son 10-15 yılda gelişen yeni bir anlayış var..
Bir akademisyenin bütün akademik bilgi birikimini o akademisyenin yaptığı yayınlar çerçevesinde değerlendirerek, kadro, unvan, özlük hakları, idari takdir, memuriyette yükselme dahil bütün liyakat meselelerini o çerçevede ele alma..
Kulağa pek adil gelmese de yine de eldeki en nesnel kriterler olarak görebilirsiniz..
Zira kimin nasıl ders anlattığını ölçmek çok zor.. Kaç doktora tezi yazdırdığınız ve tezlerin nitelikleri belki önemlidir.. Ama orada da doktora öğrencisinin niteliği, tezin ne tür bir tez olduğu, araştırma esaslı mı, derleme esaslı mı olduğu tartışılır..
Tüm bunlar göstermektedir ki akademisyeni kişi bazlı değerlendirmek gerekir.. Ama nepotizmin bu kadar yaygın olduğu günümüzde kişi bazlı değerlendirme mümkün mü? Yine dönüp yayına bakıyoruz..
Lafı çok dolandırdım galiba..
Bir Amerikan şirketinin veri tabanına kayıtlı belirli dergiler Türkiye’de bazı üniversitelerde akademisyenin yükselmesi için geçiş izninin alındığı yerler..
Söz konusu dergilerde yayın yaparsanız “şampiyonlar ligi akademisyenleri”nden kabul edilirsiniz.. Eğer yapmazsanız ya yükselemezsiniz ya da her bir “şampiyonlar ligi yayını”na denk kendi ulusal ligimiz olan ULAKBİM sisteminde aşağı yukarı dört yayın yapmanız gerekiyor.. Mesela Profesör olmak için doçentlik sonrası şampiyonlar liginde beş yayın yapmanız gerekiyorsa ve ben bunu yapamam derseniz sistem size ikinci bir yol gösteriyor.. Ulusal sistemde “5 x 4 = 20” yayın yap ve hedefe ulaş..
ŞAMPİYONLAR LİGİNDE HUGO GROTIUS
Hugo Grotius 16. yüzyılda 16 yaşında profesör olmuş ve Hollanda kralının uluslararası ticaret danışmanı olmuş kişilik.. Denizlerde Seyrüsefer Serbestliği ve daha sonra yazdığı Savaş ve Barış Hukuku Üzerine kitapları ile önemli etki yaratmış, sonrasında uluslararası hukukun babalarından kabul edilmiştir..
Bizde de Grotius Savaşa ve söylemlerine epey atıf vardır. Savaş ve Barış Hukuku Üzerine kitabına nazire olarak uluslararası güç kullanma süreçlerinin günümüzde geldiği noktayı anlatan bir çalışmayı ben de Nisan 2016’da yayınlatmıştım..
Son dönemde bizim akademi mahallesinde Grotius’u aracı yapan bir ifade ortaya çıktı.. Grotius Anı (Grotian Moment).. Tarifinde pek uzlaşıldığı söylenemez.. Ancak şu şekilde özetlenebilir: Uluslararası bir problemle karşı karşıya kalındığında hukukun özünde yüksek bilişsel düzeyde bir kavrayışın ortaya çıkması..
Bizim “uluslararası hukuk şampiyonlar ligi” literatüründe bu ifadenin kullanıldığı en çarpıcı makale şuydu: “Kimyasal silah kullanan Esat rejiminin durdurulması” için Grotius Anı.. Suriye’de hava bombardımanı yapılmasına olanak veren hukuksal çözüm.. işte bu çözüm “Grotius anı”nın ortaya çıkışıyla olmuştur.. Yani kısacası bu kararı verenler çağın Grotiuslarıdır..Diğer bir deyişle, altına imza atarsanız siz de çağımızın uluslararası hukukunun babası olursunuz..
GAZ ODASI DENEYİ
Gaz odası deneyleri batıda İkinci Dünya Savaşı sürecinde bazı sinir gazlarının denemesi için kobay insanların toplanıp gaza maruz bırakıldıktan sonra gülme, ağlama krizleri dahi yaratan etkilerinin gözlemlendiği deneylerdir..
İşte bizim şampiyonlar liginde herkes birbirini “Grotius anı”na tanık olma veya parçası olma ile tebrik etmekte iken geçtiğimiz haftalarda bir dizi belge ifşa oldu.
Bunların arasında bir Batılı istihbarat şirketinin sözleşme yaptığı askeri şirkete verdiği sipariş olarak “Suriye’de Esad Yönetiminin Kimyasal silah kullanıldığına dair sahte bayrak operasyonunun” gerçekleşmiş olması.. Suriye’de yönetim değişikliği için de 500 milyon dolara yakın bu tür sözleşme giderleri..
Meğer Suriye’de Grotius anı bir histeri atağıymış..
Meğer şampiyonlar ligi gaz odası deneyindeymiş..
Yıllar önce yazar Mehmet Eroğlu, kitabının adında ‘Kusma Kulübü’ ifadesini kullandığında sıradan bir sert tepki olarak görüp, şaşırmıştım..
Gerçekten, şu an hepimiz Kusma Kulübü üyesi olduk galiba..